Şub
03

Duygusal Bir Polisiye Senaryo – Gece Görüşü 10

Yazan YariAydin 1 Yorum / 1.015 Kez Görüntülendi

 

Merhaba sevgili kurguseverler, hikayemizin finaline artık iyice yaklaştığımız bu bölümde kahramanlarımız son hazırlıklarını yapıp sevdikleriyle vedalaşıyorlar. Yarının ne getireceğini bilmedikleri son gecelerine de böylece ulaşıyorlar. Haftaya hikayemizin finalini de sizlerle paylaşabilmek dileğiyle bu duygusal bölümü beğenilerinize sunuyor, keyifli bir okuma olması dileklerimle hoşçakalın diyorum.

YarıAydın

Sahne 32 . İç – Gündüz – Lokanta

Mehmet ve Ussein bir lokantada yemek yemektedirler.

Mehmet – Bir Türk ve bir Tunuslu ne zamandır yalandan İngilizce konuşuyorduk, farkında mısın ?

Ussein – Evet, berbat bir telaffuzla üstelik.

Mehmet – Sen 23 yaşındasın değil mi ?

Ussein – Evet, neden ?

Mehmet – Seni buna sürüklediğim için çok üzgünüm.

Ussein – Bu mesleği seçerken neyle karşılaşacağımın farkındaydım, seninle bir ilgisi yok. Bu da başka bir görev, o kadar.

Mehmet – Benim gençliğim gibi konuştun.

Ussein – Şimdi çok yaşlısın sanki

Mehmet – Ussein, bu olay benim için sadece bir görev değil, istersen baskına gelmeyebilirsin bunu samimi söylüyorum.

Ussein – Hayır, öyle bir şey olmaz.

Mehmet – Bir kez daha düşün olmaz mı ? Orada olmayı gerçekten istiyor musun ?

Ussein – İstiyorum, bu operasyonu da uzun zamandır planlıyoruz, son derece rahatım.

Mehmet – Biz Türkiye’de kurşun adres sormaz deriz ama.

Ussein – Benimkiler de sormuyorlar.

Mehmet – Hormonal dengen bozulmuş senin, artık seni bundan geri bırakamayacağız demek ki. Yine de bilmen gereken bir şey var.

Ussein – Nedir ?

Mehmet – Tayfun benim karımı öldürdü.

Ussein – Biliyorum.

Mehmet – Tahmin etmiştim, yine de benden duymanı istedim. Ama bilmediğin bir şey  var.

Ussein – Ne ?

Mehmet – O gece orada her şeyi, herkesi unutabilirim, kendim de dahil.

Ussein – Her şeyi ve herkesi mi ?

Mehmet – Her şeyi ve herkesi.

Ussein – En azından dürüstsün.

Mehmet –Seçimini yap.

Ussein – Evet, evet demek çıldırmaya gidiyorsun, intikam meleği ha. Sana bir sağduyu lazım olacak demektir bu.

Mehmet – (Ussein’in ensesini tutar iki kere kendine çeker) Evet, galiba haklısın.

Ussein – Hayat, hayatta kalmaktan öte bir mana taşımalı değil mi ? (göz kırpar sahne kararır.)

 

Sahne 33 . İç – Gündüz – Zehra’nın Evi

Evde Zehra ve Mehmet vardır. Konuşmaktadırlar.

Mehmet – Plan bu, anneni de haberdar et.

Zehra – Bi dakka, bi dakka, ben bu planda yok muyum bana mı öyle geliyor ?

Mehmet – Olmak mı isterdin ?

Zehra – Tabi ki, bu benim de davam.

Mehmet – Bunun benim dava olduğunu söyleyip duran sen değil miydin ?

Zehra – Annem işin içine girdiğinden beri benim de davam.

Mehmet – Pekala ısrar etmeyeceğim, zaten adama ihtiyacım var.

Zehra – Bana verdiğin değer için teşekkürler !

Mehmet – Niçin, büyük bir macera fırsatı sunuyorum sana işte.

Zehra –Bonnie ve Clyde gibi.

Mehmet – Ben, Bonnie ve Clyde oynayamam.

Zehra – Yani demek istediğim…

Mehmet – Neyse anladım demek istediğini.

Zehra – Sen buraya kadar nasıl geldin ?

Mehmet – Nereye ?

Zehra – Buraya, bu aşamaya bu finale ?

Mehmet – Neden ?

Zehra – Kaçak ve korkak yaşıyorsun, devam edemiyor gibisin…

Mehmet – (Sözünü keser) Olman gereken yerde olursan sevinirim, sana ihtiyacım var.

Mehmet bu sözden sonra arkasını döner kapıya gelince tekrar Zehra’ya döner.

Mehmet – Cesaretin bana bir faydası olduğunu görmedim, beni terk ettikten sonra çok şükür, çok huzurlu ve mutlu yaşıyorum.

Mehmet daha sonra kapıyı kapatır. Merdivenlerden çıkarken bir an durur, tekrar yürümeye devam eder, evine girer ve hemen telefonun başına oturur ve bir numara çevirir.

Mehmet – Alooo, naber ?

Zehra – İyiyim senden ? (Kamera Zehra’ya döner)

Mehmet – (Kamera ona döner, gülümsemektedir) Ben de çok özledim annecim sesini uyayım dedim.

Zehra – (Kamera Zehra’ya döner) Anne bitiriyoruz artık.

Daha sonra kamera Ussein’e döner, Ussein evinde yaşlı bir kadına su vermiştir, ona manalı bir şekilde bakmaktadır, kadın suyu içer, onun yanağını sever. Kamera tekrar Mehmet’e döner, Mehmet yine telefondadır.

Mehmet – Her şey için teşekkür ederim abi.

Galip – (Kamera Galip’e döner). Ne olacak canım, en iyi misin peki ?

Mehmet – İyi sayılırım abi.

Galip – Ne zaman dönüyorsun ?

Mehmet – Kimbilir ?

Galip – Hem aradın hem laf ağzından kerpetenle çıkıyor be oğlum, anlat ne yapıyorsun ne ediyorsun biraz ya.

Mehmet – Sesini duyayım diye aradım abi, o yeter bana şimdilik. Görüşmek üzere, herkese selam.

Galip – Onların da sana selamı var. Hoşça kal koçum, hoşça kal.

Galip telefonu kapar kamera kendisindeyken kendi kendine.

Galip – Allah yardımcın olsun oğlum. Uyan artık bu kabustan.

 

Sahne 34 . İç – Gece – Mehmet’in Evi

 

Oda loştur. Mehmet karısının resmine bakmaktadır.Burada müzik girer, şarkı Tarkan’ın Gece’nin Ürkek Kanatları’nda şarkısıdır.Kamera yavaş yavaş Mehmet’in etrafında dönmekte, belli aralıklarla flashback’ler girmektedir.

İlk flashback Aslının nikah defterini imzaladığı andır,  memur kendisine nikah cüzdanını verinde Mehmet’e bakar, gülerken yüzü değişir ve aniden Mehmet’in ayağına basar. Kamera burada Mehmet’in suratına döner Mehmet boş bakmaktadır.

İkinci flashback Aslı’nın vurulup yavaş çekimle yere fırlatıldığı andır, kamera tekrar Mehmet’ döndüğünde Mehmet’in gözü sıkıca kapalıdır.

Üçüncü flashback Aslı’nın gömülüşüdür, görüntü yeşildir hoca tabut başında dua okumakta mezara toprak atılmaktadır. Kamera Mehmet’i direkt tekrar çekmez ancak dönerken bir gözyaşı damlası görürüz.

Dördüncü flashback’te Aslı rüyada kanını Mehmet’in suratına fırlatmaktadır. Kamera aynı anda Mehmet’e döner ve Mehmet de hızla ayağa kalkar cama gider, bir süre camdan dışarı bakar sonra kafasını kaldırır, gökyüzüne, aya ve yıldızlara bakar. Gözlerini biraz sonra kapatır, arkasını dönüp yatağa yürür ve  yatar, yan dönmüş Aslı’ya sarılır gibi battaniyeye sarılmıştır. Kamera tepeden çekim yapmaktadır, bir süre böyle çektikten sonra kamera Mehmet’in yüzünü yakın plan almaya başlar Mehmet  önce ağzını öper gibi, sonra tüm yüzünü battaniyeye bastırır ve hıçkırarak ağlamaya başlar.

Kamera buradan uyuyanlara geçer, Hümeyra Naybet ile aynı yataktadır, yan yatmıştır ve Naybet ona sarılmıştır. Zehra iki büklüm pikenin altındadır. Ussein yüzüstü yatmaktadır.

Uyku sekansı eski model bir çalar saatle kesilir. Saat Mehmet’indir. Mehmet saati kapatır ve aynı anda saatin sadece tik tak sesleri ile şu sahneler sıralanır.

Mehmet kalkar, banyoya girer, yüzünü yıkar, namaz kılar beş saniye kadar oturur ve sonra selam verir, dolaptan kola alır, kendine bir sandviç yapar, yemek yer, silahlarına mermi doldurur, kontrol eder, susturucularını takıp üzerine donanır. Derin bir nefes alır evden çıkar, kendi kapısını kapatır, karşı daireye işaret yapar, yaşlı adam kapıyı açar, kolundaki saati çıkarıp ona verir, adama göz kırpar, adam saate bakar Mehmet’in bileğini güçlüce kavrar ve sıkar, onaylayan bir tavırla başını sallar ve içeri girer kapıyı kapatır. Kapı kapandığı anda saat sesi kesilir ve ortam sesleri geri gelir. Mehmet merdivenlerden iner Zehra’nın kapısına gelince durur ve kapıyı eliyle vurarak çalar. Zehra kapıyı açar.

Mehmet – Ben gidiyorum.

Zehra – Tamam o zaman, güle güle, görüşürüz.

Mehmet merdivenlerden iner geri döner, Zehra’yı yeşil görmektedir.

Mehmet – Sakın uyuyakalma

Zehra – Kalmam.(Gülümser)

Mehmet de ona gülümser, sıcak bir bakışla bakar, kafasını eğer ve yoluna devam eder. Kamera Zehra’ya döndüğünde Zehra da gülümsemektedir. Stressiz keyifli bir gülümsemedir, sahne kararır.

Kategori: kelimelerin gücü

1 Yorum

  1. hks diyor ki:

    hafta sonu 11’i okumak dilegiyle..

Yorum Yaz