Kelimelerin gücü adına! Güç bende artık. Çünkü yazabiliyorum: Bazen polisiye, bazen distopya, bazen de kara mizah. Yayınlanmış çalışmalarım var. (öykü, roman) Ayrıca bazı yerel ve ulusal mecralarda da yazmaya çalışıyorum. Nitekim yazmak, bir kere yapıştı yakamıza vesselam…

Tarihin Kayıp Renkleri-3 ve Final, Bir Cellat Hikâyesi: Ölümün Kardeşi Gerdankeş İsmail

Aynı anda iki pehlivanla güreş tutacak kadar şahbaz, çaldığı kılıçla bir merkebi ortadan ikiye bölecek kadar pazısına kuvvetli, bir ok menzilindeki kargayı attığı mızrakla vuracak kadar şahin gözlü, iki yüz okkalık bir gürzü sallayacak kadar bileğine kuvvetli, âlemin sığınağı, Yaradanın gölgesi, sadece Müslümanların değil reaya ve keferenin de velinimeti olan padişah efendimiz; siyaset oduyla yanıp piştikten, yeniçeri ve sipahi ağalarıyla valide sultanın vesayetinden sıyrıldıktan ve açıklara sürüklenen devlet gemisinin dümenini […]

Devamını Oku »

Tarihin Kayıp Renkleri-2 Ölümsüz Bir Dalkavuk: Dalkavuk Hüseyin Efendi (Sallabaş Çelebi)

ÖNSÖZ “Dal” ya da “dala” kelimelerinin “sallamak” manasına geldiğini savunan kimselerce dalkavuk tabirinin kavuk sallayan, yani her şeye kafa sallayıp evet diyen anlamına geldiği iddia edilse de işin aslı farklıdır. “Dal” kelimesi aynı zamanda “yalın, çıplak” da demektir. Nitekim daltaban yalın ayak anlamına gelirken, evde sadece bir donla dolaşan erkek çocuklarına analarımızın “Yavrum kaç defa söylüyorum, evin içinde daltaşak dolaşma!” şeklindeki uyarılarında geçen daltaşak da çıplaklık anlamına gelmektedir.             Osmanlı […]

Devamını Oku »

Öykü Serisi: Tarihin Kayıp Renkleri 1 – Bir Acayip Yeniçeri: Altı Okka Cafer Ağa

“Okudun mu Galip’in son yazısını?” dedi Ozan ve bilgisayar ekranındaki sayfayı gösterdi: “Şarki Anadolu’nun Kökenleri-Galip Çalba” “Yok,” dedi ayakta duran Murat. Gülümsedi ve kanepeye oturdu. “Gene neler yumurtlamış?” “Ya saçmalamış aslında,” dedi Ozan ve döner koltuğunu yüz seksen derece çevirdi. Ayak ayaküstüne atıp ellerini göbeğinin üzerinde kenetledi. “Söylediklerinin bilimsel dayanağı yok. Yok efendim neymiş, Gazianteplilerin kökeni Göktürklere dayanıyormuş.” “Nasıl yani?” “Ya bilirsin işte Antep’in yerlileri biraz şiveli konuşurlar. Mesela geliyoruma […]

Devamını Oku »

Bir Kıssa, Bir Öykü: Zahirin Perdesini Aralamak

Son zamanlarda işsizlerin, yolsuzların, çulsuzların, hastaların, sahipsizler ve kimsesizlerin, loto oynayanların, piyango bileti alanların, kısmet arayanların, sınava gireceklerin, kolay doğum yapmak isteyen hamilelerin, tuttuğu takımın şampiyon olmasını arzu edenlerin, kellerin, ev ve araba sahibi olmak isteyenlerin, evde kalmış kızların, evliliği kötü gidenlerin, yola çıkanların, iflas edenlerin, çocuğu olmayanların ve ümidini kaybedenlerin uğrak yeri haline gelen Hazreti Kerim Türbesi, hikâyesiyle merak konusu oldu. İçinde yatan mübarek zatın kim olduğu hakkında çeşitli […]

Devamını Oku »