Araf (7.Bölüm)

Bunu Paylaşın

Gece ilerledi. Rams bulunduğu yerden Araf’ın uğursuz yaratıklarını ve bu dünyanın ruhu kararmış insanlarını izledi. Telaşlanmaya başlamıştı. Agrap’ın söylediklerini düşündü. Pek çok şey ona bağlıydı; ama ne esrarengiz sözde İki Dünya’nın Efendisi’nden ne de olmasını beklediği bir ayin ya da seremoniden iz vardı. Rams ne yapabileceğini düşünürken onu gördü. Oradaydı. Topallayarak yürüyordu. İğrenç burnu yamulmuş bir halde kalabalığın arasında ilerliyordu.

Rams hemen merdivenlere yöneldi. Kontun bebeğini kaybettiği akşam terk edilmiş depo da bacağından yaralayıp tekmelediği goblin büyük bir telaşla ilerliyordu.

Rams bunun ilahi bir işaret olduğunu düşündü. Bu lanetli yerde birisini gördüğüne sevineceğini asla düşünemezdi. Telaşlı adımlarla alt kata indi. Salonun uzunluğu yüz adımdan fazlaydı. Belli bir mesafeden Goblin’i takip etmeye başladı. Bacağındaki ok yarasına rağmen son derece telaşlı ve hızlı adımlarla ilerleyen yaratık salonun sonundaki platforma doğru ilerliyordu. Muskanın verdiği görünmezlik avantajına güvenerek ilerleyen Rams takip edildiğinden habersizdi.

Çatal dilli ifrit için koku, belirleyici özellikti ve insan teri kokusu almıştı. Hem de gözlere görünmeyen birisine ait bir kokuyu, kapıdan bir süre önce giren iki insanla birlikte aldığı üçüncü bir varlığın kokusu…

Rams, yoluna çıkan ve kendisini görmeyen yaratıklardan kaçınarak takibi platforma kadar devam ettirdi. Goblin basamakları çıktıktan sonra son bir kez telaşlı arkasına dönüp baktı ve takip edilmediğinden emin olarak platformun arkasında bulunan ilk bakışta fark edilmeyen bir aralıktan içeri süzüldü. Rams hızlı adımlarla gözden kaybolan goblinin arkasından daldı. Belli aralıklarla duvara asılmış gaz lambalarının aydınlattığı ince uzun bir koridor sola doğru kıvrılarak geriye, hanın girişine doğru devam ediyordu. Rams elinde ok atarı, avuçlarında hissettiği teri, yanan intikam ateşini ve kulaklarında hissettiği nabzını yok sayarak ilerlemeye devam başladı.

Çatal dilli ifrit, tatlı insan eti kokusunu salondan uzaklaştıkça çok daha net duymaya başlamıştı. Kafasını kaldırarak havayı bir kez daha kokladı. Ter kokusunu daha net duyabiliyordu. Otuzlu yaşlarında bir erkekti takip ettiği insan. İştahı açılmıştı.

Önce kokusu çekici gelen bu erkekle çiftleşecek sonra da etinin ve kanının tadına bakacaktı. İnsan hızlı ilerliyordu. Efendisinin gizli odasına varmadan onu yakalaması gerekiyordu yoksa bir Ghul’e yemek olmaktan onu hiçbir şey koruyamazdı. İnsanın çekici kokusu ve teri hormonlarını harekete geçirmiş, açlığını arttırmıştı; ama hiçbir şey efendisine karşı duyduğu korkudan daha üstün değildi.

            Rams, Goblin’i yakalamıştı. Uğursuz yaratık, koruyucuyu efendisine götürdüğünün farkında değildi. Koridorun tahminen ortalarında sol tarafta bir kapı göründü. Goblin kapının önünde durunca tereddüt ederek kapıyı çaldı. Rams, aldıkları mesafeden buranın barın arka kısmı olduğunu tahmin ediyordu. Çok akıllıca diye düşündü. Barın arkasına yapılmış gizli bir oda ve salondan görünmeyen bir yan yol… Bu binaya asla izin verilmemeliydi diye düşündü. Goblin kapıyı açtı ve eğilerek selam verdi. Rams bir kez daha gülümsedi.  Rivani’nin intikamını birazdan alacaktı. Tam o anda arkadan gelen bir ses duydu.

            İfrit adımlarını hızlandırarak takibe devam ediyordu. Belli aralıklarla durarak geldiği yönü de kokluyordu. Bu insan görünmez olmak için ne tür bir büyü yaptıysa takip edildiğini anlayarak geldiği yoldan dönmüş olabilirdi. İfrit küçük ayaklarıyla sessizce ilerliyordu. İblis türünde yaratılmış bir canlı için zarif bile sayılabilirdi. Parmak uçlarında koşmaya başladı. Efendisinin odasına yaklaşmıştı. Bu gece önemli bir şeyler olacağını biliyordu. Şehrin birkaç zengini ve Araf’ın kudretli birkaç varlığı buradaydı. Koşması koklama yetisini azaltıyordu. Bir an için dengesini kaybederek duvarda asılı gaz lambasına çarptı. Olduğu yerde durdu ve havayı kokladı. İnsanın ve Goblin ’in kokularını duyabiliyordu. İkisi birbirine çok yakındı. Sonra birden insanın kokusu kayboldu.

            ‘DUR! diye bağırdı. Goblin bir anda dönerek sesin geldiği yöne baktı. İçeriden iki goblin daha kapıya çıktı. Ellerinde mızraklar vardı. Zümrüt gözlü ifrit nefes nefese onlara bakıyordu.

‘Ne istersin sen?’  Mızraklar ifrite dönmüştü bile.

‘Burada bir insan var. Kokusunu takip ederek buraya kadar geldim; ama şimdi koku kayboldu. Efendimizin haberi olmalı.’

‘Efendiye biz söyleriz. Sen geri dön’ dedi yol boyunca takip edilen burnu kırık goblin.

İfrit tereddütle kafasıyla olur vermişti ki içeriden gür bir ses duyuldu. İfriti içeri getirmelerini söylüyordu. Kapı kapandı. İfrit daha önce bu odaya hiç girmemişti. İşkence gören hemcinslerinin ya da zevkten inleyen insanların seslerini duymuştu ama odaya hiç girmemişti. Efendisi dikdörtgen odanın diğer ucunda oturmuş daha önce duymadığı bir lisanda bir şeyler okuyordu.  Tüm dikkatini önünde okuduğu kitaba vermişti. İfriti içeri almalarını söyleyen vampir de diğerleri gibi sabırla bu büyüleyici lisandaki sözlerin bitmesini bekliyordu.

İfrit tekrar havayı kokladı. İnsanı kaybettiği için çok sinirliydi. Birden nereye kayboldu diye düşünürken efendisi okuduğu kitaptan kafasını kaldırarak ifrite baktı.

‘Anlat’ dedi kan donduran bir sakinlikle.

‘Bir insanın kokusunu aldım İki Dünyanın Efendisi. Kapıdan başka insanlarla birlikte girdi. Ama göze görünmüyordu.’

Efendi koltuğunda doğruldu. Siyah uzun saçları gözünün üzerine düştü. Siyah gözleriyle ifrite baktı. Göz bebeklerini tamamen kaplıyorlardı.

‘Neden o anda Goblinlere haber vermedin?’

İfrit yutkundu, istemsiz bir adım geri attı; ama arkasında duran Gobline takıldı.

            ‘O anda başka konuklar geldi Efendim. Sonrasında kokuyu kaybettim. Ta ki şu goblin gelene kadar.’

            İşaret ettiği goblin, huzursuz yaralı ayağını unutmuş gibi sağa sola sallanmaya başladı.

            ‘Efendi bağışlasın. Ben takip edilmedim muhakkak eminim.’

            Rams o hırıltıyı daha önce de duymuştu. Limanda bebeği kaybettiği gece tıpkı şimdiki gibi yaralı yüzlü goblin konuşmuş ama sözde Efendi duyduklarını beğenmemişti. Rams, nefesini tutmuş bir oda dolusu düşmanın içinde ne aradığını kendi kendisine sorar bir halde olan biteni izliyordu.

Kendisini takip eden ifriti son anda fark etmişti. Cebinden çıkardığı misk şişesini başından aşağı boca edip etkisini göstermesini beklemişti. Bu ifrit türüne koruyucular kendi aralarında ‘Erkek yiyen ‘adını takmışlardı. Rams kapıdan girdiği anda ifriti tanımıştı; ama yağan yağmurun ve beraber girdiği 2 adamın kokusunu saklayacağını düşünmüştü. Yanılmıştı.

Rivani, ağaç kabuklarını kaynatırken ne yaptığını soran genç Rams’a ‘Bunu öğrenmen önemli’ demişti. ‘Bir sokak arasında yaralanıp hareket edemez hale gelirsen, kan kokusunu ve diğer tüm kokuları kapatmak için bunu kullanmalısın.’

Hala hayatımı kurtarıyorsun yaşlı adam…

İki Dünya’nın Efendisi yerinden kalkarak ellerini arkasında birleştirdi. Odada gergin bir sessizlik oldu.  Sessizliği bozan tek şey nefes alırken çıkardığı hırıltıydı. Rams adamı ilk defa net görebiliyordu. Uzun boylu, yapılı bir adamdı. Siyah saçlarında orta yaşlarının sonlarında olduğunu gösteren beyazlar vardı. Kalın kaşları ve siyah gözleri adama korkutucu bir hava veriyordu. Adam ifrit ve goblinin oldukları yere yaklaştı ve durdu. Kafasını gobline çevirdi ama elini ifrite doğru uzattı ve yaratığı ince boynundan yakaladı. Ya elleri çok büyüktü ya da ifritin boynu çok inceydi.

Rams’ta odada bulunan diğer izleyiciler gibi nefesini tutmuş olan biteni izliyordu. Efendi ifriti kendisine çekene dek gobline baktı ve sonrasında kafasını çırpınan ifrite döndürerek burun buruna geldi. İfrit, ayakları yerden kesilmiş bir halde, bir nefes alabilmek için tüm gücüyle çırpınıyordu. Uzun tırnaklarıyla efendisinin ellerini tırmalamaya başladığında boğazında hissettiği baskı daha da arttı. Ve sonrasında kemik sesleri duyulmaya başladı. İfrit artık hareketsizdi. Kafası adamın iri elinin içinde garip bir açıyla yana yattı, çatal dili ağzından sarktı. Efendi derin bir hırıltıyla ellerinde can veren yaratığa baktı ve sonrasında hiçbir şeymiş gibi yanan şömineye doğru fırlattı.

Rams farkında olmadan yutkundu. Bu adam kesinlikle insan değildi. Böyle bir güce sahip olabilmek için başka bir şey olmak gerekiyordu. Rams, bunları düşünürken İki Dünya’nın Efendisi topal gobline döndü. Yaratık istemsiz yere kapandı.

‘Efendi affetsin beni’ dedi, acınası bir tavırla. Rams tüm olan bitene tanıklık ederken burada bulunma nedenini unuttuğunu fark etti. Asıl amacı odanın karşı köşesinde, masanın üzerinde duruyordu. Köşeden çıkıp adımlarına dikkat ederek ilerlemeye başladı. Odadaki herkesin dikkati başka bir yöne çevrilmişken kitabı alabilirdi.

Goblinin yakarışı fayda etmemişti. İki Dünya’nın Efendisi yaratığı kendisine doğru kuvvetle çekti ve sivri tırnaklı, iri elini karnına soktu. Bir eli yaratığın çenesinde, diğer eli böğründe yaratığın son çırpınışlarını izledi.

Rams, goblin efendisinin elinde can verirken aynı hizadaydı. Adamın siyah gözlerini bir anda bulunduğu tarafa çevirip kendisine baktığını gördü. Sanki onu görüyordu. Nefesini tuttu ve kıpırdamadan bekledi. Adamın gözlerinde deliliği gördü. İçine yayılan korkunun esiri olmamak için tırnaklarını etine geçirdi. Acı kendisine gelmesini sağladı. İçinde kaybolduğu boşluk kadar siyah gözler bir an sonra cansız yatan gobline çevrildi. Rams, bacaklarında topladığı güçle kitaba doğru yürümeye başladı.

İri adam ‘Sıra sende koruyucu!’ dedi hayvansı bir sesle. Elinden damlayan goblin kanı antika halıda birikirken etrafına baktı.

‘Burada olduğunu hissediyorum. Bu gece hayatının son gecesi olacak.’ Sonra ellerindeki mızraklarla hemcinslerine yapılanı görmemeye çalışan iki gobline dönerek ‘Kapıyı kapatın’ dedi. İki goblin efendilerine sözünü ikiletmeden fırladılar.Rams, burada sıkışıp kalacağını düşünmemişti. Buraya gelirken başına ne geleceğini bilmiyordu. Plan yapması mümkün olmamıştı. Her şey bir anda gelişmişti ve her ne olursa olsun amacına sadece birkaç adım uzaktaydı. Kararlılığını kaybetmemeliydi. Sonrasında intikamını alacaktı.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 5 / 5. Oylama sayısı: 1

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram
Araf (3.Bölüm)

‘Kont De Marcos!’ diyebildi sadece Rams. Sonrası kaos’a dönüştü. Hizmetliler Rams’ın üzerine atıldılar. Bunlar ahırlarda ve bahçede çalışan hizmetlilerdi. Üzerlerine » Devamını Oku...

Araf (8.Bölüm ve Final)

Emrindeki iki yaratığa yaptıklarını gördükten sonra Rivani’nin ve Misa’nın katilini bulduğuna emindi. İntikam hissinin verdiği kuvvetle yürümeye devam etti. Masadaki » Devamını Oku...

Araf (5.Bölüm)

Şehrin sokaklarında bu gece kimse yoktu. Yağmur tüm şiddetiyle devam ediyordu. Arsız, hırsız ve uğursuzların hepsi tıpkı fareler gibi saklanacak » Devamını Oku...

Araf (6.Bölüm)

Beraber dışarı çıktıklarında Misa’nın sadık köpeğini hala ateşin başında uyurken buldular. Dev köpek böyle bir gecede yan yana savaşmak için » Devamını Oku...

Araf (2. Bölüm)

Yanan tütsünün kokusuna uyandı. Gözlerini araladığında bulunduğu odayı hatırladı... ‘Misa!’ diye mırıldandı. Dudakları birbirine yapışmış, boğazı kurumuştu. Odada yalnız olduğunu » Devamını Oku...

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir