Kas
11

Duygusal Bir Polisiye Senaryo – Gece Görüşü 3

Yazan YariAydin 3 Yorum / 1.544 Kez Görüntülendi

 

Geçtiğimiz hafta Aslı’nın ölümü hepimizi derinden sarsmıştı, bugün Mehmet’in hayatında yeni bir başlangıcın konu alındığı 8,9 ve 10. sahneleri sizinle paylaşmak istiyorum sevgili kurgusal.net takipçileri. Acılarımız için yas tutacağımız zaman gelecek, şimdi ise harekete geçme zamanı diyerek sizleri senaryonun geri kalanı ile başbaşa bırakıyoruz. umarım beğenirsiniz.

YarıAydın

 

Sahne 8 . İç – Gündüz –  Büro

 

Sahne “2 Yıl Sonra…” ibaresi ile aydınlanır. Mehmet bürosunda oturmakta dosyalarla uğraşmaktadır. Kapısı vurulur. Çalan Hasan ile Kemal’dir.

Mehmet – Girin

 

Hasan – Naber ?

 

Mehmet- Ne olsun, senden ?

 

Hasan- Akşam iftara geliyor musun ?

 

Mehmet – Kim kim ?

 

Kemal – Bütün şube geliyor işte.

 

Mehmet – Tamam olur.

 

Kemal – Arabanı alma benim arabayla gideriz.

 

Mehmet- Tamam

 

Hasan – (elindeki küçük kağıda yazarak) Mehmet, tamam 20 oldu, numara neydi ?

 

Kemal – Ben arar rezervasyon yaptırırım.

 

Hasan-Kemal – Kolay gelsin

 

Mehmet – Sağolun size de.

 

Hasan ve Kemal odadan çıkarlar,derken sahne değişir saat 16.55 olur Mehmet dosaları kapatır , kalkar ceketini parkasını giyer , odadan çıkar, herkes giyiniktir, Hasan ve Kemal bir masaya Rıza karşılarındaki masaya yaslanmıştır, Mehmet Rıza’nın yanına gider, masaya yaslanır. Tırnağıyla oynamaya başlar.

 

Rıza – Yorucu muydu gün ?

 

Mehmet – Pek değil

 

Rıza – Sherlock Holmes gibisin yalnız geçen gün iki adam enseledim senin raporunla.

 

Mehmet – Sadece tarih sırasına göre klase edip mütala yazıyorum başka bir şey değil.

 

Kemal – İyi mütala ediyorsun ama

 

Hasan – Sokak tecrübesi var , ondan.

 

Mehmet – Hadi çıkalım.

 

Mehmet Hasan’ın sözüne rağbet etmez, ayaklanır önden yürümeye başlar.Hasan kafasını eğer Kemal Hasan’a bakar, Rıza Hasan’a olmadı der gibi kafasını sağa sola sallar. Daha sonra kamera arabaya geçer. Kemal kullanmaktadır, yanında önde Rıza vardır.Hasan ve Mehmet arkadadır.

 

Kemal – Kaçtı bugün ?

 

Mehmet  – 18

 

Hasan – Az kalmış

 

Rıza – Bitti bitti

 

Kemal – İnişe geçmiş bundan sonra bir bakmışsın bayram.

 

Rıza – Bittiiii

 

Hasan – Bayram dedin de benim bayramda işim zor.

 

Kemal – Niye ?

 

Hasan – Esin Adapazarı’na gidelim diyo annelerinin yanına.

 

Rıza – Git oğlum.

 

Hasan – Git de valide sevmiyor beni , sürekli bir laf sokma, sonra dönüşte annemler başlayacak

o  bizde bir gün kaldı mı diye ?

Kemal – İlk gün öğlene kadar annenlere gidin , yemeği yer çıkarsınız, sonraki iki

gün Adapazarı’nda olursunuz. İki gün de dır dır çekilir artık.

 

Rıza – Git git üzme kızı , başlamayın kavgaya daha şimdiden, sen takmışın kılıbıklığa

ama karının dediklerini yapıcan ara sıra.

 

Hasan- Mehmet sen ne diyorsun ? (Elini Mehmet’in bacağına koyar.)

 

Mehmet – Sen bilirsin , gitsen iyi olur.

 

Kemal – Buraya park edelim de yürüyelim araba Sultanahmet’e girmez.

 

İnerler ve yürümeye başlarlar, az sonra Murat’la karşılaşırlar, selamlaşırlar Murat’ın yanında sarışın bir kız vardır.

 

Murat – Heyt babalar buradaymış.

 

Rıza – Oooo Murat Bey nasılsınız ?

 

Murat – Ne olsun , naber ?

 

Hasan – Kemal – İyi senden ?

 

Murat – Benden de iyilik , tanıştırayım baldızım Nevin. O da evde sıkılmış , gel bizimle

dedim kaptım getirdim.

 

Nevin herkesle tokalaşır , baş selamı verir , memnun oldum der. Mehmet’le en son tokalaşır.

 

Nevin  – Merhaba, Nevin

 

Mehmet – Mehmet

 

Nevin – Mehmet (bu haberdar bir ifadedir ve sadece Mehmet’in adını tekrarlamıştır.). Memnun oldum.

 

Mehmet – Ben de , hadi gidelim artık, 5 dakika kaldı iftara.

 

Rıza saatine bakar, Hasan elini Murat’ın omzuna atar.

 

Hasan – Hadi o zaman , Nevin ha , bu Murat var ya bir anlatsam nasıl pis bir adam yüzüne bakmazsın……

Sahne kararır.

 

 

Sahne 9 . İç – Gece –  Restoran

 

İnsanlar iftar sofrasındadır yemekler yenmektedir. Yemeğin sonlarında olunduğu anlaşılmaktadır. Nevin Mehmet’in yanındadır.

 

Nevin- Erkeklere yaş sorulur, kaç yaşındasın Mehmet

 

Mehmet – 29

 

Nevin – Hiç göstermiyosun

 

Mehmet – Teşekkür ederim sen kaç yaşındasın ?

 

Nevin – 21

 

Mehmet – Sen de küçükmüşsün , sen gösteriyorsun ama.

 

Nevin – Teşekkür ederim, nasıl meslek heyecanlı mı ?

 

Mehmet – Ben masa başındayım pek değil doğrusu.

 

Nevin – Eskiden sıkıymışsın ama (masada ses kesilir)

 

Mehmet – Evet, eşimin ölümünden önce heyecanlı bir hayatım vardı  denilebilir.

 

Nevin – Eşinin ölümü mü ? Affedersin bilmiyordum.

 

Mehmet – (Nevin’e buz gibi bir bakış atar saatine bakar) Arkadaşlar evde bir çok dosyam var gitmem lazım . Haydi afiyet olsun , hiç kalkmayın cümleten iyi akşamlar. Tanıştığımıza memnun oldum Nevin, kusura bakma kalamadım , işler çok yoğun.

 

Hasan – Abi  nereye daha tatlı yiyeceğiz ?

 

Rıza – Oğlum nereye lan , Mehmet , ya işkolik bu çocuk hakkaten işkolik, işe bak sen.

 

Mehmet – Yok yok gittiiiiim.

 

Mehmet son cümlesini arkası dönük ve bakmadan arkaya el sallayarak söyler. Masadakiler arkasından kalakalmıştır bu sefer bakışlarında biraz sinir de vardır.  Sessizliği Galip bozar.

 

Galip – Bırakın çocuğu yoğun bu aralar, Kemal çekmece dosyasında bir gelişme var mı ?

 

Kamera Mehmet’e döner, tramvay hattı boyunca Eminönüne doğru yürümektedir. Kendi kendine konuşmaya başlar.

 

Mehmet – Gerizekalılar, yok evde sıkılmışmış kapmış getirmişmiş yok eşim ölmüşmüş de bilmiyormuşmuş.

 

Mehmet – Oğlum onlar da iyiliğini istiyorlar.

 

Mehmet – Yerim iyiliklerini, yalnız olmak istiyorum ben kardeşim, karım öldü lan benim karım , herkes çoluk çocuk dolaşıyor benim halime bak.

 

Mehmet – Senin de olsun diye uğraşıyorlar.

 

Mehmet – Karı karılık ayrı şey Aslı ayrı şey, dağıtıcam bir tanesinin ağzını burnunu bir gün herkes rahatlayacak.

 

Mehmet – Sen sadece hıncını çıkartacak bir şey arıyorsun.

 

Mehmet – Ben sadece kendi kendime toparlanmak istiyorum

 

Mehmet – Sen hep aynısın , kim sana yardım etmeye çalışsa onu derdinin yerine koyar kinini ona kusarsın, tek istediğin kendine acımak, seninle konuşmanın bir anlamı yok.

 

Mehmet – (Çok üzgün ve yorgun bir şekilde) Konuşma o zaman, lütfen.

Sonra üzgün bir melodi eşliğinde ve etrafını seyrederek yürümeye dalar, Mehmet’in gözlerinden izleriz dünyayı, Galata köprüsünün alından geçerken lambada yapan kız oyuncağına gözü takılır ve bir süre şarkıyı dinler, çok bitkin bakmaktadır. Sonra altgeçitten çıkıp deniz kenarındaki demirlere dayanıp Galata manzarasını izlemeye dalar, bazı görüntüler gece görüşüne döner normalleşir. Bir süre sonra kendi kendine konuşmaya başlar.

 

Mehmet – Allah’ım yardım et , ne yapmak istediğimi , neden yapmak istediğimi bile bilmiyorum, aynı anda hem o masanın başında kalmak dünyadan çekilmek hem de intikam almak istiyorum . Aslı için mi kendim için mi intikam istiyorum , Aslı’yı hiç unutmamak mı yoksa devam etmek mi istiyorum bilmiyorum. Aslı geri dönmeyecek ,  o pislik ölse de yaşasa da benim yüzümden ölen Aslı geri dönmeyecek. Yaşamak istiyorum kendimi sürekli izleniyormuş gibi hissediyorum, Aslı beni affetmeyecek gibi hissediyorum. Allah’ım beni bırakma , Sen bana daima yardım ettin, ne olur beni, bizi bundan da kurtar, karar veremiyorum , karar veremiyorum.

Mehmet başını demirlere koyar hıçkırmaya başlar , biraz sonra ensesine bir el konulur. Mehmet, biraz toparlanmak için bekler sonra yere bakarak arkasını döner. El Galip’indir.

 

Galip – Biliyorum oğlum

 

Mehmet – Gelsene abi yanıma (Galip gelince) Nasıl kalktın hemen arkamdan ?

 

Galip – İnsanlar benim kalkışımı seninki kadar önemsemiyor.

 

Mehmet – Kendine haksızlık etme, ayıp ettim değil mi ?

 

Galip – Zor zamanlar yaşıyorsun , arkadaşların seni seviyor. Bir görev var Mehmet.

 

Mehmet – Nedir ?

 

Galip – Seni hayata döndürmek

 

Mehmet – Dünyayı kurtarmak der gibi söyledin (zoraki gülümser)

 

Galip – Espriye vurma hiç yalandan,

 

Mehmet – Boşver Abi

 

Galip – Mehmet

 

Mehmet – (sessizdir bakmaz)

 

Galip – Mehmet oğlum , Mehmet

 

Mehmet – NEEE ?

 

Galip – Oğlum yapma böyle bak sana oğlum diyorum , oğlum gibi de severim seni bilirsin, beni dinle lütfen… Bak seni utandırmak istemiyorum ama söylediklerini duydum. Söylediğim gibi biliyorum acını anlıyorum, belki hissedemiyorum ama bu durumun kahrediyor beni, hatta herkesi, istersen şöyle yapalım.

 

Mehmet – Nasıl ?

 

Galip – Bana bırak kendini , veremediğin kararları ben vereyim. Sen benim emirlerimni uygula , robot gibi, bu şekilde başarabiliriz.

 

Mehmet – Zor durumumdan faydalanıp beni kötü emellerine alet etmeye çalışmıyorsun ya ?

 

Galip – Sana bir tek emrim var , sadece bir tane ?

 

Mehmet – Nedir ?

 

Galip – Tayfun’u öldürmek.

 

Mehmet tekrar Haliç’e döner hıhlar , kafasını sağa sola sallar, kızgın ve gergindir, Galip Mehmet’in suratını tutar kendine çevirir.

 

Galip – Bak , bu kabustan uyanmalısın Mehmet , bekleyerek olmaz, harekete geçmelisin , utanabilirsin , korkabilirsin ama bu şekilde olmaz, yanlış da olsa bir şey yapman gerekli, bana güven.

 

Mehmet – Nerede biliyor musun ki ?

 

Galip – Tunus’ta (burada bir duraklama olur zira Mehmet şaşırmıştır.) Yarın saat 09.00’da odamda ol, sana gerekli bilgileri vereceğim. Bitireceğiz bu kabusu.

 

Galip bu sözden sonra arkasını döner ve gider Mehmet bir süre arkasından bakar , galip gözden kaybolunca sinirlenir.

 

Mehmet – Kendi hayatımı kendim yönetirim aaaaaah , Allah kahretsin.

 

Dedikten sonra parmaklıklara tekme atar, sonra bir daha sonra bir daha , sahne kararır.

 

 

 

Sahne 10 . İç – Gündüz –  Büro

 

Sahne açılır ,Galip bürosunda oturmaktadır, hafif topallayarak Mehmet odaya girer.

 

Mehmet – Selamün aleyküm

 

Galip – Aleykümselam, naber ?

 

Mehmet – İyiyim , sen nasılsın abi ?

 

Galip – Ben de iyiyim, ayağına ne oldu ?

 

Mehmet – Karanlıkta vurdum dün gece şişmiş biraz.

 

Galip – Geçmiş olsun , otur bakalım , hazır mısın ?

 

Mehmet – Hı hı

 

Galip – İyi şuna bak (Mehmet’e bir dosya uzatır. Mehmet dosyayı açar), o resimdeki adam Bouzid, Tunuslu, uyuşturucu kaçakçısı , Tunus polisini peşinden koşturuyor aslında saklanmıyor bile ama birileri tarafından korunduğu için işinin başında. Adamın bizimle ilgisi tahim edeceğn gibi Tayfun, iki ay kadar önce muhbirlerden biri Tayfun’un sahte kimlikle geri döndüğünü ve sipariş toplamaya başladığını bildirdi, biz Bouzid’i öğrenince durumu Tunus polisine bildirdik , onlar da ellerindeki fotoğrafları bize gönderdiler. Sayfayı çevir (Tayfun ve Bouzid lüks bir klupte havuz başındadırlar.)

 

Mehmet – Neden enselemiyorlar ?

 

Galip – Söylediğim gibi korunuyor.

 

Mehmet – Biz ne yapabiliriz ?

 

Galip – İşte bu, sabret. Tunus polisi de bu işi şeref meselesi yapmış , hasılı bize sadece bir fotoğraf albümü göndermediler , bir de işbirliği planı önerdiler. Biz de balıklama atladık.

 

Mehmet – Plan nedir ?

 

Galip – Türkçe, Tayfun , Tayfun’un çalışma koşulları , ekibi hakkında yeterli bilgileri olmadığı için bizden bir uzman istiyorlar.

 

Mehmet – O da benim.

 

Galip – Evet, ama bu mdalyonun sadece bir yüzü, aslında bizden istedikleri sadece bir maskeden ibaret, aslında seni takip etmek için istediler.

 

Mehmet – Anlamadım.

 

Galip – Seni bir ajan olarak lanse edip takibin sonunda kendilerini sevkiyatta bulmak isteyecekler, Bouzid vatan haini durumuna düşürülecek , kamuoyu ve medya önünde savunulması imkansız hale gelecek. Plan bu.

 

Mehmet – Etkileyici, ama neden MİT değil de emniyet.

 

Galip – O da sana bizim bir kıyağımız, üzümü ye bağını sorma.

 

Mehmet – Evet evet , pratikte nasıl işleyecek ?

 

Galip – 15 gün sonra Tunis’e gideceksin , Tunus polisinin sana bildireceği bir adrese gidip yerleşeceksin. Kılık değiştirmen gerekli adın Iordan Ilıev olacak Bulgar vatandaşı kaçak bir katil . Alt katında oturan kızın adı Zehra Zeib , Tunus polisinden , siz onunla ilişkideymiş gibi davranacaksınız. Bouzid’in işlettiği bazı batakhanelerde dikkat çekecek şekilde takılacaksın , polis bir gün kılık değiştirmiş olarak olay çıkartacak sen onları etkisiz hale getireceksin bunları yaparken yanında Ussein Khalib adlı bir başka polis olacak. Bununla senin bodyguard olarak çembere girebileceğini umuyorlar. Bana biraz basit geldi ama Tunus polisi kendi yöntemleri ile Bouzid’in organizasyonuna birçok ajan sokmuş durumda. Sevkiyat bilgilerini alacak ve Tunus polisinin planına göre sevkiyatta tutuklanacaksın. Tabi bu noktada sen ne yapacağını biliyorsun.

 

 

Bu konuşma sırasında kılık değiştirmeden itibaren sahne Tunis’e geçecek , Mehmet’i sakallı, uzun saçlı ve tanınmaz halde havaalanından çıkarken , takside çekilir , indiğinde , apartmana girerken, camdan Zehra geldiğini görürken çekimler yapılır. Galip son cümlesini söylediğinde Mehmet dairesinde yatağa oturur sonra da ayakları yandan görünürken sırtını yatağa koyar. Daha sonra zil çalar ve aynı pozisyonda Mehmet doğrulur uykudan uyandığını belli eder kalkar ve kapıyı açar karşısında Zehra bulunmaktadır.

 

Zehra – Hoşgeldiniz ben Zehra apartmana hoş geldiniz ,size bir hediyem var. Buyurun ne olur ne olmaz çam sakızı çoban armağanı.

 

Mehmet – Çamsakızı çoban armağanı ?

 

Zehra – Türkiye’de bulunmuştum.

 

Mehmet – Buyurmaz mıydınız ?

 

Zehra – Yok yok , teşekkür ederim , akşam abim gelecek , on yemek hazırlamam gerek siz buyurun isterseniz ,ilk günden sıcak bir karşılama yapalım size , böyle bir morale ihtiyacınız olacak .

 

Mehmet – Sağolun , ama yorgunum biraz.

 

Zehra – Lütfen , şimdi uyuyun akşam dinlenmiş olursunuz.

 

Mehmet – Bilmiyorum ne diyeyim.

 

Zehra – Bir şey demeyin gelin lütfen.

 

Mehmet – Pekala o zaman, tekrar teşekkür ederim hediye için , mahçup ettiniz.

 

Zehra – Hiç önemli değil , ne demek. Akşam görüşürüz.

 

Mehmet – Görüşürüz, iyi günler (kapıyı kapatır)

 

Kapı kapanıp Zehra alt kata inince , Mehmet’in dairesinin karşısındaki dairenin kapısı açılır ve yaşlı bir adam Mehmet’in dairesi ve Zehra’nın indiği daireye bakar. Sonra kapısını tekrar kapatır. Kamera tekrar Mehmet’e döndüğünde Mehmet koltuğa oturup Zehra’nın getirdiği kutuyu açar , içinden evraklar, kimlikler bir tabanca ve birkaç şarjör çıkartır. Mehmet silahı eline alır biraz tartar şarjörü takar , namlusunu çekip nişan alırken sahne kararır.

——————————–

3.Bölümün sonu, haftaya görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

 

Kategori: kelimelerin gücü

3 Yorum

  1. Aligalip diyor ki:

    Devamı gelmeli

  2. Anonim diyor ki:

    “Mehmet – Allah’ım yardım et , ne yapmak istediğimi , neden yapmak istediğimi bile bilmiyorum, aynı anda hem o masanın başında kalmak dünyadan çekilmek hem de intikam almak istiyorum . Aslı için mi kendim için mi intikam istiyorum , Aslı’yı hiç unutmamak mı yoksa devam etmek mi istiyorum bilmiyorum. Aslı geri dönmeyecek ,  o pislik ölse de yaşasa da benim yüzümden ölen Aslı geri dönmeyecek. Yaşamak istiyorum kendimi sürekli izleniyormuş gibi hissediyorum, Aslı beni affetmeyecek gibi hissediyorum. Allah’ım beni bırakma , Sen bana daima yardım ettin, ne olur beni, bizi bundan da kurtar, karar veremiyorum , karar veremiyorum”bu monologu ozellikle begendim.. oldukca akıcı, tam bir polisiye film havasina girdi, kurgu da iyi. Nevin de sanki bir yerden cikacak gibi Tunus’da. hadi bakalim, okumaya devam..hks

  3. HKS diyor ki:

    “Mehmet – Allah’ım yardım et , ne yapmak istediğimi , neden yapmak istediğimi bile bilmiyorum, aynı anda hem o masanın başında kalmak dünyadan çekilmek hem de intikam almak istiyorum . Aslı için mi kendim için mi intikam istiyorum , Aslı’yı hiç unutmamak mı yoksa devam etmek mi istiyorum bilmiyorum. Aslı geri dönmeyecek ,  o pislik ölse de yaşasa da benim yüzümden ölen Aslı geri dönmeyecek. Yaşamak istiyorum kendimi sürekli izleniyormuş gibi hissediyorum, Aslı beni affetmeyecek gibi hissediyorum. Allah’ım beni bırakma , Sen bana daima yardım ettin, ne olur beni, bizi bundan da kurtar, karar veremiyorum , karar veremiyorum”bu monologu ozellikle begendim.. oldukca akıcı, tam bir polisiye film havasina girdi, kurgu da iyi. Nevin de sanki bir yerden cikacak gibi Tunus’da. hadi bakalim, okumaya devam..hks

Yorum Yaz