Berdan Sarıgöl’den Tefrika Bir Bilimkurgu Novella – Universum: Maeve Koavis’in Kayıtları 19.Bölüm Ve Final

Bunu Paylaşın

Çıkış: Yeni Bir Umudun Doğumu

“İyi günler sevgili uzay yolcuları! Şu anda Kanal U11’i izliyorsunuz. Yolda olan araçlar için hazırladığımız Evrensel Haber Bülteni ile karşınızdayız. Ben John Jonn Mulaney, size bugün içerisinde bütün evrende yaşanan her şeyi aktaracağım.

Universum Holding Genel Müdürü ve yöneticisi Megali Universum Jr, yıllardır varlığı ve etkinliği tartışılan Kara Hilal örgütü hakkında ilk resmi tanıma ve mücadele programını açıkladı. Bu program kapsamında, istasyonların işleyişinde yapılacak değişiklikler, gezegenler arası olabilecek bütün seyahatler ve iletişim araçlarının kullanımı ve Kara Hilal terörü ile mücadele edilmesi için izlenecek olan yolları açıklayan Megali Universum Jr, yeniden bir Universum Ordusu kurulabileceğini söyledi. Şimdi Megali Universum Jr tarafından yapılan açıklamayı sizlere aktarıyoruz:

‘Sizlere bunu söylemekten üzüntü ve utanç duyuyorum, ancak maalesef evrenimizi tehdit eden terörün boyutları, şu andaki gücümüz ve yollarımızla mücadele edemeyeceğimiz kadar kötü hale gelmiştir. Bu terör, sadece şirketleri ve Universum’u değil, bütün hayatları tehdit edebilecek kadar tehlikelidir. İstedikleri, bütün bir evreni ve içerisindeki her şeyi yok etmektir. Buna asla izin vermeyeceğiz, bu yüzden sizlerin de katılımını gerektiren yeni bir mücadele planını açıklamaktan şeref duyarım!

Öncelikli olarak, ticaretin ve iletişimin düzenlenmesi hakkında yeni düzenlemelerimizi açıklamaktan şeref duyarım. Universum Holding işletmesinde olan uzay istasyonları ve yine Universum Holding kapsamında olan şirketlerle çalışan gezegenler ve gezegen sistemleri, herhangi bir savaş durumunda ellerinde olan savaş gemilerinin yüzde onunu, insan dışı savaş araçlarının yüzde yedisini ve kendilerinde kayıtlı olarak ikamet eden savaşçılar ve ödül avcılarının yüzde yirmisini Universum Holding Çekirdek Birimi’nin direkt hizmetine sunacaktır. Ayrıca bu birimlerin bütün geri hizmetlerini de, masraflarının yüzde yirmi beşi direkt olarak bizim tarafımızdan ödenmesi esasına göre birimlerin ait olduğu şirketler ve gezegen sistemi yönetimleri tarafından karşılanacaktır.

Fakat bunun karşılığı elbette ki verilecektir, zira ekonomimizin tekrardan bir Lale Devri yaşamasına izin veremeyiz. Verdiklerinizin karşılığı olarak, istasyonlara dört, gezegen sistemlerine iki ay içerisinde geri ödemelerini yüzde iki buçuk faizle yapacağız. Bunun dışında, açacağımız yeni Universum Askeri Borsa’da birimlerinizi rahatlıkla değerlendirebilir ve oradan edeceğiniz karla masraflarınızı rahatlıkla karşılayabilirsiniz.

Bunun dışında, Universum Holding’in istasyonlarda ve etkin olduğu gezegen sistemlerinde herhangi bir gümrük vergisi uygulamayacağını bildirmekten gurur ve onur duyarım! Güvenli, özgür ve kazançlı ticaret için büyük bir adım attık ve bunu sürdürmeye kararlıyız. Bizimle çalışan bu evrenin gelişimi, refahı ve mutluluğunun, hiçbir tehdit tarafından engellenemeyeceğini sağlamak için sonuna dek savaşacağımıza yemin ederim!

Universum Ordusu’nun işleyiş sistemi ve birimlerinin oluşturulması için askeri olarak tecrübesi olan ödül avcılarından yararlanmayı planlıyoruz, bu yüzden yarından itibaren BountyNet’e genel ilan verecek ve bizden istenen şartlara göre sistemimizi kuracağız. Karşımızdaki teröristlerin gerilla savaşı konusundaki tecrübelerini bildiğimiz için onların gelecek saldırı planlarına göre hazırlık yapacağız!

Sizden istediğimiz, bu hassas ve bütünlük gerektiren durumda yanımızda olmanız ve bize destek vermenizdir. Evrenimizin ve medeniyetimizin bekası için beraber savaşacak ve galip geleceğiz!’”

O gün Havisran’da güneş parlıyordu. Uzun süredir gezegenin görmediği bir yaşam enerjisi, bütün yaşamı besliyordu sanki. Yüzeydeki insanlar, hayvanlar ve bilumum canlılar, bu enerjinin etkisiyle mutluluk ve umutla dolmuşlardı. Evrenin geri kalanı için büyük bir savaşın başlangıcı olan o günde, Havisran gezegeni için her şey muhteşemdi. Fakat bu durum uzun sürmeyecekti.

Maeve ve Row, birkaç ay önce gezegene inip, Mira ve Amelia’nın bildiği bazı kanallardan onlara gerekli çağrıyı yapmış, sonra da sabırlı ve sakin bir şekilde beklemeye başlamışlardı. Belki de özgür kalan son gezegen olan Havisran, böylesine bir bekleyiş için muhteşem bir yerdi. Sadece bir tane şehir, Kibba, gezegenin bütün evrene açılması için feda edilmiş ve geri kalan bütün medeniyetten uzaklaşmıştı, ancak Kibba’nın sınırlarının dışına çıkıldığında, asıl medeniyeti ve güzelliği görmeye başlıyordunuz. Antimon Adası zamanından gelen ve geçen yüzyıllar içerisinde gelişen bu medeniyet imzası, diğer medeniyetlerdeki gibi gezegene zarar vermektense onunla bütünleşmeyi seçen nadir medeniyetlerden biriydi.

İşte Maeve ve Row, Kibba’daki Universum tehditlerine yakalanmamak için Droplet’i çok riskli bir hamle yaparak Dağınık Topraklar’a doğru, zorlukla da olsa indirdi. Eğer burası hakkında düşündükleri ve bildikleri doğruysa, Havisran Antlaşması’ndan beri buralarda yaşayan hiç kimse yoktu, yani yakalanmaları mümkün değildi. Bu yüzden, Droplet’i alçaktan uçurup eski kabilelerden kalan harabelerden birine saklayarak rahatça hareket edebilirlerdi. Biraz gittikten sonra, Mittseka’nın harabelerini gördüler ve oranın yakınındaki bir mağaraya girip Droplet’i sakladılar.

“Droplet burada sonsuza dek durabilir.” dedi Maeve, “Havisran’ın zamanında yaptırdığı ufak sığınaklardan birindeyiz. Muhtemelen şu an bile çalışan ve Droplet’e istediği enerjiyi verebilecek bir elektrik sistemi mevcuttur. Onu bulup Droplet’i bağladıktan sonra buradan gidip buluşma yerimize ulaşabiliriz.” Row onu onayladı ve beraber Droplet’i sisteme bağlayıp rahatça gizlenmesini sağladılar. Giysilerini değiştirdiler, çantalarını doldurdular ve Antimon Adası’na doğru yola çıkmaya başladılar. Yürüyüşleri sırasında onlarla karşılaşan dost canlısı bir kişinin onları araçlarına buyur etmesi sayesinde adaya iki-üç saatte vardılar. Araçtan inip, dost canlısı kişiye teşekkür ettiler ve etrafa bakarak gezinmeye başladılar.

Etraflarına baktıklarında, manzara cidden muhteşem ve göz kamaştırıcıydı. Adanın içerisindeki binalar, gezegenin hiçbir yerinde olmayan bir tarzdaydı. Özellikle meydanın ortasındaki Havisran heykeline hayran kalmışlardı resmen, sanki gerçekten bir kahramanmış gibi muhteşem bir dikkatle ve emekle yapmışlardı. Maeve o heykele baktığında, gerçekten bir kahramanın, bir kurtarıcının anısına yapıldığını görebiliyordu. Her ne kadar Row bilmese de, bu Havisran heykelinin Havisran’ın tanrılaşmasından önceki dönemine ait bir görünümden esinlenerek yapılmıştı, yani andıkları şey, bütün evrenin tanıdığı yarı tanrı Havisran değil, gerçekten bu adada, bu adadaki insanların arasında yaşamış olan ve onlarla yan yana, omuz omuza çarpışan Havisran’dı.

Maeve cep bilgisayarını çıkardı ve gitmeleri gereken yerin koordinatlarını girerek bakmaya başladı, birkaç saniye sonra gitmeleri yeri buldu ve Row’a “Tamamdır, şimdi buradan dümdüz devam edip, bir süre sonra karşımıza çıkacak olan parkın karşısındaki dördüncü eve gireceğiz. Aradığımız kişiler bizi orada bekliyorlar.” dedi ve beraber yürümeye başladılar. Bir süre yürüdükten sonra aradıkları binayı gördüler ve içeri girip çatı katına doğru çıkmaya başladılar.

“Sence gerçekten gönderdiğimiz sinyali aldıktan sonra, buraya gelme riski almışlar mıdır Maeve?” diye sordu Row, endişeliydi. “Merak etme Row” dedi Maeve rahatlıkla, “Mira hakkında kesin konuşamam ama Amelia’nın geldiğine ve hiç kimse tarafından fark edilmediğine eminim. Sonuçta kimse Antares Universum gibi bir kişiye bulaşmak istemez, hele ki böylesi günlerde.”

“Antares mi?” Row şaşımıştı, “Nasıl yani, Amelia ve Antares Universum aynı kişiler mi?” Maeve Row’un yüzündeki şaşkınlığı keyifle izliyordu, ancak sevgilisinin kafa karışıklığının uzun sürmesine izin vermedi ve her şeyi anlattı:

“Havisran’ın Universum Holding tarafından kaçırılması ve klonlanmasından sonra, Amelia klonu yalnız bırakmamaya karar verdi ve Universum Holding içerisinde çeşitli yerlerde bulunarak, sürekli farklı kimliklere bürünerek casusluk yaptı. Elbette başarısız olan her klon, bu casusluğun süresini uzattı onun için, normalde on sene süren bir görevken, benim olduğum zaman çizgisinde yüzlerce seneye çıktı. İşte bu yüzlerce senenin en sonunda, yaklaşık on sene önce Megali Universum Jr’ın ablası Antares Universum’u yakalayıp, onun yerine geçti. Bunu Kara Hilal içerisindeki hiç kimse bilmiyor elbette, pek çok kişiye göre Amelia Kalinmann bir mitten ibaret zaten.

Şimdi ona bulgularımı ve planımı anlattığımda şaşıracağına eminim, bu yüzden fazla söze girmeden, oturup dinlemenin senin adına en mantıklı hareket olacağı kanaatindeyim. Bu konuda sana güvenebilir miyim hayatım?”

Row anlamamıştı durumu, bu yüzden başını onaylar biçimde salladı ve beraber çatı katına çıkan kapıyı açıp terasa girdiler.

Amelia, Antares Universum görünümüyle karşılarında duruyordu şimdi, karşısında duranların kim olduğundan emin olduktan sonra yavaş ve şaşırtıcı bir şekilde gerçek görünümüne döndü ve onlara doğru gelmeye başladı. “Maeve, kızım! Seni bu kadar sene sonra gerçekten görebildiğime o kadar sevindim ki anlayamazsınız!” diyerek Maeve’e sarıldı.

Maeve Amelia’nın sarılmasıyla o zamana kadar hissetmediği bir sıcaklık ve hoşluk hissetmişti, ona yabancı olan hislerin arasındaki en tanıdık histi bu. Her ne olduysa, Maeve gerçekten Amelia ve Mira’nın kızı olmuştu en sonunda, o bağa erişmişti. Kendisi bile ne söylediğinin farkında olmadan ağzından şu sözler döküldü:

“Ben de seni çok özledim anne.”

Bir süre havadan sudan konuştuktan sonra, Maeve asıl konuyu anlatmaya başladı:

“Sanırım sen de, bu evrendeki her canlı gibi benim üzerimden yaratılan döngüye kapıldın ve bu evrenin bir parçası oldun. Nasıl desem, sanırım Bilinç Biçerdöveri’nin asıl gücü, kullanıcısının bütün evreni kapsayacak şekilde zamanla oynayabilmesi. Açıkçası, daha önce bunun farkında değildim ama sanırım nasıl işlediğini kabaca biliyorum artık.”

“Ne demek istiyorsun Maeve, biraz daha açıkça anlatır mısın?” dedi Amelia. Maeve anlatmaya devam etti:

“Aslında oldukça basit. Bilinç Biçerdöveri’ne zamanı en başında döndürmesini emrettiğimde, bunu tam olarak gerçekleştiremiyor. Onun yerine yeni bir zaman çizgisi yaratıp, bütün evreni ve içerisindeki her şeyi oraya kopyalıyor ve eski evrenleri iz bırakmayacak şekilde siliyor. Tabii bunu yaparken her şeyi mükemmel biçimde kopyalayamıyor, hatta bazı şeyleri bilerek farklılaştırıyor. Mesela her yeniden başlatmada, kendisini başarılı bir şekilde aktive edebilecek klona ulaşana dek yapılması gereken klon sayısını bir arttırıyor. Benim kendi zaman çizgimde iki yüz seksen yedinci klon olduğumu varsayarsak, muhtemelen hiçbirimiz tamamiyle gerçek olduğumuzu iddia edemeyiz. Ancak burada işin daha da tehlikeli bir yönü devreye giriyor: Bizim bu evrenlerdeki durumlarımızın değişimi.

Örneğin ilk denemede sen de, Mira da gayet uyanık ve güçlüydünüz, ancak başarılı olamadınız. Sonraki denemelerden birinde sadece Mira uyanık kalırken, sen uykudaydın ve inan bana, o deneme devasa bir kaostu. Şimdiki denemede de sanırım Mira derin uykudayken sen uyanıksın ve her şey gayet iyi gidiyor diyebilirim.”

“Peki bu seferki planın nedir Maeve?” diye sordu Amelia, olayın yine bir döngüyle biteceğine dair bir düşünce oluşmuştu bile kafasında. Maeve onun ne düşündüğünü anlayarak “Döngüyü tamamen kırmanın yolunu biliyorum, fakat bunun için benimle birlikte çalışmalı ve olabilecek her şeye hazırlıklı olmalısınız.” dedi. İkisinin hala onu dinlediğini anladığında devam etti:

“Şu anda, benden önceki bütün klonların ve Havisran’ın geçmişlerini tamamen yok ettim ve döngünün benden önceki kısmını kırmayı başardım. Fakat gelecekte ne olacağı, buradan sonra yapacağımız eylemlere bağlı.

Öncelikli olarak, Mira’yı derin uyku pozisyonundan çıkarmamız ve beraber hareket etmeye başlamamız lazım. Sonraki aşama ise, evrendeki güç dengelerini kontrol ederek, gerçekleşecek savaşı lehimize yönlendirmek. İnsanlar benim kahraman olduğumu düşünecekler, ancak yaptığım şey bundan daha fazlası olacak.

Bu savaş, Moslee’nin Mira’yı ele geçirip denklemden çıkararak bizi yalnız bırakmasını sağlayabilir, bu yüzden yapmamız gereken ilk şey, Mira’nın nerede olduğunu bulup, onu uyandırıp beraber hareket etmek. Eğer gerçekten bir savaşçı ise, bize büyük yardımı dokunacaktır, ancak asıl işlevi, Kara Hilal’in barışçıl hiziplerini birleştirmek ve güçlendirmek olacak. Mira büyük bir figür ve sadece hologramları bile Kara Hilal’in ayakta durmasını sağlıyor. Eğer bu savaşı istediğimiz gibi bitirebilecek ve evrendeki bu döngüyü kırabileceksek, bunu yapmanın tek yolu bu plandır.”

Amelia Maeve’in ne yapmak istediğini çok iyi anlamıştı, bu yüzden “Peki bu planı cidden üç kişi mi gerçekleştireceğiz? Elimizde gerçekten hiçbir bilgi, kaynak ve insan gücü yok, bunları nereden bulacağız?” dedi. Row da “Katılıyorum, tek başına halledemeyiz bu işi. Tahminimce, hala Kara Hilal’e ihtiyacımız var, peki onları nasıl ikna edeceğiz?” dedi merak ve endişeyle.

“Bunu ben de düşündüm” dedi Maeve, “Sanırım şimdilik birlikte hareket etmememiz daha doğru ve iyi olur. Bu konuda yapmamız gereken birkaç şey var ve bunlar için ayrılıp bir süre daha eski yerlerimizde olmamız lazım.

Anne, sen bir süre daha Antares Universum olmak zorundasın. Ben de Row ile Kara Hilal karargahına geri dönüp bizimle olabilecek herkesi toplayacağım ve burada kendi merkezimizi kuracağım. Kara Hilal içerisinde bir tür alt bölüm olacak bu. Bunu yapmam için de asıl kimliğimden sıyrılmam ve kendimi tekrardan kanıtlamam lazım.”

“Nasıl yani, ne demek istiyorsun?” dedi Row, “Kendini tekrardan kanıtlamak derken neyi kastediyorsun?”

“Çok basit.” dedi Maeve, “Onlar Maeve Koavis’i değil, M-287’yi istiyorlar. Ben de onları bunun üzerinden yönlendireceğim. Beni yanlarında gördüklerinde, benimle olmayı ve benim peşimden gelmeyi seçecekler. Böylece gereken bütün kaynaklara yavaş yavaş erişebileceğiz. Bu erişim sayesinde, hem Mira’ya ulaşacağız, hem de Moslee’nin de döngüye katılmasını sağlayacağız.”

“Moslee mi?” Amelia duydukları karşısında şaşırmıştı, “Moslee’nin nerede olduğunu biliyor musun?” Row ne olduğunu ve kimden bahsedildiğini hiç bilmiyordu, bu yüzden “Bu Moslee de kim?” diye sordu. Amelia, “Maeve, dur ben anlatayım.” diyerek anlatmaya başladı:

“Moslee, buradan önce gittiğimiz Atlantropa isimli diyarda mücadele ettiğimiz biri. Özellikle zihninin gücünü inanılmaz iyi bir şekilde kullanabilen ve bu konuda çoğu zaman üstün gelen bir kötülük. Onu Atlantropa’da etkisizleştirdiğimizi düşündük, ancak yanılmışız. Zihni hayatta kaldığı sürece bir tehdit o. Buranın kontrolünü de ele geçirdiğini düşünmemiştim açıkçası, zira onun izi yoktu buralarda. Peki sen nasıl karşılaştın onunla Maeve?”

“Bilinç Biçerdöveri’ni hafıza kaybımdan sonra ilk defa kullandığımda onun aklının içine yollandım.” Maeve kendisini toparladı ve anlatmaya devam etti: “Gerçekten dediğin gibi, bütün bir zihni, hiçbir açık bırakmadan kontrol ve manipüle edebiliyor. Beni de kontrol edebileceğini düşündü ve hayatta kalmamı sağladı, ancak şimdi buradayız.

Bu yüzden onu kendi akıl sarayından çıkarmamız ve bu evrenin döngüsü içerisine getirmemiz lazım, o zaman onu burada yenebilir ve sonsuza dek kurtulabiliriz ondan.”

“Mantıklı.” dedi Amelia şaşkınlık ve hayranlıkla, “Bu kadar sağlam bir planla gelmene şaşırdım doğrusu.”

“Eh” dedi Maeve “ödül avcılığı insanda bazı becerilerin gelişmesini sağlıyor.”

Üçü de birbirine heyecan ve mutlulukla baktılar.

“Geri döndüğüne sevindim Maeve.” dedi Amelia.

“Benim gerçek adım neydi?” diye sordu Maeve, “Yani, o zamanki gerçek adım neydi?” Bunu sormasının nedeni, elbette ki gerçek adını öğrenmesi değildi, bunu zaten biliyordu. Sadece, bütün bu zamansal değişimlerin ve işlemlerin kendisinden başkalarını, özellikle de annesini nasıl etkilediğini bilmek için sormuştu bu soruyu.

Amelia gülümsedi, sevgi ve şefkat içeren bir bakış ve sesle Havisran’ın gerçek adını söyledi:

Maeve.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 5 / 5. Oylama sayısı: 1

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir