Ara
08

Duygusal Bir Polisiye Senaryo – Gece Görüşü 6

Yazan YariAydin 0 Yorum / 586 Kez Görüntülendi

 

Artık hikayemizin temposu gitgide artarken lafı fazla uzatmıyor ve konuşmayı senaryomuzun kendisine bırakıyorum. İyi eğlenceler, umarım siz de benim yazarken aldığım keyfi okurken alırsınız.

 

Sahne 19 . İç – Gündüz  – Zehra’nın Evi

 

Sabah daha gün ışımamışken Mehmet Zehra’nın kapısını çalar, Zehra kapıyı şaşkın ve uykulu olarak açar ;

Zehra – Ne oldu saat kaç ?

Mehmet – Girebilir miyim ?

Zehra – Tabi, geç.

Mehmet – Tayfun gece bara geldi arabasına böcek attım.

Zehra – Biliyorum

Mehmet – Neyi ?

Zehra – Gece geldiğini, önce telefonlaştılar.

Mehmet – 15 gün içinde başlamayı düşünüyorlar.

Zehra – Çok iyi, Tayfun’u gördün mü ?

Mehmet – Evet

Zehra – O seni gördü mü ?

Mehmet – Evet

Zehra – Tanımış olabilir mi ?

Mehmet – Anlayacağız, böceği kullanalım.

Zehra – Sakin ol sabahın bu saatinde arabasında değildir, değil mi ?

Mehmet – Ya arabasındaysa ?

Zehra – Merkeze bildiririz o böceği de sisteme alırlar, barın her tarafı böcek zaten biliyorsun.

Mehmet – Evet ama sadece Bouzid değil olayın tarafı, Tayfun’u da dinlemeliyiz.

Zehra – Tamam merkez dinlesin işte

Mehmet – Zehra bak, benim burada olmamın bir anlamı olmalı değil mi  O böceği Ussein de atabilirdi. Ama ben buradayım ve aktif olmak istiyorum, tamam mı ?

Zehra – Sonuçta böceği sen attın , bu gayet aktif bir hareket tarzı bence.

Mehmet – Açık konuşalım, bu benim için sadece bir ortak operasyon değil Tayfun benim için önemli

Zehra – Hayır ben sadece (sözü kesilir)

Mehmet – Beni dinle Zehra

Zehra – Müfettiş, Zehra değil müfettiş, sözümü kesecek kadar samimi değiliz.

Mehmet – Özür dilerim, kabalık etmek istemedim, ama benim tarafımdan bakınca şu an burada bulunuş hikayem ve rolüm Bouzid tarafından kolaylıkla mahvedilebilir, doğru mu ?

Zehra – Doğru ama sadece senin plan ve hareket tarzına göre tüm planın değiştirilmesi de düşünülemez.

Mehmet – Ya onu yakalayamazsak ?

Zehra – Nasıl yani ?

Mehmet – Yani ya polis merkezinde de adamları varsa ?

Zehra – Bu hakaret dolu imayı duymamazlıktan geleyim ama cevabım şu ; Bu tüm teşkilatı ilgilendiren bir şey değil , bu planı yapan kişiler dinlemeden operasyona kadar bu operasyonu aynı anda yürüten kişiler, söylediklerinin mantığı yok. Baksana senin asıl derdin ne ?

Mehmet – Hiçbirşey sadece operasyonun başarısız olmasından korkuyorum.

Zehra – Ne açıdan ?

Mehmet – Böcekler, gizli çekimler fotoğraflar bunlar mahkemede yeterli olmayabilir. Tanık gerekli, beni zamanından önce tutuklamalarından korkuyorum.

Zehra – Öyle olursa ne olur sence ?

Mehmet – Bu sevkiyat yatar.

Zehra – Şimdi beni iyi dinle. Biz ilk kez operasyon yapmıyoruz, gerizekalı da değiliz, kimse seni sevkiyat gecesinden önce tutuklamayacak , eğer buna gerçekten inanıyorsan o zaman sen bir acemisin, eğer benim bu saçma sapan bahanelere inanacağımı düşünüyorsan beni acemi sanıyorsun. Ama bence gerçek olan şu; Sen bu iki düşüncede de değilsin ve yalan söylüyorsun. Bu operasyon içinde kendi ajandanı yürütmene izin vereceğimi sanıyorsan şu kadarını bilmenizi isterim ki Mehmet Bey, sizi ilk uçakla İstanbul’a postalamaktan bir an bile geri durmam, o yüzden ya bana gerçekten ne istediğini anlat ya da operasyonun yürütülüş şekli üzerindeki saçma sapan düşüncelerini kendine sakla. Anlaşıldı mı ?

Mehmet – Pekala, söylediklerinin tonu sinir bozucu olsa da bir noktada haklısın, Bouzid umurumda değil o sizin, ama Tayfun bizim.

Zehra – Bunun kararını sen ya da ben veremeyiz, yakalanır, sonra iki ülke teşkilatları arasındaki anlaşmaya göre gereği yapılır.

Mehmet – Peki, bu küçük tartışmayı unutturmak adına bu akşam bir yemek yiyelim beraber desem ne dersin ?

Zehra – Meşgulum bu akşam.

Mehmet – Lütfen, bugün benim izin günüm, her akşam ben milleti eğlendiriyorum bu akşam da Tunis beni eğlendirsin.

Zehra – Hayır istemiyorum.

Mehmet – Sadece iki saat, sana asılmıyorum merak etme.

Zehra – Böyle bir şey düşünmedim zaten.

Mehmet – O zaman tamam mı ?

Zehra – Yalnızca iki saat.

Sahne kararır.

Sahne 20 . İç – Gece  – Restoran

 

Mehmet ve Zehra masalarında oturmaktadır, ikisi de kumaş pantolon giymişlerdir Mehmet’in üzerinde gömlek Zehra’nın üzerinde bluz ve hırka vardır, son derece günlük bir stildedirler.

Zehra – Evet bir şeyler anlatmak istiyordun ?

Mehmet – Baskında ben limanda mı olacağım ?

Zehra – Baskın günü alınacağın kesin ama önce mi sonra mı belli değil.

Mehmet – Sonuçta bensiz de yapılabileceği tartışılıyor, peki ben neden buradayım ?

Zehra – Doğrusu bilmiyorum sen biliyor musun ?

Mehmet – Niye burada olduğumu biliyorum, nasıl olduğunu ise bilmiyorum.

Zehra – Kim başarmış olabilir ?

Mehmet – Şefim olmalı, yine de nasıl olduğu bana hala bir sır.

Zehra – Peki neden buradaymışsın bakalım ?

Mehmet – Benden pek hoşlanmıyorsun değil mi ?

Zehra – Kişisel bir şey değil, ama tavrın takım çalışmasına uygun değil, bizim varlığımız umurunda gibi görünmüyor.

Mehmet – Böyle düşündürttüğüm için üzgünüm, böyle birisi değilimdir. Bouzid senin için ne ifade ediyor?

Zehra – Pisliğin tekini ifade ediyor. O bir suçlu bense bir polisim aramızdaki ilişki bu sadece.

Mehmet – Sana imrendim.

Zehra – Gerçekten çok sıkıldım, neden burada olduğunu anlatacak mısın yoksa gizemli adam tripleriyle benim sorumu kendi sorularınla boğacak mısın ?

Mehmet – Neden buradayım ? Bundan dört beş yıl kadar önce adamın tekinin piyasada yükseldiğini gördük, kullanıcılar ve küçük satıcılar ondan bahsediyordu, demek istediğim uyuşturucu.

Zehra – O kadarını anlayabiliyorum.

Mehmet – Evet , sen de polissin değil mi ? Neyse, adam tipik bir psikopattı ama çok da zekiydi kimini karlı işlerle kimisini tehditlerle ama genelde doğru tercihlerle kendine bağlıyordu.  Asıl işi satıcılardan haraç almaktı sonra kardan memnun kalmamış olacak ki kendi işini yapmaya karar verdi. Aynı dönemlerde emniyet teşkilatında görev yapan genç bir dedektif de bir başka açıdan yükseliyordu.

Zehra – Tayfun ve Mehmet orotoryosu mu bu ?

Mehmet – Fazla tiyatral oldu değil mi ? Özetlersem o işini mahvettim, her şeyi bozdum ama o orada değildi. Bir yıl kadar sonra ikinci bir işe girişti onu da bozdum ama bu sefer bilanço daha kanlı oldu, benim burnumu kırdı, arkadaşımı yaraladı, biz de bazılarını vurduk, malı , adamları , parayı ele geçirdik ama Tayfun yine kaçmayı başardı. Herkes bunları benim için başarı saydı ama sonuçta adam dışarıdaydı. Ve bu bana daha sonra çok pahalıya mal oldu.

Zehra – Ne oldu ?

Mehmet – ………  Karımı öldürdü.

Zehra – Aman Allah’ım.

Mehmet – Onu yakalarsam, mahkeme görmeyecek Zehra.

Zehra – Bu yüzden buradasın.

Mehmet – Evet. Bana yardım et (hızla Zehra’nın elini tutar ) baskında benim de olmamı sağla.

Zehra – (Elini Mehmet’in elinden çeker) Bu, bu bütün operasyonu tehlikeye atabilir.

Mehmet – İkinci baskından bir yıl sonraydı, bir Cuma gecesi Aslı’yla beraber dışarı çıktık. O çok canlı cıvıl cıvıl bir kızdı, sürekli bulaşık makinesi olmadığı için zavallı ellerinin mahvolduğundan bahsederdi, o gün ona o makineyi aldığımda bana beklememi söyledi, gitme gerek yok dedim ama özgür bir ruhu vardı gidicem dedi mi giderdi.

Zehra – Ve bir daha geri dönmedi

Mehmet – Hayır, Tayfun bana telefon açıp yanına gelmemi istedi, gittiğimde Aslı elindeydi, ağlıyordu, onu hiç o kadar çaresiz görmemiştim. Gözlerinde korkuyu ve suçluluk duygusunu görüyordum, o an bile en az kendisi kadar benim için de korkuyordu, oysa ben onun için canımı zaten seve seve verirdim. Sonuçtaa (hıhlar) buna gerek kalmadı, Tayfun onu arkadan vurdu, kalbinden bir kan yumağı çıktı, o kadar itaatkar, o kadar acı bir sessizlikle devrildi ki…….. o anı düşünmediğim bir gün bile yok hayatımda. Onu koruyamadım.

Zehra – Kendini suçlama lütfen

Mehmet – Ben, ben…. Boşver.

Zehra – Sen, sen, o gün orada olacaksın.

Mehmet – (Zehra’nın gözlerinin içine bakar) Sağol, çok çok sağol.

Sahne kararır.

 

Sahne 21 . İç – Gece – Mehmet/Zehra’nın Evi

 

Zehra yemekteki  kıyafetleri ile kanepesinde oturmaktadır. Dalgın ve odaklanmış şekilde karşıya bakmaktadır. Oflar, ayağa kalkar, banyoya gider yüzünü yıkar, aynada kendisine bakar, saçlarını önce açar sonra toplar, sağdan soldan kendine bakar,  aynaya dikkatlice bakmaktadır. Daha sonra “Hayır olmaz” anlamında kafasını sağa sola sallayıp, saçlarını ilk haline getirir.

Aynı anda Mehmet de dişlerini fırçalamaktadır, ağzında fırça varken bir an durur ağlamaklı ve bitkindir sonra ağzındaki macunu tükürür iki elini lavabonun kenarlarına koyar yere bakarken kafasını sağa sola sallar.

Kamera tekrar Zehra’ya geçtiğinde Zehra gazeteye bakmaktadır, gazetede laptop reklamı görünce gazeteyi indirir ve hızla kalkıp laptopu getirir, açar ilgili programı tıklar ve böceği devreye sokar. Sonra da kulaklığı takar, sahne kararır.

 

Sahne 22 . İç – Gündüz –Zehra’nın Evi

 

Sahne aydınlanır, Zehra dinleme yapmaktadır.  Kamera Zehra’dadır.

Tayfun – Türker, sen her zamanki yerinde olacaksın.

Türker – Tamam abi, bu iş kolay olacak, bu heriflere bu ülkede bir şey olmaz.

Kamera araca geçer

Tayfun – Ne olur ne olmaz sen tetikte ol, yalnız sana güveniyorum.

Türker – Sağol abi.

Tayfun – Sen benim sağ kolumsun unutma sensiz olmaz

Bunu söylerken elini Türker’in omzuna atar, tavrı çok korkutucudur. Daha sonra kamera tekrar Zehra’ya geçer. Araçtan inme sesleri duyulur, neden sonra çok yüksek sesli bir oryantal müzik açılır Zehra kulaklığı nasıl attığını bilemez kulağından. Zehra daha sonra başa sarar

–          Türker, sen her zamanki yerinde olacaksın.

–          Türker, sen her zamanki yerinde olacaksın.

–          Her zamanki yerinde olacaksın.

Zehra – Her zamanki yer, Neresi orası ?

Sahne kararır.

 —————————–

Gerçekten acaba neresi orası ? 🙂 Görüşmek üzere sevgili kurguseverler…

Kategori: kelimelerin gücü

Yorum Yaz