Dizi İncelemesi: The Umbrella Academy

Bunu Paylaşın

Bundan yaklaşık on iki yıl önce, bir gece yarısı; rock müziğe yeni soluk getirecek bir grup çıkar mı diye müzik kanallarını dolaşırken, beyaz suratları ve zorlama şarkılarıyla karşılaştığım grubun vokalistinin yıllar sonra karşıma yetenekli bir çizgi roman yazarı olacağını bilseydim, en azından eserine saygı olarak şarkıyı sonuna kadar dinlerdim.

Bahsettiğim grup My Chemical Wedding, solisti ise Gerard Way’dir. 1977 yılı doğumlu Amerikalı şarkıcı, çalkantılarla dolu hayatının bir noktasında fırtınanın gözünü bularak; etrafında esen sert rüzgârları bir esin kaynağına çevirmeyi başardı.

 İlk çizgi dizi yazma deneyimini on altı yaşında gerçekleştiren Way, fırtınanın gözüne tekrar dönerek kendisine 2008 yılında çizgi romanların Oscar ödülü kabul edilen Will Eisner ödülünü kazandıracak olan serisi THE UMBRELLA ACADEMY’ ye hayat verdi. Bunu yaparken en büyük yardımcısı Brezilyalı çizer Gabriel Ba oldu.

Şimdi okuyanların arasında Netflix üyeliği olanların tepkilerini duyar gibiyim. Evet, eğer salgının herkesin hayatını tehdit ettiği şu son on ayda Netflix üyeliği almadıysanız bile zaman paradoksları, anti süper kahramanlar ve kara mizahı seviyorsanız THE UMBRELLA ACADEMY tam dişinize göre diyebilirim.

Çizgi dizi ilk yayımlandığı tarih olan 2007 yılından 2011 yılına kadar 3 ana başlık altında toplam on dokuz sayı olarak basıldı.  Çizgi romanın gördüğü ilgi ve renkli örgüsü dünyaca ünlü film yapım stüdyosu Universal tarafından film yapma hakkının satın alınmasıyla sonuçlandı. Film asla çekilmedi (HENÜZ) ama dizi film olma potansiyelini gören Netflix tarafından 2017 yılında yapımın başladığının duyurulmasıyla hayranlarını ve fantastik ve bilim kurgu severleri mutlu etti.

Bu noktada Netflix’e ayrı bir parantez açmakta fayda olduğunu düşünüyorum.  Norveç yapımı Ragnarok’tan, yerli malımız Hakan’a, Almanya yapımı Dark’a varan ve geniş bir coğrafyayı içine alan bir bilim-kurgu, fantastik dizi yelpazesini bu türleri seven, takip edenlerin beğenisine sunmayı başardı. Hem de tamamen kendi kaynaklarıyla. Umarım bu dizilerin devamı gelir ve hayatın dışarda zor olduğu bu dönemde; evlerimizin huzurlu ama zamanla monotonlaşan duvarları arasında bir süreliğine kendi dertlerimizi unutma için yeni fırsatlar yakalayabiliriz.

Ana konumuza geri dönersek; THE UMBRELLA ACADEMY kopuk, asosyal ve zayıflıklarının pençesinde savaşan 7 süper kahramanın maceralarını anlatıyor.

Dikkat! Buradan sonraki bölümler sürpriz bozabilir. Henüz seriyi seyretmemiş olanları baştan uyarmakta fayda var. Yine de tüm sürprizleri açıklamayacağıma emin olabilirsiniz.

Yirminci yüzyılın sonlarına doğru kırk üç kadın aynı gün içinde hiçbir belirti yokken gebe kalarak aynı gün doğum yapar. Bu olay doğa dışı bir durumdur. Yazarın bu noktada Hz. İsa’nın doğum olayından esinlendiği fikri aklınıza geldiyse; çizgi dizi de bunu onaylar ifadeler kullanılıyor. 

Bu bebeklerden yedi tanesi İngiliz bir aristokrat olan Sir Reginald Hargreeves tarafından satın alınarak yetiştirilmeye başlar. Amacı; çocukların süper güçlerini keşfetmelerini sağlamak ve dünyayı geleceğinden emin olduğu sondan korumaları için bu çocukları birer kahraman haline dönüştürebilmek.

Gerçek ailelerini hiç tanımayan farklı ülkelerden gelen bu çocuklar büyürken hem kendilerini tanımaya çalışacak, hem de bir anda önlerine serilen şöhret halısının verdiği duygusal zararla boğuşacaklardır. Zira THE UMBRELLA ACADEMY artık dünyanın tanıdığı elit bir gruptur. Elit mi yazdım?

Ünlü evet, ama kesinlikle elit demek için iki kez düşünmek gerekir. Farklı genetik özelliklerine ve süper güçlerine rağmen, bu gençler etten kemikten birer insandır ve insan doğasının tüm hatalarını taşımaktadırlar. Sevgi, nefret, bastırılmış dürtüler, kıskançlık, liderlik, kıskançlık… Cinsel kimliklerinin de devreye girmesiyle herkesin sevgilisi haline THE UMBRELLA ACADEMY çocukları ayrılır ve kendi yollarına giderler.

Sir Hargreeves’ in soğuk, mesafeli ve eleştirel davranışları bu ayrılık ateşine deyim yerindeyse körük etkisi yapar. Dizinin tam başlangıcı da evlerinden ayrılarak yetişkin bireyler olarak hayatlarını devam ettiren grubun, üzücü bir haber alarak büyüdükleri malikâneye geri dönmeleriyle başlıyor.

İlk sezon Nisan 2019 tarihinde Netflix’te yayınlanmaya başlar. 10 bölümlük birinci sezon daha bitmeden ikinci sezonun yayınlanacağına dair açıklama yapılmıştır bile. Bunun sebebi ise dizinin yayına çıktığı ilk ayda kırk beş milyon hanede dizinin seyredilmesidir. Bu çok ciddi bir başarıdır.

Başarının en büyük sebebi; özel güçleri olan bu insanların, tüm hataları ve kusurlarıyla seyircinin karşısına çıkmaları olarak söylenebilir. İstemedikleri bir hayatı yaşamak ve kendilerine verilen yetenekleri masumları ve dünyayı koruma için kullanmaları gereken bu insanlar düzenli olarak tekliyor, düşüyor, yalpalıyor ve sonra hepimizin yaptığı gibi ayağa kalkmaya çalışıyorlar.

İlk sezonun ana konusunu zamanda yolculuk yapan 5 numaranın(Şemsiye akademisinin üyeleri 1 den 7 ye kadar numaralandırılmıştır) gelecekte gerçekleştiğini gördüğü kıyameti engelleme çabaları oluşturuyor. İkinci sezonda ise kahramanlarımızı 60’lı yılların Dallas’ında; ırkçılığın, soğuk savaşın ilk tohumlarının atıldığı ve Amerikan sosyal yapısının sancılı bir geçiş döneminde bulunduğu sırada yine dünyayı kurtarmaya çalışırken buluyoruz.

Dizinin seyir kalitesini arttıran pek çok güzel detaya sahip olduğunu görüyoruz. Dizinin yapımcısı Steve Blackman ve fikir babası Gerard Way uyumlu bir çalışmayla, diziyi sıkılmadan izlenebilecek bir hale getirmeyi başarmışlar. 60’lardan 2000’lere uzanan şarkı seçkisiyle, eğlenceli ve kendilerine has tavırları olan kötüleriyle ve kahramanlarımızın anlaşmazlıklarıyla dizi çizgi roman havasını vermeyi başarıyor.

Yapımcı Blackman yakında tanıtımını yapacağımız Richard Morgan’ın aynı adlı kitabından yine Netflix ekranlarında 2 sezon yayınlanan Altered Carbon dizisinin ve ayrıca geçmiş dönemlerde ülkemizde de gösterilen Fargo ve Legion dizilerinin yapımcılarından.   

Dizinin üçüncü sezonunun çekileceği bilgisi bu ayın başında Netflix tarafından duyuruldu. Bu arada Gerard Way’de uzun bir aradan sonra çizgi romanın yeni bölümünü müjdeledi. Bu noktada size tek söyleyebileceğim; dizinin ikinci sezonunun sonunda kahramanlarımızın karşılaştıkları durumla, çizgi romanın yeni bölümünün isminin aynı olduğudur. Daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız size tavsiyem diziyi seyretmeniz olacaktır. Dizinin karakterlerini özellikle tanıtmak istemediğimi söyleyerek yazımı tamamlamak istiyorum. Karakterler derinlikleriyle diziye esas tadı katan unsurlar olduğu için; seyircinin bu çılgın takımın üyelerini tanıma aşamasında çok eğleneceğine eminim.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 5 / 5. Oylama sayısı: 1

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir