Babalar Ve Çocuklarını Konu Alan Kafası Karışık Bir İş: The Tomorrow War

Bunu Paylaşın

Bugün, Amazon Prime‘da yayınlanan ve başrollerinde Chris Pratt, Yvonne Strahovsky ve J.K.Simmons gibi önemli aktörlerin boy gösterdiği bilim kurgu yapım The Tomorrow War‘ı inceleyeceğiz. İncelememize geçmeden önce spoiler/sürprizbozan uyarımızı yapalım ve fragmana göz atalım.

Yönetmenliğini Lego filmlerinden tanıdığımız Chris Mckay’ın yaptığı filmin sinopsisi kısaca şöyle; emekli başçavuş Dan Forester, bioloji öğretmenliği yaptığı lisesinden bilimsel bir kariyere adım atmak istemekte ancak özel sektör deneyimi olmadığı için başarılı olamamaktadır. Kızı Muri’yi de bilim insanı olmak üzere eğitmekte olan Dan, yılbaşı gecesi dünyaya gelen zaman yolcularının getirdiği haberle kendisini kısa süre içinde bilimsel bir kariyer içinde değil kapattığı bir defter olan savaşta bulur. Babasının terk ettiği ve bu sebeple kızını asla terk etmeyecek bir adam olan Dan, gelecekte karşılaştığı kızından sadece dünyanın değil kendisinin de mahvolduğunu öğrenir.

Film hakkında öncelikle ifade edilmesi gereken olgunun, başlığımızda belirttiğimiz “kafa karışıklığı” olduğunu belirtmekte fayda var. Bunun çeşitli katmanları var. Örneğin cast konusuna eğilelim, Chris Pratt gibi bir süper yıldız ve J.K.Simmons gibi karakter oyunculuğu bazında ağır bir topun -ve ücretinin- yönetmen Chris Mckay’ın yönetimine bırakılması ilk göze çarpan nokta oluyor.

Biraz açalım ve net olalım; Chris Mckay kötü kurgusu ve özellikle ağır çekim kullanımı takıntısı sebebiyle olduğu kadar climax anlarını kaçırmasıyla bence başarısız bir yönetim gösteriyor. Climax anlarında yanlış kamera açıları ve temposu kullanması, en önemli özelliği “uzaylı istilasına” karşı yapılan epik bir savaş olan yapımı, katarsis anlarından mahrum ediyor.

Film soundtrack olarak da epikten uzak bir yapıya sahip. Elbette dünya çapında sinemalarda gösterilmeyecek bir platform filminin minimal yapısı kabul edilir bir mazeret olabilir ancak Chris Pratt ve J.K.Simmons işin içine girince… Sanırım ne demek istediğimizi anlatmış oluyoruz. Buradan hareketle bir başka kafa karışıklığına geçersek, minimal bir yapım başlığına geçiyoruz.

Evet, film, aslında kaybedilmiş bir savaş üzerine kurulu olduğu ve bunu baba/çocuk evrensel teması potasında erittiği için minimal bir senaryo seçimi anlamlı görünüyor. Bununla birlikte çok kötü kotarılmış bir hava saldırısı sahnesi, kahramanca ölen askerler ve “one liner” larla bezenmiş dolu gözler epik mi, minimalizm mi sorusunu bir kez daha karşımıza çıkartıyor.

Ama asıl kafa karışıklığı filmin tonunda kendini gösteriyor. 2050 Miami’sine inen ilk askerlerin uğradığı felaket ve hem onların hem de dünyanın karanlık kompozisyonu görsel öğesine ek olarak, yine 2050 Miami’sine giden herkesin aslında o zaman dilimine ulaşamayacak kişiler olduğu fikirsel karanlığı ile gerçekten esaslı bir kült imkanı sunabilecekken, film anlaşılabilir bir aile draması ve anlaşılamaz bir formüle türeve evriliyor.

Temelde sorun, bilim kurgu öncüllerinin türevi olmaya dayanan benzerlikler, türün sınırlarının belirlenmiş olması ve formülize senaryo yapısından kaynaklanıyor. Bununla birlikte “ton”la kurtarılabilecek bu durum, yönetmenin zanaatsal ve organizasyonel görevlerini, sanat yönetiminin önünde tutması sebebiyle olduğunu sandığım bir şekilde kurtarılamıyor. Esasen son derece iyi bir fikir, bir “profesyonel iş” bakışı ile sahipsiz kalıyor.

Peki bu fikrin işlenmesinin yapısal bir zorluğu yok mu? Aslında var. Öncelikle zaman yolculuğu her ne şekilde işlenirse işlensin, kuantum bir paralel evrenler sorununa yol açacağı için, bu tür filmlerde, herhangi bir izleyicinin bir mantık sakımı bulması kaçınılmaz. Fikrin işlenmesi başlığında da bir aile draması ile uzaylı istilasını birleştirmenin de zorlukları olduğunu inkar etmek yine yersiz.

Bütün bu olgulara ek olarak, bir de Alien benzeri bir biyolojik silah konsepti, Transformers tarzı uçak, uçak gemisi ve üs sahneleri, kovan mantığı ve yine Aristo poetikasında yeri olan duygusal klişeleri eklediğimizde vardığımız sonuç eli yüzü düzgün bir profesyonel zanaatla karşı karşıya olduğumuz gerçeği oluyor.

Filmin senaryosunda belirtilmesi gereken bir olguya da değinmek gerekiyor. Son derece formüle olduğunu belirttiğimiz senaryo, hareketini, karakterlerin hatalarından alıyor. Tek tek örneklemek gereksiz -ve filmin yapımcılarının bile önemsemediğini de düşünürsek- bir değer verme olacaktır. Ancak doğru hareket eden profesyonel karakterler ve standart askeri prosedürün hakim olduğu bir organizasyonda, bu filmi yapmaya yetecek sebep sonuç ilişkileri kurulamazdı.

Yine de gelecekte çocuğu ile karşılaşan eski bir asker -ve kızının biraz kolay tahmin edilen trajik finali-, savaşa gönderilen askerlerin 2050’den önce ölecek olması, herkesin ikinci bir şansı hak etmesi konusunu zaman yolculuğu “mucizesi” ile birleştirmesi ve kendi çocuğu ile olan ilişkisinde yaptığı ve yapmaya hazır olduğu tüm fedakarlığın kendisi ile sorunlu bir ilişkisi olan babası tarafından da yapılmaya hazır olunduğunun ortaya çıkması duygusal climaxi gibi karma düzeyde kalifikasyonların varlığı da yine inkar edilemez. Ama işte, karma düzeyde kalifikasyonlar bunlar…

Oyunculuklar konusunda da genelde stereotip prformanslar izliyoruz. Belki duygusallığı biraz abartıyor olmakla birlikte yetişkin Muri rolündeki Yvonne Strahovsky’nin güçlü ve yaralı duruşunu diğerlerinden bir tık yukarıya koyabiliriz. Jasmin Mathews’in canlandırdığı Teğmen Hart’ın da aynı yapım içinde farklı iki psikolojiyi canlandırdığını da es geçmemek gerekir.

Efektler standart izleyiciyi rahatsız etmezken, özellikle uzaylıların yakın plan kompozisyonlarının başarılı olduğu söylenebilir. Ancak ortada bir efekt şaheseri de yok.

Aslında ortada tam olarak ortalama bir iş var. Ancak sinemada bilim kurgu izlemeyi özleyen kitleler için yer yer doyurucu bir seyirlik olduğunu da eklemek hakkaniyetli bir son cümle olur kanaatindeyiz.

Esen kalın.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 5 / 5. Oylama sayısı: 2

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir