Kas
18

Duygusal Bir Polisiye Senaryo – Gece Görüşü 4

Yazan YariAydin 0 Yorum / 1.606 Kez Görüntülendi

 

Mehmet Tunus’a ulaştıktan sonra ortakları ile birlikte Bouzid’in bir yandan mafya imparatorluğuna sızmaya çalışıyorken bir yandan da ortaklar birbirlerinin güvenini kazanmaya çalışmaktadır. Gelin olanları birlikte okuyalım. İyi eğlenceler.

YarıAydın

 

Sahne 11 . İç – Gece  –  Ev

 

Mehmet kapının önündedir, şöyle bir kıyafetini düzeltir ve kapıyı çalar,kapı açılır.

 

Zehra – (Sesli olarak) Oooo buyurun buyurun

 

Mehmet – Hoşbulduk buyuralım

 

İçeri geçerler , masada bir adam vardır.

 

Zehra – Hoş geldiniz Mehmet Bey , masaya buyurun, tanıştırayım Ussein Khalib ben de Zehra Zeib bildiğiniz gibi.

 

Mehmet – Mehmet Şafak, memnun oldum.

 

Zehra- Oturun lütfen. Mehmet Bey sanırım plan size açıklanmıştır. Bildiğiniz gibi planımız üç aşamadan oluşuyor, aralarına girmeniz, bilgi akışını sağlamanız ve operasyon.

 

Mehmet – Evet,masada yemek var.

 

Zehra – Efendim ?

 

Mehmet – Masada yemek var, karşımdaki adam evin içini de mi izliyor ?

 

Zehra – Görevde olmamız yemek yemememizi gerektirmez değil mi ?

 

Mehmet – Evet evet, tabi.

 

Ussein – Neyse ya, konu dağıldı galiba biraz.

 

Zehra – Evet daha konsantre çalışırsak iyi olur.

 

Mehmet – Doğru, affedersiniz, kesinlikle haklınız. Ben içlerine nasıl gireceğim ?

 

Zehra – İlk önce dikkatlerini çekeceksiniz.

 

Mehmet – Nasıl ?

 

Ussein – İş arayan iki fedaiyi oynayacağız.

 

Mehmet – Anladım ama iki problem var İstanbul’dan beri düşündüğüm, birincisi ben Arapça ve Bulgarca bilmiyorum ikincisi Tayfun’un beni tanıma ihtimali.

 

Zehra – Kılık değiştirme operasyonu son derece başarılı bize ilk gelen dosyayla alakanız yok Arapçayı Ussein halledecek. Bulgarcayı onlarda da bilen olduğunu sanmıyorum.

 

Mehmet – Tercümanla çalışan bir fedainin nasıl görüneceğini hayal edemesem de size güveniyorum. Başlangıç noktamız neresi ?

 

Sahne kararır.

 

 

Sahne 12 . İç – Gece  –  Bar

 

Mehmet ve Ussein bir barda oturmaktadırlar

 

Ussein – Sen ne dersen de biz sizi yeneriz bizim takımımız kıvrak bir takım.

 

Mehmet – Bak, biz Avrupa elemelerinde oynuyoruz , kluplerimiz de Avrupa kupalarında oynuyorlar daha tecrübeliyiz , biz yeneriz sizi.

 

Ussein – Niye ? Afrika’da da Fas var Cezayir var, Nijerya, Kamerun , var yani burada da iyi takımlar var, küçümseme.

 

Mehmet – Tamam yenersiniz tamam, saat kaç ?

 

Ussein – Yedi buçuk, on dakika var, gerçekçi olalım diye hırpalamayalım ama adamları

 

Mehmet – Tamam dikkat ederiz.

 

Ussein – Nasıllar ama ?

 

Mehmet – Kimler nasıllar ?

 

Ussein – Kızlarımız

 

Mehmet – Gıcıklar.

 

Ussein – Kızlarımızı sordum Zehra’yı değil.

 

Mehmet – Gıcık ama değil mi ?

 

Ussein – Aslında daha sevimlidir.

 

Mehmet – Pek inanamıyorum ya, sen diyorsan doğrudur. Hem tehlikeli mevzular bunlar.

 

Ussein – (Güler) Biz de polisiz.

 

O sırada kapıdan sesler gelir dört adam iki bodyguardı bardan içeri fırlatırlar, içeri girince adamlardan biri barmeni yakasından tutar;

 

Saldırgan 1 – Müdürünü çağır bana

 

Müdür aşağı iner.

 

Müdür – Buranın kime ait olduğunu biliyor musunuz ? Başınıza büyük dert alıyorsunuz haberiniz olsun.

 

Saldırgan 1 – (Barmenin yakasını bırakır) Bilmiyoruz, dert de bizi ilgilendirir.

 

Ussein  – Müşteri varken ayıp oluyor arkadaşlar.

 

Saldırgan 2 – Sana mı sorucaz yeğenim ?

 

Ussein – Bak basın gidin buradan, belanızı benden bulmayın.

 

Saldırgan 3 – Kes sesini lan

 

Ussein’in üzerine yürür, saldırganlarla kavga çıkar, Mehmet ve Ussein adamları bardan kaçırırlar. Kendileri de üstlerini başlarını düzeltip çıkarlarken arkalarından seslenilir.

 

Müdür – Durun gençler, iki haftadır görüyorum sizi buralarda, nedir sizin olayınız ?

 

Ussein – İş arıyoruz.

 

Müdür – Siz doğuştan meslek sahibisiniz oğlum, burada çalışmak ister misiniz ? Bu iki salaktan daha iyi korudunuz mekanı.

 

Ussein – Allah biliyor çok memnun oluruz.

 

Müdür – Yarın akşam saat altıda burada olun mesai sabaha karşı dörtte biter, tamam mı ?

 

Ussein – Olur.

 

Müdür – Ücreti de düşünmeyin, ödüllendirileceksiniz. Hadi gidin şimdi.

 

Ussein ve Mehmet dışarı çıkarlar biraz yürürler.

 

Ussein – Herif isim misim bir şey sormadı şüphelendi mi acaba ?

 

Mehmet – Bilmiyorum, güç gösteriyor herhalde, sesli konuşma izleniyoruz.

 

Ussein – Fark ettim, ben evime gidiyorum.

 

Mehmet – Tamam, bize bir daha gelme.

 

Ussein – Tamam.

 

Sahne kararır.

Sahne 13 . İç – Gece  –  Ev

 

Mehmet apartmana içeri bir adım atar sonra aniden arkasına döner iki adam panikle birbiriyle konuşmaya başlar, Mehmet hıhlayarak gülümser. Sonra gerçekten apartmana girer, dairesine çıkar , gözüne boş damacana takılır. Oflar, eline bir sürahi alıp , aşağı Zehra’nın katına inip kapısını çalar. Zehra kapıyı açar.

 

Mehmet – Affedersin suyum bitmiş bir sürahi su alabilir miyim ?

 

Zehra – Tabi (Sürahiyi alır doldurur geri getirir) , tamam mı ?

 

Mehmet – Yeter tamam, sağol.

 

Zehra – O değil, iş.

 

Mehmet – Beklediğimizden de iyi, daha sonra anlatırım.

 

Zehra – Tamam o zaman

 

Mehmet – Oldu , teşekkürler. İyi akşamlar.

 

Zehra – Bir şey değil, iyi akşamlar

 

Mehmet yukarı çıkar cebinden bir etiket çıkarır, karşı dairenin göz deliğine yapıştırır, gülerek kendi dairesine girer. Girer girmez de kendi dairesinin göz deliğinden bakmaya başlar. Kısa bir süre içinde adam kapısını açar etiketi çıkarır, Mehmet o anda kapıyı açar ve adama gülümseyerek göz kırpar, yaşlı adam da ona parmağını gülümseyerek sallayıp kafasını da sağa sola sallayarak yanıt verir. Sonra elini ağzına götürüp şşşş deyip yavaşça kapısını kapatır. Mehmet de aynı şekilde ona şşşşşş yapıp yavaşça kendi kapısını kapatır. İçeride kendi kendine gülmeye başlar sonra bayağı gülmesi kahkahaya dönmüşken sahne kararır.

 

Sahne 14 . İç – Gündüz  –  Ev

 

Mehmet masada hızlı hızlı bir şeyler yazmaktadır, yazmayı bitirir yazdıklarını bir zarfın içine koyar. Saatine bakar saat 08.15’dir. Merdivenlerden aşağı iner zarfı Zehra’nın daire kapısının arasına sıkıştırır. Kadrajdan çıkınca kamera Zehra’ya döner, Zehra kapıyı açar zarfı alır çantasına koyar ve evden çıkıp merdivenlerden aşağı iner apartmandan çıkar ve arabasına biner. Kamera elinde ekmek poşeti olan Mehmet’ten Zehra’yı çeker, arabası ile sokaktan çıkarken Mehmet apartman kapısından içeri girer. Sonra kamera Mehmet’i dairesinin kapısından girerken daire içinden alır. Mehmet ekmeği mutfağa koyar televizyonu açar. O sırada telefonu çalar.

Mehmet – Alo

Ussein – Mehmet naber, Ussein ben.

Mehmet – İyiyim Ussein sen nasılsın, bir sorun mu var ?

Ussein – Yok, uyku tutmadı da , beşten beri ayaktayım bana öğlen gibi geliyor, pardon.

Mehmet – Önemli değil canım ne demek, ben de uyandım zaten. Neyse bir şey mi söyleyeceksin ?

Ussein – Bugün ilk günümüz ya beraber gidelim mi diyecektim ?

Mehmet – Tamam , buluşalım mı bir yerde ?

Ussein – Tamam, Belvedere iyi mi ?

Mehmet – Park değil mi ?

Ussein – Evet

Mehmet – Olur tamam. Kaçta geleyim ?

Ussein – Beşte orda ol.

Mehmet – Tamam, görüşürüz o zaman.

Ussein – Hadi görüşürüz.

Mehmet telefonu kapar, tv’de zap yaparken , kendi kendine farkında olmadan ve tok bir sesle konuşur.

Mehmet – Ulan kaldık gurbet elde be

Sahne kararır.

——————————————–

Umarım keyif alarak okumuşsunuzdur.  Haftaya bu hamlenin meyvelerini verip vermeyeceğini hep birlikte görmek dileğiyle, hoşçakalın.

 

Kategori: kelimelerin gücü

Yorum Yaz