Bir Devir Kapanıyor: Star Wars – Efsanenin Sonu

Bunu Paylaşın

Saga İngilizce bir kelimedir ve Türkçe karşılığı Destan’dır. Destan deyince aklımıza tarihte iz bırakmış pek çok destan geliyor. Adamın birisinin odasında başlattığı uzay şerifi fikri hiç hayal edilemeyecek bir şekle bürünerek bir DESTAN’a dönüştü.

Öyle bir destan ki vizyona girecek yeni filmin fragmanı bir gün içinde yüzonbir milyon kez izlendi. Öyle bir destan ki 2012 yılında Walt Disney tarafından satın alındığından beri Dünya üzerinde yaşayan tüm bilim kurgu ve aksiyon severlerin en çok beklediği şey haline geldi. İzleyiciyle ilk buluştuğu 1977 yılından bu yana hep beklendi hep izlendi ve hep onurlandırıldı.

Bahsettiğim destan Star Wars’tan başkası değil… George Lucas’ın ellerinde Luke Starkiller olarak hayat bulan kahramanın tüm galaksiyi etkileyen macerası yaklaşık kırk iki yıl sonra manidar bir isimle son buluyor. Ya da bulmuyor?

The Rise of the Skywalker-Skywalker’in Yükselişi –  dokuz filmlik serinin son filmi olarak yapımcısı J.J.Abrams tarafından belirlenmiş ismi.

Tatoonie gezegenindeki küçük yetim Anakin Skywalker’in yolculuğu bizleri hayal edemeyeceğimiz yerlere ve teknolojilere götürürken beraberinde milyonları sürükledi. Yapımcılar artık bu hikâyenin bitmesi gerektiğine ve destanı destansı bir sonla bitirmek zorunda olduklarını biliyorlar. Beklenti ve açlık hayranları sarmış durumda. Peki, dokuz filmlik serinin son filmi bize ne vadediyor?

Öncelikle şunu söylemek gerekiyor; ilk iki filmin yarattığı karışık duygular herkesin kafasında soru işaretlerinin oluşmasına sebep oldu. Star Wars galaksisinin efsaneleşmiş kahramanlarının teker teker ölmesi(özellikle Han Solo) ve yerlerini doldurmak üzere yazılan karakterlerin tabiri caiz ise ‘sığ’ olmaları izleyici ile bir türlü istenen bağı kuramamalarına sebep oldu. Beraberinde damdan düşer gibi ortaya çıkan ‘Yeni Düzen’ ve ‘Ren Şövalyeleri’ yıllarca büyük bir iştahla bekleyen ölümüne fanatik SW’cileri en basit anlatımıyla havada asılı bıraktı.

En son olarak 1977 yılından bu yana kendimizi özdeşleştirdiğimiz çiftlikte büyüyen saf çocuk Luke Skywalker güçle birleşerek aramızdan ayrılınca daha kötü ne olabilir sorusu ister istemez akla gelmeye başladı.

Filmlerin çevrilmesine ara verilen dönemde, Skywalker Çiftliği’nin önderliğinde gelişen ve Lucas’ın bulduğu evreni, olaylara tanık olmaya başladığımız zamanın en az yirmi beş bin yıl gerisine ve ileriye sararak yüz elli yıl sonrasına kadar detaylandıran genişletilmiş evren kavramı ortaya çıktı.

Sith’lerin başlangıcından gücün karanlık tarafına yenik düşen ilk Jedi şövalyesine, Mandalor savaşçılarının fetihlerinden kyber kristallerinin bulunmasına, ilk Jedi yazıtlarından holokronlara, sith lortlarının ‘Sadece iki olabilir’ kuralından, ilk Jedi akademisine kadar incelikle işlenmiş pek çok detayın kaynağı olan genişletilmiş evren, 2015 yılında ilki çevrilen son üçlemeye de pek çok konuda ilham vermişe benziyor.  

J.J.Abrams ve yazar ekibinin en önemli sürprizi sona sakladığını yeni öğreniyoruz ve bu sürpriz genişletilmiş evrende bulunan bir olay. Eski ‘en sevdiğimiz düşman’ tekrar arzı endam ediyor ve İmparator Palpatine bir kez daha Star Wars evrenini sinsi planlarıyla karıştırmak üzere ortaya çıkıyor.

Jedi’nin Dönüşü filminin sonunda yüzlerce metrelik havalandırma boşluğunu düşüşüne tanık olduğumuz İmparatorun geri dönüşünü fragmanlarda görünce pek çok şey aslında yerine oturuyor.

 İlk Düzen’in aslında Darth Sidious ‘un sinsiliklerinin(hicvi görüyor musunuz?) bir sonucu olduğunu düşününce ilk iki filmle ilgili yapılan bazı eleştirilerin haksız olduğunu düşünebiliriz.

Bize çok daha karanlık ve bir sürü dönüm noktası vaat eden film; daha çok aydınlık-karanlık çatışması bekleyen hayranları heyecanlandırıyor. Işın kılıçlarıyla ilgili esrarın neredeyse filmin önüne geçtiği bu günlerde bir sür daha merakla bekleyeceğiz gibi duruyor. Bu konuya birazdan daha detaylı değineceğim. Bu arada olayların nereye gittiğini yakalamak adına;

Genişletilmiş evrende Han ve Leia evlenir ve üç çocukları olur. İkiz kardeşler bir kız ve bir erkektir ve karanlık tarafa geçerek kız kardeşiyle karşı karşıya kalır. Rey ve Kylo kardeştir demiyoruz ama….!

Bu arada Luke ’ta evlenir ve doğan oğlunun ismini Ben koyar! Ki Kylo’nun esas adının Ben olduğunu ilk film olan Güç Uyanıyor’dan hatırlıyoruz. Gücün en cömert olduğu ailelerden birisinin ferdi olan Leia güçle ilgili eğitimini belli bir seviyeye getirir ama esas gücü politik kulislerdir. Yine de annesinden aldığı bu özelliğin bittiği anda saldırgan pazarlık yapabilecek kadar Jedi numarası öğrenmiştir.

Son Jedi filminde patlayan gemiden bilinci kapalı olarak uzaya süzülen prensesin birden gözlerini açarak geriye nasıl gelebildiği sanırım tüm olan bitenler sırasında göz ardı edilen önemli bir detay olarak bir kenara not edilmeli. Neden mi? Çünkü son filmin fragmanında General Leia Rey’e bir ışın kılıcı veriyor. Belki de bu kılıç Leia’ya aittir?  Buradan ışın kılıcı polemiğine geçebiliriz.

Işın kılıçları, kaynakları olan kyber kristallerinin nadirliği, kullanıcısı ile kurduğu bağ ve ustalığına geçişin sembolü olduğu için Star Wars evreninin en kıymetli nesnelerinden biri olarak kabul edilir. Dokuz filmlik efsane içerisinde ortadan kaybolan ve kaderleri belli olmayan bazı kılıçlar oldu.

En başta Luke’nin eliyle birlikte bulutlar arasındaki şehir Bespin’de kaybolan babası Anakin’e ait kılıç var. İronik olan durum o kılıcın aslında Luke’nin elini kesen Darth Vader’e ait olması. Luke o kılıcı kaybettikten sonra Dagobah’a giderek ustaların ustası Yoda’dan el alacaktır. Jedi’nin dönüşü filminde kendi yaptığı kılıçla arz ı endam eder. Bespin’de kaybolan kılıç Güç Uyanıyor filmi ile tanıştığımız Maz Kanata karakteri tarafından Rey’e veriliyor. Ya da biz öyle düşünüyoruz. Peki, öyleyse Leia’nın verdiği kılıç kime ait?

İkinci kaderi belirsiz kılıç 1977 yılındaki filmin sonunda Obi Wan’ın eski öğrencisi Darth Vader ile yaptığı düello sonunda güçle birleştiği sırada ortada kalan kılıç. Kılıcın Darth Vader’de olduğu düşünülünce, ölümü sonrasında kılıca ne olduğu bir muamma olarak kaldı?

Bakalım bu kılıçların akıbetleri için J.J.Abrams neler düşünmüş?

Son filmin beklentilere en tepeye taşıyan fragmanlarının ardından Genişletilmiş Evrenden alınan pek çok öğenin senaryonun gelişiminde rol oynadığı sonucuna varabiliriz. Eğer bir SW hayranı iseniz Genişletilmiş Evren’e ışık hiper uzaydan girmenizi kuvvetle tavsiye ederiz.

Karanlıkların içinde Sith tapınağı, yüzlerce İmparatorluk yıldız destroyeri, Rey ve elindeki dual sith kılıcı, geçmişten tanıdık bir yüz olarak Lando Calrissian, Ölüm Yıldızı ve ondan geriye kalanlar,                          C-3PO’nun veda sözleri…. Tüm bunlar Skywalker’in Yükselişi filmi için beklentileri had safhaya sürüklüyor. Yapılacak tek şey var. 20 Aralık tarihine kadar bekleyerek en iyisi olsun diye ummak. 

Bizi ümitlendiren bir konuda altın yumurtlayan tavuk olan SW evreninin bize yeni ve eski kahramanlarıyla daha pek çok keyif yaşatacağı gerçeği. Walt Disney böyle bir fırsatı asla kaçırmayacaktır.

Hepimize iyi seyirler!! Güç bizlerle olsun.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 4 / 5. Oylama sayısı: 4

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram
The Rise Of The Skywalker…

Ve bitti… Kırk iki yıla yayılan serüven sonuna geldi.  Doğrularıyla hatalarıyla bir destan bitti. Peki, geriye ne kaldı? Son filmi » Devamını Oku...

The Mandalorian

Düzenin olmadığı bir dünya olsa, böyle bir yerde yaşamak nasıl olurdu? Peki, koca bir galaksinin çivisi çıksa? Korku düzeni yıkılsa? » Devamını Oku...

Kurgu Ve Kurgusal

Kimin aklına gelir; yayınevleri tarafından yirmi dört kez geri çevrilen bir romanın Dünya üzerinde yirmi milyondan fazla satacağı? Ya da » Devamını Oku...

Star Trek Evreni’nin Son Halkası – Star Trek: Picard

Bugün eski bir dostu ağırlayacağız; Star Trek/Uzay Yolu Franchise’ının son halkası; Star Trek: Picard… Dizi, adından da anlaşılacağı gibi Star » Devamını Oku...

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir