İki Dizi-2: Battlestar Galactica – Eski Bir Fütüristik Konsept, Değişmeyen Drama

Bunu Paylaşın

Battlestar Galactica; 1978-1980 ve 2003-2009 yıllarında ekranlarımıza konuk olan efsane bilim-kurgu dizisi… Biz de bugün kendisini sitemize konuk ediyoruz. Ve sadece nostaljik bir inceleme olarak değil…

Battlestar Galactica, -her ne kadar Battlestar/Savaş Yıldızı ismini dahiyane bulsak da, uzunluğu sebebiyle şu andan itibaren BSG olarak anacağız.- Universal Studios tarafından beyazperdeye uyarlanıyor. Bununla birlikte birkaç yıldır uyarlanıyor!

Her ne kadar biraz provokatif de olsa, dizinin fideist yapısına iyi bir örnek.

1978-80 serisini konu alan film için ilk yönetmen, özellikle X-Men filmlerinden tanıdığımız Brian Singer olarak duyurulmuştu. Ancak taraflar herhangi bir resmi açıklamada bulunmadılarsa da proje, o haliyle suya düştü.

Geçtiğimiz günlerde filmin senaristi ve yürütücü yapımcısı olarak Simon Kinberg -benim pek hoşlanmadığım X-Men:Dark Phoenix ve daha ziyade bir gençlik projesi olan The New Mutants‘tan tanıyoruz kendisini- açıklanınca, projenin güncelliği teyit edilmiş oldu ve biz de proje dolayısıyla geçmişe dönük bir tarama yapmaya karar verdik.

İlk Galactica; Dönemine göre gayet başarılı bir dizayn.

Bununla birlikte, daha ziyade aşina olduğumuz 2003-2009 versiyonunun, aynadaki aksi olarak değerlendirdiğimiz, Raised By Wolves ile karşılaşınca diziyi “İki Dizi” konseptinde incelemeye karar verdik.

İşte bu sebepten dolayı da, incelememiz aslen 2003-2009 dönemi üzerine olacak.

BSG ilk olarak 1978’de ABC tarafından ortaya atıldığında en önemli sorun, aynı dönemde ortaya çıkan bir başka -ve çok daha geniş kapsamlı- efsane ile ilişkisi oldu; Star Wars ile…

Bir rip off/taklit/türev olarak görülen dizi, özellikle aynı efekt uzmanları ile çalıştığı için, benzer uzay savaşı sahneleri sebebiyle mahkemelik bile oldu. Ancak, ana teması sebebiyle kendini ayırmayı başardı.

Konu basitçe şöyleydi; Uzak bir galaksideki 12 Koloni’de yaşayan insanlar -Bu rakam bir alegoridir. 12 kabile Hz.Musa’nın 12 kabilesinden hareket alır. Dünya ile birlikte 13’e çıkan koloni sayısı da ABD’yi refere eder.- gelişerek, robot bir köle gücü inşa etmişlerdir. Cylon adını verdikleri bu robotlar, isyan etmiş, uzunca süren bir savaştan sonra barış yapılacakken, insan olan Dr.Baltar‘ın ihaneti ile insanlığı yok etmişlerdir.

Number 6/6 Numara ve Baltar. Dizinin başat çiftlerinden biri. Baltar, bu versiyonda çok daha komplikeydi…

Dağılan insanlık, birkaç on bin hayatta kalan insan ve korumaları olan savaş gemisi Galactica, efsanevi doğum yerleri olan “Dünya”ya doğru bir yolculuğa başlarlar.

Aslında hikaye ana hatları ile bir “Genesis” öyküsüdür. Yapay zeka konusu her ne kadar 1978 için eski bir konu olarak değerlendirilebilecek ise de, aslında oldukça popülerdi. 1968 de; 2001 Bir Uzay Macerası, 1979’da; Uzay Yolu Filmi –Star Trek: The Movie– ve 1982’de; Blade Runner‘ın çekilmiş olduğunu hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Sonuç olarak, zaten bir tv dizisi olarak kurgulanmış BSG, olayları daha hafif geçerek ama dönemine göre oldukça başarılı prodüksiyonuyla kendine bir hayran kitlesi edinmeyi başardı. Ancak sadece bir sezon sürdü… Çünkü çok pahalı bir yapımdı. 1980’de dizi bir kez daha yayına sokuldu. Dünyayı bulan kolonistlerin maceralarının anlatıldığı bu versiyon ise -daha az masraflı versiyon…- materyalin hayranları için unutulmak istenen bir sayfa oldu.

İlk versiyondan, ikincisine kalan temel noktalar; robot isyanı, ana karakterler -bazı ciddi değişiklerle!..-, Galactica’nın dizaynı ve daha sonra kolonyal marş olarak karşımıza çıkacak ünlü orjinal soundtrack teması oldu.

2003 yılında başlayıp; mini dizi, dört sezon dizi, bir tv filmi, webisode paketleri ve bir bağımsız spin off drama dizisi olmak üzere altı yıl süren seri ise elbette otuz yıllık teknolojik yenilikten ve sektördeki profesyonelleşmeden nasibini almıştı.

Her ne kadar kolonyal marşı soundtrack’inde taşısa da, albüm esasen bugünkü medeniyetimizin kurucuları olarak gelecekleri gezegenimizin Yunan/Akdeniz kültürüne dair bir tınıya sahipti.

Soundtrack’e bir örnek daha verelim. Parçamız; Prelude To War/Savaşa Giriş -biraz daha karışık bir anlamı var aslında, büyük bir şey geliyor gibi.- Normal şartlarda savaş müziklerinin climaxine ulaşmayan bir parça olmasına rağmen çatışmaya dair çok ciddi bir arka plan sağlıyor.

Bu antik Akdeniz Havzası müzik sitilinden hareketle, kolonistlerin çok tanrılı olduklarını, düşmanları cylon ırkının ise tek tanrılı bir inanca sahip olduklarını ifade etmeliyiz. Buraya döneceğiz…

Dizinin yapısına baktığımızda ise, BSG’nin en başarılı olduğu şeyin, her şeyden önce bir insan hikayesi anlatması olduğunu söyleyebiliriz. Evet… Bir genesis hikayesi, bir tür mitoloji, bir çözülen gizemler bütünü olarak tasarlanmış olsa da; içinde cereyan eden aşkları, trajedileri, günlük yaşama ve bir türün on binlerce sayıda kalmış mensuplarının içine düşebilecekleri tüm darboğazları içeren bir materyaldi BSG.

Dört sezonda, zorunlu ve bir şey ifade etmeyen ilişkilerden, büyük aşklara, görev yükünü kaldıramayan pilotlardan, grevdeki işçilere, kendini feda eden direnişçilerden, dini gruplara ve kriz anında karakterini yitirmek üzere olan bir türün korunması için verilen politik mücadeleye kadar bir drama şaheseri olarak tanımlanabilir işler yapmayı da başardı.

Apollo ve Starbuck

Üstüne üstlük, bunu katarsisten ve climaxlerden olabildiğince ari ama aynı zamanda günlük hayatın sıradanlığından da çok farklı bir stille yapmayı başardı.

BSG, aynı zamanda bir karakter draması idi. Çok sayıda başat karaktere sahip olmasının yanı sıra, bu karakterlerin de, son derece girift motivasyonlara sahip olan “gri” karakterler olması, diziye ayrı bir güç veriyordu.

BSG’nin hayata dair yansıtmayı başardığı olduğu bu komplike ve elegant sadelik, hayran kitlesinin iştahı ile birleşince Caprica adlı bir projeye de ilham verdi. Caprica, -ki 12 koloninin baş gezegendir- BSG’nin olaylarından önce geçen, olaylara dair nüveleri içinde saklayan ama aslında dramatik bir günlük yaşam öyküsüydü.

Özellikle 2003-09 versiyonun yakaladığı bir başka başarı da, bilimkurgunun bilime yakınlığı idi. Uzayda ses olmamasından, yine uzayda geçen it dalaşlarının atmosferdekiler gibi olmadığına dair fiziksel hard sci-fi öğeler, dizinin gerçekçiliğini pekiştirdi.

Yeni Caprica’daki direniş, melez çocuk Athena’yı bulmak için Cylon ana üssüne yapılan baskın ve iki bölüm süren filo içi darbe gibi çok güçlü, ağır ve sert sekanslara da imza atan dizi, dört sezonu tamamen dolu dolu geçirip, benzer bir durumda neler olabileceğine dair çok ciddi bir simülasyon koydu izleyicilerinin önüne.

Şimdi dizinin Raised By Wolves ile ortak/ayıran noktasına gelelim. Aslında her iki materyal de bir tür insan mitolojisi ortaya koyuyorlar. Fark, Raised By Wolves’un son derece karanlık ve mekanik bir tonda ve ağırlıklı olarak bu konuyu işlemesine karşın, Battlestar Galactica’nın olaylara daha fideist, daha insan merkezli ve olabildiğince açık gri şekilde yaklaşması. Ancak aslında ikisinin de konusu aynı denilebilir.

Bununla birlikte, gelecek filmin ilk versiyondan hareket alacağına dair güçlü duyumlar var. Doğrusunu söylemek gerekirse, çocukluğumda Apollo ve Starbuck olarak adlandırdığım versiyonun, 35 yıl sonra tekrar başat kılınmasını biraz “ilginç” buluyorum. Daha doğrusu ve maalesef, biraz ucuz buluyorum. 2003-09 versiyonunun griliği ve cylonlara dair olan hikayesinin, epik bir insan robot savaşı ile değiştirilmesi, zanaat olarak tatmin edici, katarsis ve climax bolluğu ile gerçekten de keyif verici olacaksa da, pek sanatsal derinliğe sahip olmayacağı da açık.

Zaten ne demişler, tiyatro sanat, sinema eğlence , televizyon mobilyadır…

En azından BSG ve ardıllarına kadar öyleydi…

Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 5 / 5. Oylama sayısı: 3

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir