Oca
14

Game Of Thrones- A Clash Of Kings(Kralların Çarpışması)

Yazan Skywalker 0 Yorum / 968 Kez Görüntülendi

 

Soytarı, benekli ve yamalı şapkasıyla kafasını, Pylos’un kümese çıkan dik demir merdivenleri tırmanışını seyretmek için çevirdi. Kafasındaki ziller hareketle çaldı.

‘Denizin altında kuşların tüy yerine pulları vardır.’dedi clang-a-langing ‘Biliyorum biliyorum oh oh.’

‘Yamalı surat’ bir soytarı için bile zavallı bir haldeydi.  Belki bir zamanlar bir esprisiyle kahkaha tufanı patlatabiliyordu; ama deniz o gücü kendisinden, aklının yarısı ve hafızasının tamamıyla birlikte almıştı. Yumuşak ve obezdi, tikleri ve titremeleri vardı ve çoğu zaman tutarsızdı. Şimdi ona gülen ve yaşasa ya da ölse umursayacak olan bir tek bu kız kalmıştı.

Çirkin bir kız ve aptal bir soytarı ve bir üstat ne üçlüydü ama… Şimdi insanları ağlatacak bir hikâye için her şey tamamdı.

’Benimle otur çocuğum’ Cressen kızı yanına çağırdı.

‘Burada bulunmak için çok erken, şafak yeni doğdu. Yatağında olman gerekiyor’

‘Kötü rüyalar gördüm’ dedi Shireen ‘Ejderhalarla ilgili. Beni yemeye geliyorlardı.’

Çocuk, üstat Cressen bildi bileli kâbusların eziyetine maruz kalıyordu.

‘Bunu daha önce konuşmuştuk.’dedi şefkatle.’Ejderhalar canlanamaz. Hepsi taştan oyulmuş çocuğum. Çok eski zamanlarda adamız, büyük Valyria

Mülkiyeti’nin en batı karakoluydu. Bu kaleyi yapanlar Valyrialılardı ve onların bizim bilmediğimiz bir biçimde taşa şekil verme hünerleri vardı. Bir kalenin iki duvarının birleştiği yerde savunma amacıyla kuleleri olmalıdır. Valyrialılar bu kuleleri daha ürkütücü görünmeleri için ejderha şeklinde yapmışlar, tıpkı duvarlarını basit mazgallı siperler yerine yaratık heykelleriyle taçlandırdıkları gibi.’

Kızın küçük pembe elini kendi çelimsiz lekeli eliyle tuttu ve şefkatle sıktı.’Gördüğün gibi korkacak bir şey yok.’

Shireen tatmin olmamıştı.’Peki ya gökyüzündeki bu şey? Dalla ve Matrice kuyunun başında konuşuyorlardı ve Dalla, kızıl kadının anneme bunun ejderha nefesi olduğunu söylediğini duymuş. Eğer ejderhalar nefes alıyorlarsa, bu canlandıkları anlamına gelmez mi?’

Üstat Cressen, yüzünü ekşiterek ‘Kızıl kadın’ diye düşündü. Annesinin kafasını kendi çılgınlıklarıyla doldurduğu yetmişti, kızının rüyalarını da zehirlemek zorunda mıydı? Dalla’yla sert bir konuşma yapacaktı, böyle hikâyeleri yaymaması için uyaracaktı.

’Gökteki şey bir kuyruklu yıldız, tatlım çocuğum. Gökyüzünde kaybolmuş kuyruğu olan bir yıldız. Yakında gitmiş olacak, hayatımız boyunca bir daha gözükmemek üzere. Bak ve gör.’

Shireen cesurca başını salladı.’Annem beyaz kuzgunun artık yaz olmadığı anlamına geldiğini söyledi.’

‘Evet, öyle leydim. Beyaz kuzgunlar sadece Hisar’dan uçarlar.’ Cressen’in parmakları boynunda asılı duran zincire gitti, her biri ayrı bir metalden dövülmüş halkalar, her biri ilmin farklı bir dalındaki ustalığını temsil eden halkalar; ustanın kolyesi,  düzeninin işareti. Gençliğinin gururuyla kolyeyi kolayca takıyordu ama şimdi ağır gelmeye başlamıştı, metal cildine soğuk geliyordu.

’Diğer kuzgunlardan daha iri ve daha akıllıdırlar, sadece çok önemli mesajları taşımak için beslenirler. Bu gelen, özel toplantının yapıldığını, krallığın dört bir yanında gelen raporları ve ölçümleri gözden geçirdiklerini ve bu Büyük Yaz’ın sonunda bittiğini bize haber vermek için geldi. On yıl, iki döngü ve 16 gün sürdü, hatırlanan en uzun yaz.’

‘Şimdi soğuyacak mı?’ Shireen yaz çocuğuydu ve gerçek soğuğu hiç bilmiyordu.

‘Zamanla’ Cressen cevapladı.’Eğer tanrılar iyiyse, bize ılık bir sonbahar ve gelecek kışa hazırlanmak için bereketli hasatlar bahşedecekler.’

Köylüler uzun bir yazın daha uzun bir kış anlamına geldiğini söylerdi, ama üstat bu tür hikâyelerle çocuğun aklını karıştırmaya gerek duymadı.

Benekli yüz zillerini çaldı. ‘Denizin altında her zaman yazdır’ dedi

‘Denizkızları saçlarına çiçekler takar ve gümüş renkli yosunlardan kendilerine elbise örerler. Biliyorum, biliyorum oh oh oh.’

‘Gerçekten kar yağacak mı?’ dedi çocuk.

‘Yağacak. Ama daha yıllar var, dua ediyorum ve sonrasında çok uzun süre değil.’

’Ah işte Pylos ve kuş

Yorum Yaz