Araf (3.Bölüm)

Bunu Paylaşın

‘Kont De Marcos!’ diyebildi sadece Rams. Sonrası kaos’a dönüştü. Hizmetliler Rams’ın üzerine atıldılar. Bunlar ahırlarda ve bahçede çalışan hizmetlilerdi. Üzerlerine sinmiş kokudan ve kıyafetlerindeki izlerden rahatlıkla anlaşılıyordu. Hepsi güçlü kuvvetli adamlardı.

Rams, boğuşma esnasında bir an için olayları uzaktan seyreden yaşlı uşakla göz göze geldi.  Adamın dudaklarındaki tebessüm çok belirgindi. Rams’ın içine düştüğü durumdan zevk aldığı açıkça anlaşılıyordu.

Rams, üzerine çullanıp omuzlarından tutan ilk adamın kendisini geri itmesine izin vererek duvara kadar geriledi. Sonra aniden dizlerini kırarak olduğu yere çöktü ve adamlar ne olduğuna anlayamadan hayalarını yumruklayarak ikisini de saf dışı bıraktı. Geriye kalan üç görevliden ortada duran gerçekten çok iriydi. Yüzünde küstah bir gülümsemeyle Rams’a saldırdı. Fiziğine duyduğu aşırı güven, anlaşılan düşünmesini engelliyordu.

Rams, kol gücüyle yenemeyeceğini bildiği adamı durdurmak için hiç uğraşmadı. Belinden çıkardığı ok atarla iri adamın ayağını şatonun mermer zeminine mıhladı.  Beklemediği acıyla sarsılan iri adam bağırmaya başladı. Rams, beklediği boşluğu bulmuştu.  Sağına doğru takla atarak sağdaki hizmetliyle bire bir kaldı. Diğer uçtaki hizmetlinin kavgaya karışması için ortada mıhlanmış iri adamın etrafından dolaşması gerekiyordu. Bu, Rams için yeterli süre demekti.

Hizmetli amatörce yumruğunu salladı. Rams sağ kolunu kaldırıp gelen yumruğu kolayca blokladı ve sol yumruğuyla rakibinin çenesine kuvvetli bir yumruk attı. Nihayetinde bahçede labirent yapmakla dövüşmek aynı şey değildi. Sendeleyen adamın dengesi kaybolmuştu. Rams’ın tekmesi göğsünde patladığında geriye doğru uçtu ve yere düştü. Rams son rakibine döndüğünde adamın kirli ceketini çıkartarak sinirli bir şekilde yere attığını gördü. Ahırda çalıştığı üzerine sinen kokundan belli olan adam ellerini ceplerine atarak iki demir muşta çıkartarak ellerine taktı.

‘Bu işlere yabancı değilsin demek’ dedi Rams, bir yandan ayağındaki oku çıkartmaya çalışan iri adamı kollayarak.

Kontun çalışma odasındaki yabancıyı kaçırmak istemiyordu; ama karşısındaki kavga heveslisinin kendisini rahat bırakmayacağını da biliyordu. Bir an önce içeri girmesi gerektiğini düşünürken kapı açıldı ve Kont De Marcos kapıda belirdi.

‘İçeri gel koruyucu!’

Tüm hizmetliler şaşkın birbirlerine bakarken, Rams fırsatı kaçırmadan hemen içeri daldı. Kont’un konuğu gitmişti.

‘Nerede o?’ dedi Rams, hala az önceki kavganın tansiyonunu hissederek ama asıl kızgınlığının sebebi başkaydı. Kendisini oyalayanların hepsini öldürmek geçti içinden…

Kont kendisine içecek bir şeyler koyarken Rams’a bakmadan ‘Otur’ dedi.

Ses tonu tartışmaya açık değildi.

Rams, az önce yabancının oturduğu büyük koltuğun karşısındaki koltuğa otururken etrafa dikkatle bakıyordu. ‘Belki bir ipucu bulurum.’

‘ Oğlumu koruman için sana bir kese altın verdim.’

‘Altını geri verebilirim.’

‘Lafımı bölme koruyucu!!.’ Kont bir anlık patlamanın ardından derin bir nefes aldı.

‘ Onu almalarına izin verdin. Yol açtığın şeylerin farkında mısın?’

Rams bir an çocukluğuna, kanalın altındaki acımasız dünyaya döndü. Kendisini azarlayan dilencileri hatırladı. Çelimsiz bir çocuğun çaresizliğiyle sadece susup karanlıklarda saklanırdı.

‘Kimdi o?’ diyerek geçmişten ana döndü.

‘Bebeğim için geleceklerini biliyordun. Buna rağmen onu yalnız bıraktın. Sana söylemiştim daha önce denediklerini. Ama sen…’ Kont yumruğunu sıkarak önündeki masaya vurdu.

Rams, adamın haklı olduğunu biliyordu. Bir gece öncesini hatırladı. Saklandığı köşeden, kedigözü gözlüklerin yardımıyla bebeği beşikten alışlarını soğukkanlılıkla seyretmişti. Goblinler doğanın sunabileceği en iyi hırsızlardı. Buldukları değerli taşları, altınları, bazense genç kızları çalarlardı. Bunu yaparken bir amaçla değil, sadece istedikleri için, yaradılışlarında başkasına ait olana gıpta edip alma dürtüleri dayanılmaz derecede güçlü olduğu için yaparlardı.

O gece oradaki goblinler için aynı şeyi söylemek pek mümkün değildi. Anlatmak istese de bunu Kont’a anlatamayacağını biliyordu. Pis yaratıkları, camdan girdikleri andan itibaren, aç gözlülükten değil bir plan çerçevesinde bu işe kalkıştıklarını anlayacak kadar iyi tanıyordu.

‘ Yalnız bırakmadım.’ Çıktı ağzından istemsiz.

Kont yüzünde kocaman bir soru ifadesiyle bakakaldı.

‘ Oğlunuzun peşine kimin düştüğünü bulup, bu işi kökünden halletmek istedim.’

‘ Ama görevin bu değildi’ diye bağırdı Kont. Eldivenli yabancının karşısındaki ürkek adam gitmiş yerine yeniden şehrin en varlıklı adamlarında Kont Edmond De Marcos gelmişti.

‘ Tek varisimi almalarına izin verdin. ‘ Sonra bir an durdu. Bir şey daha söylecekken vaz geçmiş gibiydi.

‘ O kutuda ne vardı? Oğlunuzu geri almanın karşılığı neydi?’

Kont gözlerinde büyük bir nefretle Rams’a baktı. Sonra bir an için düşüncelerinde kayboldu. Bir anlık zayıflık…

Rams aradığı fırsatı yakaladığını biliyordu.

‘Size yardım edebilirim. Bırakın hem aldığımın karşılığını ödeyeyim.’

Asıl motivasyonu elbette bu değildi. Şu an göğsünde yanan intikam ateşini pek az şey söndürebilirdi. O bıçağı taşıyan adamı bulup kalbini sökecekti. Ama şu an Rivani’ den bahsetmenin hiç gereği yoktu.

‘ Verdiğinizi geri alabilirim.’

Kont söylenenleri dinlemiyormuş gibi kafasını iki yana salladı.

‘Bu andan sonra Yaratıcı hepimizin yardımcısı olsun.’

Nedense adamın sözleri Rams’ın tüylerinin ürpermesine neden olmuştu.

‘Kont De Marcos. Beni dinleyin. O adamı bulup verdiğinizi geri alabilirim.’

‘Git buradan koruyucu.’ Kont düşüncelerinin içinde boğuluyor gibiydi. Bardağındaki her ne ise bir seferde bitirdikten sonra kalktı ve odanın uzak köşesindeki diğer kapıya yöneldi.

‘ Size yardım edebilecek insanlar var.’ Rams sözlerini, yaşadıkları şehir henüz küçük bir köyken çevredeki toprakların sahibi olan kraliçe soyundan gelen çok güçlü bir adama sarf ettiğini biliyordu; ama maddi gücün hükmünün olmadığı bazı kapılar vardı.

Kont arkasını dönmeden konuştu.

‘  O insanlara tüm savaşları sonlandıracak savaşa hazır olmalarını söyle.’

Kont kapıdan çıktığında Rams bir süre öylece bekledi. Duydukları karşısında kanı çekilmişti.  Bu tabiri daha önce duymuştu. Rivani ile birlikte geçirdiği ikinci yılda bir akşam sohbetinde, başka bir koruyucunun Rivani ile giriştiği hararetli tartışma geldi aklına. İki adamda kendilerinin haklı olduğunu savunuyordu. Yanan ateşin yansıdığı yüzleri anın kızgınlığıyla iyice kızarmış iki adam, sohbetten anlaşamayarak kalkmışlardı.

Rams tartışmanın ne üzerine olduğunu hatırlamıyordu. Yükselen seslerden tedirgin, köşeye sinen küçük Rams bir ara Rivani’nin ‘ Savaşları sonlandıracak savaş çıksa beni ikna edemezsin. Ben gördüklerimden eminim’ demişti. Savaşları sonlandıracak savaş, küçük Rams için çok büyük bir ifadeydi. Hayatta kalma savaşı veren bir çocuğun dikkatini çekecek büyüklükte bir ifade…

Rams, şatonun bahçesine çıktığında ne yapacağını bilmez bir halde yağmurun altında öylece durdu. Elinde ne vardı; kırık bir gurur, boş bir cep, aldığı altınları Kont’un masasına bırakmıştı, takip edemediği izler ve söndüremediği intikam duygusu… Çocukluğunun geçtiği kanal sokaklarına inerek birkaç kulağı deliği sıkıştırabilirdi; ama şehrin soylularına ait dedikodular kanalın izbe sokaklarına inene kadar birkaç gün geçecekti.  Şatoda çalışan bir hizmetlinin tanık olduğu olayları ve ağırladığı soyluları sarhoş olduktan sonra umursamadan anlatmaya başlamasına daha vardı. Kontun çocuğunun kaçırılma haberi bile şehrin dibine henüz ulaşmamış olabilirdi.

Rams kararsız, yağmurun altında düşünürken bahçenin karşı köşesinde Kont’a ait at arabalarının durduğu büyük binayı gördü. Genç bir çocuk yağan yağmurdan korumak için dışarıda kalmış at arabasını koşum takımından tutmuş içeri çekmeye uğraşıyordu. Rams gülümsedi. Gururu kırılmış olabilirdi ama hala düşünebiliyordu.

Koşarak gencin yanına gitti. Yağmur şiddetini arttırmaya başlamıştı. Koşumun diğer tarafına geçerek arabayı çekmeye başladı. Genç şaşırmıştı.

‘Lordum napıyorsunuz? Islanacaksınız’

‘Ben asilzade değilim rahat olabilirsin evlat. Yardım etmeye geldim.’

Genç çocuk en fazla on altısındaydı. Tereddütle teşekkür etti.

Arabayı içeri soktuklarında Rams, binanın ahırın devamı olduğunu fark etti.

‘Tekrar teşekkür ederim efendim.’

‘Önemli değil evlat. Her durumda ıslanacaktım. Yolum uzun, en azından yardım etmiş oldum. Adım Rams.’ Genç kafasını saygıyla öne eğdi.

‘Ben de Luka’

‘Merak ettim Luka’ dedi Rams vakit kaybetmeden. ‘Kont’u ziyarete gelenlerin arabalarıyla sen mi ilgileniyorsun?’

‘Evet’ dedi genç. Aksanı ve tavırlarından şatoda doğduğu anlaşılıyordu.

‘ Acaba bu gece Kont’u ziyarete gelen arabayla da sen ilgilenmiş olabilir misin?’

Luka cevap vermek için ağzını açmıştı ki binanın arka tarafından kalın bir ses duyuldu.

‘Sakın cevap verme Luka.’

Rams sesin geldiği yöne döndüğünde Kont’la konuşmasından hemen önce ellerinde muştalarla kapıda kalan adamı gördü.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 5 / 5. Oylama sayısı: 1

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram
Araf (6.Bölüm)

Beraber dışarı çıktıklarında Misa’nın sadık köpeğini hala ateşin başında uyurken buldular. Dev köpek böyle bir gecede yan yana savaşmak için » Devamını Oku...

Araf (7.Bölüm)

Gece ilerledi. Rams bulunduğu yerden Araf’ın uğursuz yaratıklarını ve bu dünyanın ruhu kararmış insanlarını izledi. Telaşlanmaya başlamıştı. Agrap’ın söylediklerini düşündü. » Devamını Oku...

Araf (8.Bölüm ve Final)

Emrindeki iki yaratığa yaptıklarını gördükten sonra Rivani’nin ve Misa’nın katilini bulduğuna emindi. İntikam hissinin verdiği kuvvetle yürümeye devam etti. Masadaki » Devamını Oku...

Araf (5.Bölüm)

Şehrin sokaklarında bu gece kimse yoktu. Yağmur tüm şiddetiyle devam ediyordu. Arsız, hırsız ve uğursuzların hepsi tıpkı fareler gibi saklanacak » Devamını Oku...

Kurgu Ve Kurgusal

Kimin aklına gelir; yayınevleri tarafından yirmi dört kez geri çevrilen bir romanın Dünya üzerinde yirmi milyondan fazla satacağı? Ya da » Devamını Oku...

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir