Şub
28

Gravity – İşte Bu…

Yazan YariAydin 0 Yorum / 848 Kez Görüntülendi

Oscar ödüllerinin dağıtılmasına saatler kala 10 dalda ödüle talip olan ve DVD’si de aynı hafta içinde raflarda kendine yer bulan bu yeni bilimkurgu/felsefe şaheseri ile karşınızdayız sevgili kurgusal.net izleyicileri; Gravity / Yerçekimi. Yönetmenliğini Alfonso Cuaron’un yaptığı başrollerini de Sandra Bullock ve George Clooney’nin paylaştığı filmle ilgili yazımıza bir geleneği devam ettirerek filmin fragmanını izleyerek başlayacağız.

Kim, yönetmen Cuaron’un 1998 yapımı filmi Great Expectations’u seyrederken, Gwyneth Paltrow’u önce yakın plan profilden görüp sonra kendisini uçan bir uçağın penceresinden izlediğini anladığında yönetmenin teknik olarak daha o zamandan bir mucizeyi planladığını tahmin edebilirdi ki ?  Hiçkimse, ta ki Gravity’yi izleyene kadar. Uzayın sonsuzluğuna yakışan planlar, olağanüstü bir çekim tekniği, abartı CGI kirliliğinden uzak kompozisyonlar, o inanılmaz güzellikteki dünyamızı görene kadar kimse bunu tahmin edemezdi.

ryan

Gravity bizi uzay boşluğunun yabancılığı ile dünyamızın uzaylı kimliği arasında bilmediğimiz ancak parçası olmak istediğimiz bir alana taşırken, kurgusunun içine insanlığı da öylesine ustaca katıyor ki etkilenmemek imkansız. Film tanıdığımız dünyayı bize mavi bir küre haline getirip yabancılaştırmakla kalmıyor, insanları da uzay kıyafetleri içinde ve teknoloji harikası mekiklerinde çalışırken tasvir ederek aynı ölçüde yabancılaştırıyor türdaşlarından.

Gravity-movie-Atlantis-shuttle

Tam bu noktada ki aslında filmin açılış sekansındayız hala, kendisini benzetildiği 2001 A Space Oddyssey’den bilinçli şekilde ayırıyor Gravity. İnsanları, görev komutanı astronot Matt Kowalski marifetiyle duygu sahibi olma sınıfına iade ediyor. Film, ilerleyen sekanslarında astronotların ve teknolojilerinin tanıdıklığını birçok kereler acı verecek derecede gerçekçi şekilde yüzümüze vuracaksa da mesajını çok küçük nüanslar üzerinden daha en başından verebilmesi ile de etkiliyor izleyenlerini. Yine aynı sekans içinde tamamen gerçekçi, olabilecek bir senaryo üzerinden gizemsizce aksiyon kurgusunu da ortaya koyuyor; bir enkaz teröründen sonra hayatta kalınamayacak bir ortamda hayatta kalmaya çalışmak. Kısaca 10 dakika içinde durum açık seçik ortaya serilmiş oluyor.

İşte bu da Gravity’nin açıklanması zor başarısına getiriyor bizi; bir buçuk oyuncuyla ağdalı bir monoloğa ve açık seçik bir uzay felaketi senaryosuyla Apollo 13’e dönüşmemek. Ve yine işte bu sebeple Gravity neredeyse tek bir oyuncu ve tek bir mekanda çekilmiş 10 dalda Oscar adayı ve yaşarken kült olmuş bir film.

gravity-kowalski

Gravity’nin yukarıda bahsettiğimiz başarısının açıklanması zor olsa da imkansız değil. Herşeyden önce Gravity esasen yaşamaya ve varoluşa dair bir film. Çok basit bir alegori ve hoş bir sembolizmle de bunu izleyenlerine aktarıyor: Uzay ölüm ve dünya da yaşam demek. Ve dünyaya dönmek için gösterilecek her çaba ise yaşamaya devam etmeye karar vermek demek. Ölmeye niyeti olmayan ancak hayatlarındaki mutsuzluktan uzayın dinginliğine kaçmış olan kahramanlarımız ki biri daha önce de bahsettiğimiz astronot Kowalski olsa da asıl kahramanımız medikal bir deha olan Dr.Ryan Stone (Sandra Bullock) olmak üzere bu mücadeleye gözü kapalı giriyorlar.

Bir başka faktör de karakterlerin detaylarda gizledikleri doğal halleri ile kendilerine ve tarihçelerine dair vermeyi başardıkları izlenimler oluyor. Örneğin başarısız ilişkiler yaşayan ama sevgisini ve erkeksi koruma içgüdüsünü yansıtmak isteyen komutan Kowalski (Clooney) yine bu özelliklerinden dolayı sahneden erken çekilmek zorunda kalsa da de tek başına yetiştirdiği küçük kızını kaybeden Dr.Stone’u bu mücadelede farklı formlarında birden fazla kez kurtarıyor. Kowalski ne konuşurken gözyaşı döküyor ne de aksiyon sırasında esas oğlan triplerine giriyor ama biz Kowaski’nin ruhunu saydammış gibi görebiliyoruz.

gravity-04-600-370

Tecrübesiz ve mutsuz bir de üstüne üstlük şok olmuş Dr. Stone’un (Bullock) her bir uzay istasyonu macerası ise adrenalini had safhaya taşıdığı gibi aynı zamanda bir de keşif görevi görüyor. Rus istasyonunda yeni yaşamı için rahme düşen Stone, burada rus kozmonotlarının Hz.İsa ikonalarını görürken bize de varoluşla ilgili birşeyler söylüyor. Yine Çin istasyonundaki Buda heykelini de bize gösteriyor doktor. Kendisi de kurtulamayacağını düşündüğünde telsizine eriştiği  çinli amatör uzay gözlemcisi Aninyaaq’ın ailesi ve bebeğinin ağlama sesi eşliğinde ruhu için dua istediğinde veya çaresiz kaldığı zamanlarda geçirdiği sinir krizlerinden sonra ağlama krizine girdiğinde ya da kurtulacağına dair kendi bile inanmadan kendini motive ederken sorunun tepe noktasında zekası kadar hayatta kalma güdüsüyle de mücadele etttiğinde gerçek bir insan sunuyor bize Dr.Ryan Stone kılığındaki film.

gravity-film-02

Filmin görsel başarısını ise sadece başarı kelimesi ile tanımlamak yetersiz kalıyor. Yalnızca dünyanın temsil ettiği hayat gibi olağanüstü görünmesi ya da felaket sahnelerinin teknik yeterliği değil konuşmaya değer olan. Filmin duygusal ve aksiyonel climaxlerinin muhteşem bir görsellikle desteklenmesi hatta o görsellikten kaynaklarını alıyor olması bahsettiğimiz olgu. Buna örnek olarak Dr.Stone’un rus kapsülü Soyuz’la bağlı kaldığı uluslararası uzay istasyonundan kaçmaya çalışırken dışarıda yakalandığı enkaz fırtınasının son halkası olan güneş paneliyle çarpışma sahnesini ve filmin şairane finalinde çin kapsülü ile dünyaya bir astreoid yağmuru gibi inişini gösterebiliriz. İlkinde korkuyla karışık hipnotize edici ve tehlikeli bir güzellik hissedilirken, ikincisinde bir ateş balesi eşliğinde filmin tüm açık uçlarının kapanmasının duygusal yoğunluğuyla İlahi bir güzellik ve büyük bir mutluluk hissediliyor.

Gravity-soyuz

Oyunculuklar açısından bakarsak şahsi fikrimin performanstan ziyade yaş ve yaşanmışlık ile ilgili bir inceleme yapılması gerektiği yönünde olduğunu söylemeliyim. En özet bir tabirle, George Clooney aday olmadı ve Sandra Bullock da Oscar almayacak ancak bu rolleri 45 yaşının altında kimse de dolduramazdı denilebilir. Çünkü bu roller esasen rol değildi. İçinde bulunulan durumun dayattığı ve çok az zamanınızın olduğu bir hayat mücadelesinde  rol yapıyorsanız siz gerçek bir insan değilsiniz demektir. Yine de yerçekimsiz ortamı yansıtması açısından Sandra Bullock’u ayrıyeten tebrik etmek gerekli.

Aynı bağlamda, eğer bir izleyici filmi hiç beğenmediyse yaşça biraz genç olduğu düşünülebilir. Sonuç olarak Gravity görsel bir şaheser ve gerçekçi bir bilimkurgu. Duygusal ama aynı zamanda doğal bir yaşama övgüsü ve aynası. Konuyu Oscar’dan açtığımız için belirtmeliyim ki filmi bazı açılardan Pi’nin Yaşamı’na benzetiyorum ve en iyi film değilse de (ki ben de minimal senaryolu -ama politik olmayan- hayatın içinden filmlere daha çok yakıştırıyorum oscarı) en iyi yönetmen dalında Alfonso Cuaron’a altın heykelciği getireceğini düşünüyorum. Şahsen de uzun zamandır özlemini çekmekte olduğum ciddi, ağdalı olmayan, yetişkin bir bilimkurgu filmi seyrettiğim için mutlu olduğumu ifade etmeliyim. Bazı sembolik sahnelerin çok açık mesajlar içermesi sebebiyle sembolizmi paradoksal olarak yok ettiğini düşündüğümü belirten çok küçük bir eleştiri ile bu olağanüstü filmle ilgili yazıma son veriyorum. Esen kalın sevgili kuguseverler.

YarıAydın

Kategori: sinemaloji

Yorum Yaz