Gölün Tepesinde – İnsanlığın Dibinde; Top Of The Lake

Bunu Paylaşın

Bugüne kadar yorumlarda yer alan film ve diziler, sitemizin adına yaraşır şekilde fantastik ve bilimkurgu konularında yazılmış, olağandışı, mistik, gizemli, gerilimli olayları anlatan senaryolara sahipti. Bu sefer üzerinde yazmak istediğim TV serisi ise, bilimkurgu ve fantastik konularda olmamakla birlikte gizemli, gerilimli ve her şeyden daha önemlisi keşke bu olanlar kurgu ve hayal ürünü olsaydı dedirten maalesef çok gerçek bir suç draması.

Yılın benim için son yazısında bu diziyi anlatmaya çalışarak bir nevi totem yapıyorum, bu dramlar geride kalsın yeni senelerde devam etmesin gibisinden ki, sanırım en fantastik olan da benim bu düşüncem…

Orijinal adı Top of The Lake olan dizinin ilk sezonu Yeni Zelanda’da çekilmişken, 2. Sezon China Girl, 4 yıl sonra Sydney’de geçen olayları konu alıyor.

İki sezonun da değişmeyen unsuru dedektif Robin Griffin’i Elizabeth Moss canlandırırken ilk sezonda Holly Hunter, ikinci sezonda Nicole Kidman diziye ağır toplar olarak çekicilik katıyorlar.  İlk sezonda temel unsur 12 yaşındaki küçük kız Tui’nin kaybı iken, 2. Sezonda Robin’in 17 yaşındaki kızı Mary’nin rolü çok önemli. Başrollerden daha doğrusu dizinin bel kemiklerinden anlaşılacağı gibi bu seri polisiye ve bol aksiyonlu atmosferine rağmen dünyayı kadınların gözünden, kadın dertlerini ön plana alarak anlatma derdi olan bir eser. Bunu yaparken de nispeten ekstra sayılabilecek modern yaşam taleplerini değil erkek egemen toplum yapısı tarafından dayatılan ve en temel insan haklarını bile ihlal eden zorbalıkları tüyler ürperten bir başarıyla anlatabiliyor.

İlk sezon Robin Griffin’in Avustralya’dan Yeni Zelanda’ya görevli gidişiyle başlıyor; Tui isminde 12 yaşında bir kız çocuğu kayıp ve kaybından kısa bir süre önce buz gibi bir göle girerken görülüyor. Olaylar gelişirken Tui’nin 5 aylık hamile olduğunu anlıyoruz. Bu arada Tui bölgenin kadrolu manyağı diyebileceğimiz İrlanda göçmeni Matt Mitcham’ın Thai asıllı son eşinden olan kızı. Matt’in üç oğlundan Johnno babası ile konuşmuyor ve iki erkek kardeşiyle de görüşmüyor. Çünkü zorba, kadın düşmanı, kaba ve küfürbaz babası ile ahlaksız ve babalarının gölgesi altında ezilip un ufak olmuş biraderlerine ve ailesinin faaliyet gösterdiği sektörün uyuşturucu imalat ve ticareti olmasına tahammül edemiyor. Bu arada Johnno, Robin ile de aşk yaşamaya başlıyor ve anlıyoruz ki yeni bir başlangıç değil.

Robin görevli geldiği Queenstown’da doğup büyümüş olduğu için gezip dolaştığı her yerde, karşılaştığı birçok insanla diyaloğunda yeni girdiğin bir ortamın kayıtsızlığını yaşamak yerine geçmişten gelen gergin ve  hüzünlü duygular yaşıyor, bunu rahatlıkla sezebiliyoruz. Mesela bölgede hemen herkesin saygısını kazanmış Kıdemli Dedektif Al Parker’in ona gösterdiği arzu ve merhamet ile karışık sempatiden pek de hoşlanmıyor. Hastalığı sebebiyle son günlerini yaşamakta olan Annesiyle geçmiş zamanlardan konuşurken ortamda tatlı bir nostalji rüzgarı esmiyor tam aksine bir hüzün, bir huzursuzluk girdabını hissediyoruz.

İlerleyen zamanlarda anlıyoruz ki şu anda kasabaya başarılı bir dedektif olarak gelen Robin, o kasabada yaşarken başından berbat bir olay geçmiş. 16 yaşındayken, Lise Mezuniyet Balosunun olduğu akşam ardı ardına gelen saçma ve talihsiz olaylar sebebiyle 3 sarhoşun tecavüzüne uğramış üstelik babasını bilmediği de bir kız bebek dünyaya getirmiş.

O zaman anlıyoruz ki şu anda onun karşısında hemen bir hiç olan kasabanın boş beleş alkoliği bile o olayın zanlıları içinde ve o hatırlamasa bile Robin onu maalesef unutamamış doğal olarak. Bir şey daha anlıyoruz ki Johnno o zamanlar da Robin’in büyük aşkı, erkek arkadaşıymış ve ardı ardına  talihsizlikler yaşadığı hayatında Johnno her zaman gönlünde ve aklında güzel bir aşk hatırası olarak kalmış.

Bu arada Robin’in Annesi Johnno ile olan ilişkisine o kadar muhalefet ediyor ki şaşırıyoruz ve bir akşam Johnno, o berbat saldırı sırasında orada olduğunu ve olaya engel olamayarak seyretmek zorunda kaldığı sırada altına kaçırdığını anlattığında bile acaba Johnno veya en azından hasta ruhlu babasının bu olayda dahli var mıdır diyoruz.

Bu arada Tui’nin 12 yaşında ve hamile oluşu da Robin’in travmalarını tetikliyor ve onu arayışında çok daha hassas yapıyor. Bir yandan annesinden Johnno ile ilişkisine gelen yoğun muhalefet, Al Parker’den gelen evlenme teklifi ve Tui’nin bebeğinin babasının kim olduğunun bilinmemesi ve yerinin de bulunamaması Robin üzerindeki psikolojik baskıyı arttırıyor.

Bizler ise Tui’nin nerede olduğunu görebiliyoruz; Tui deniz kıyısında boş bir alan ve üzerinde 3-5 adet prefabrik baraka olan Paradise’ı ziyaret ediyor, bunun haricinde gölün tepesinde arkadaşlarının ona yaptığı küçük ama her şeyi özellikle de dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı ilkel ama etkili bir düzenek ihtiva eden yerleşkede doğum yapacağı günü bekliyor. Çoğu zaman yeni nesil, aklı bir karış havada diye suçlanan gençler canla başla Tui’ye ve bebeğine sahip çıkıyorlar, onu babasından ve tüm yetişkinlerden koruyorlar. Bu arada Köyün Meczubu olan yaşlı adam da ebe olan annesinden kalan tıp kitabını getiriyor ki bu küçük çocuk kendi çocuğunu doğurabilsin. 12 yaşında doğuma hazırlanan Tui’nin akıllı ve güçlü görünümüne rağmen yanında arkadaşına o bebek acaba nasıl içime girdi demesi de kalpleri kanatıyor.

Polis ve Robin küçük kızı ararken babası Matt de boş durmuyor ve kızı için ödül koyuyor, kendi motosiklet çetesinden arkadaşlarını ormana salıyor ve gerçekten de Tui bulunuyor. Bu sırada Tui kaçabilirken arkadaşı Jamie elim bir kaza sonucu kayalıklardan düşerek hayatını kaybediyor. Jamie’nin ölümüne kadar kasabanın yoksul ve çaresiz kadınlarını Matt ve oğulları Luke ve Mark’la birlikte evlerinin bodrumundaki profesyonel uyuşturucu üretim tesisleri hakkında konuşmaya ikna edemeyen Robin, oğlunu kaybetmenin travması ve öfkesi ile çılgına dönerek haklı olarak Matt’e isyan eden Simone’dan başlayan çözülmeyle bu yasadışı çarkın kırılmasını umduruyor hepimize.

Tüm bunlar olup biterken şeytan ruhlu Matt’in kendi torununun babası olduğuna inanmaya başlıyoruz. Bu arada Matt’de Robin ile buluşursa ve ikili özel bir görüşme yapabilirse çok önemli bilgiler verebileceğini söylüyor ve biz bir kere daha yay gibi geriliyoruz. Bu görüşme teklifinin yapılmasını sağlayan Al Parker’ın emrivakisi ve Johnno’nun Robin’i babasından kurtarışı da aşk yarışında Johnno’nun 10-0 öne geçmesini sağlıyor.

Sonuçta Matt bu görüşme sağlanıyor ama önemli bilgi ne saldırı olayı ne de Tui ile ilgili çıkıyor. Matt, Robin’e annesinin kendisiyle bir kaçamak yaptığını ve babasının kendisi olduğunu söylüyor. Hep beraber bir kez daha dağılıyoruz. yYaşadığı onca drama rağmen hayatta kalmaya, aşkına tutunmaya çalışan Robin, erkek kardeşiyle aşk yaşıyor durumuna düşüyor ve annesinin neden Johnno ile ilişkisine bu kadar muhalefet ettiğini anlıyor. Buna mı ağlasın, polis arkadaşlarının yanında ve tüm emniyet teşkilatı önünde kendisinin ve henüz yeni hayatını kaybetmiş annesinin küçük düşmesine mi karar veremez duruma geliyor.

Robin bu krizleri yaşarken Matt’de boş durmuyor ve Tui’nin peşine kendisi düşüyor, tam onu ve yeni doğmuş bebeği vurabilecekken Robin ve Johnno bebeği ve küçük anneyi kurtarıyor.

Hepimiz iki ayaklı suç ve rezalet makinası Matt’den kurtulduğumuza sevinirken  Al Parker, Robin ile Johnno’nun kardeş olmadığını gösteren DNA analizleri ile geliyor ve hep beraber bir kat daha rahatlıyoruz.

Minik bebek ve Tui Paradise da yerleşiyor, Robin ve Johnno da anane ve dede rolünde çevrelerinde koruma kalkanı oluşturuyor, acı günlerden sonra tam bir mutluluk tablosu yaşanıyor. Babasından kaçtığı dönemde Tui’ye kol kanat geren gençler de Jamie’yi kaybetmelerinin acısını kalplerine gömüp, mutluluk ve huzurun tadını çıkarıyorlar.

Bölgedeki herkesle anladığı dilden konuşmak konusunda oldukça başarılı bir tavır sergileyen Parker da Tui’nin ve bebeğinin hasar almadan bu olaydan kurtulmasına, aynı zamanda insan müsveddeleri Matt ve oğullarının, kasabanın ve kendi hayatından çıkmasına çok seviniyor. O da bu Yeşilçam filmi mutluluğunun bir parçası olmak için gençleri sinemaya ve pizzacıya götürmek üzere yola çıkıyor.

Uzun yıllar acı çekmiş, hayatı ani veya rutin olaylarla defalarca sarsılmış insanların ortak davranış kalıbı, hiçbir mutluluğun hiçbir neşeli şartın tadını tam anlamıyla çıkaramamaktır, bünye alışık değildir güzelliklere, neşeli günlere, huzura, her an kopabilecek bir fırtınaya takılıdır zihinler.

İşte bu noktada rahatlıkla acıların kadını diyebileceğimiz Robin de apaçık bir şüphe krizine giriyor, Johnno’nun ikna çabaları sonuç vermiyor ve neşeli bir günün tadını çıkarmak üzere ayrılan Tui ve arkadaşlarının peşine düşüyor, düşmez olaydı mı dememiz gerekiyor bilmiyorum. Maalesef bebeğin Tui’nin karnına nasıl girdiğini öğrenmiş oluyoruz. Kasabanın güler yüzlü kanun adamı, iyilerin dostu ve kötülerin kankası Parker’ın cafeyi çocukları kurtarmak için değil onlara kolaylıkla yaklaşarak hem cinsel yönden istismar edilmeleri sağlamak, hem uygunsuz görüntülerini çekip pazarlamak için kullandığını ve bunu yapmak için bir şebeke kurduğunu şok olarak izliyoruz. Yeşilçam sahneleri bir anda korku filmi setine dönüşüyor.  Robin’in karnından vurduğu Parker’in tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunu 2. Sezonda öğreneceğiz.

Bu noktada olaylara karamsar bir senarist ve komplo teorilerine sevdalı bir yönetmenin histerik yaklaşımları diyebilmek isterim ortaya çıkan gerçekliğe ama maalesef değil. Dünyada gizli-açık, reşit olmayan gençlere yönelik cinsel istismar vaka sayıları dehşet verici. 2020 Temmuz ayında 3 günde yapılan 270 bin pedofili içerikli aramayı 58 bin kullanıcı gerçekleştirmiş. Bir de bu ruh hastaları içinde eyleme geçenleri göz önüne aldığımızda gelişmiş-az gelişmiş ülkelerde bu talebe yönelik arzın çok farklı meslek kademelerinden geldiğini de görebiliyoruz. Baştan da dediğim gibi bu olaylar bana keşke bunlar bilim kurgu senaryosu olsa dedirtiyor. Mars’a gidilmeye hazırlanılan bu günlerde dilerim teknoloji öyle gelişir ki her nevi ruhsal&bedensel anomaliye çare bulunabilir.

Son olarak dizinin önemli bir unsuru olarak İsviçreli spritüel lider GJ’yi canlandıran Holly Hunter ve onun bağımsız ruhuna ve felsefesine hayran müritlerince satın alınan Paradise arazisi hakkında da bir miktar yorum yapmak gerekli diye düşünüyorum ki buranın satışını sağlayan kasaba sakini, Matt tarafından öldürülüp oğullarınca ortadan kaldırılıyor çünkü deniz kenarındaki bu ıssız yer zorba Matt’in Annesine aitmiş ve sık sık mezarına gidip kendini kırbaçlayarak araziyi geri alamadığı için nedamet getiriyor. Paradise zengin-yoksul, genç- yaşlı birçok kadını erkek egemen dünyanın dertlerinden uzak bir kadın komünü olanağı sağlıyor, isteyenler çırılçıplak geziyor, yoga yapıyor ve GJ’in ruhani sohbetlerini dinliyor. Gerçi buranın çok rahat ve tasasız hayat süren sakinlerinden birinin aşk ve heyecan arayışıyla Matt ile bir süre takılıp, mutlu geçen birkaç günün ardından hakarete ve şiddete maruz kalarak geri dönmesi de kadınlara rahatın batmasının, bir erkekten gelecek sevgi ve ilgi kırıntısı ile kendinden vazgeçme talebinin ne büyük hata olduğunu birkez daha gösteriyor.

2. sezon Çinli Kız ise 4 yıl sonra olanları anlatıyor; Sevdiği hatta çok aşık olduğu Johnno’dan evlenmek üzereyken ihanet sebebiyle ayrılan Robin kalbi kırık ve depresif bir ruh hali ile Sydney’de göreve başlıyor.

Yeni görev yerinde de varlığından memnun olmayan bir erkek sürüsüyle karşılaşıyor çünkü yüksek rütbeli bir polis memurunu, hem de bir erkeği, suçlu dahi olsa, vurarak tekerlekli sandalyeye mahkum eden Robin, ormanda sırtlanların karşısında kalmış bir fil gibi, teke tek savaşta rakibiyle başa çıkabilecek güçteyken, bu vahşiler topluluk halinde karşısında olduğu için onlarla baş etmekte zorlanıyor. Bu arada yıllar evvel doğum yaptıktan bir saat sonra verdiği ve şimdi 18 yaşında olan kızı ve onu büyüten aile ile çok yakın ilişkiye giriyor ve yıpranmaya ve hemcinslerinin ne ağır tacizler karşısında kaldığını tecrübe etmeye devam ediyor. Bu noktada dikkatleri dağıtmamak için anlatıyı seneye devam etmek üzere bitiriyorum.

Dilerim 2021 hepimiz için, Dünyamız için ve en çok da mazlumlar için çok daha iyi bir sene olur.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 5 / 5. Oylama sayısı: 1

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir