İnsanlar Bilmediği Şeyden Korkar; The Elephant Man

Bunu Paylaşın

Fil Adam, orijinal ismiyle “The Elephant Man”. Tüm zamanların en iyi drama ve otobiyografik filmlerinden biri. 1980 yapımı ve David Lynch imzalı bu film üzerine söylenecek çok şey var. Filmin senaryosu John Merrick’in yaşam öyküsünden esinlenmiş (ki asıl adı Joseph Merrick’tir ama genelde John Merrick olarak anılır.). İzlerken gerçeklik sizi koltuğunuzda fazlasıyla rahatsız edecek. Hikaye gerçek olunca Fil Adam hakkında yazılan sayısız bilgi bulunabilir ama biz makalemizi tamamen film üzerinden yürütme taraftarıyız. Lafı çok uzatmadan, gelelim filmimize.

David Lynch’in hikayeye sarsıcı bir giriş yaptığını söyleyebiliriz. Herşeyin başladığı o an, John Merrick’in (John Hurt) henüz 4 aylıkken annnesinin yaşadığı o korkunç olay; sert efektlerle bulanık ve haykırışlarla dolu bir kabus gibi beyazperde’ye aktarılmış. Hikaye 19. yüzyıl İngiltere’sinde (Sanayi devriminin en yoğun ve acımasız yaşandığı dönemlerde) geçiyor. Ve ardından sahibi tarafından fütursuzca, para karşılığı sergilenen John Merrick’i sirkte arayan Anthony Hopkins’in canlandırdığı Doktor Frederick Treves’i görüyoruz, Dr. Treves’in, Merrick’i bulduktan ve karşılaştıktan sonraki o karmakarışık yüz ifadesi sinema tarihi adına unutulmaz sahneler arasında diyebiliriz. Merrick aldığı darbeler sonucu cildi aşırı deformasyona uğramış ve felç geçirmiştir. Nihayetinde Dr. Treves büyük uğraşları sonucu Merrick’i Londra Hastanesine kabul ettirir.

 Dr. Treves ve Merrick
Dr. Treves ve Merrick

Merrick, bütün ülke çapında ünlenir. Zengin aileler, ünlüler ve toplumun birçok kesiminden insanın dikkatini çeker. Kraliçe Victoria hastane yönetimine iyi dileklerini ileten bir mektup dahi gönderir. Bundan sonrası Merrick için bir düş gibidir. Londra’nın o korkunç delhizlerinden, ona ucube gibi bakan sahibinden, kısacası eski cehennem yaşantısından kurtulmuştur. Hayatı boyunca insanların o iğreti ve aşağılayıcı bakışarı altında ezilen bu adam bir parça huzur bulmuştur. İnsanların onu daha yakından tanıma fırsatı sağlanmıştır. Kendisini ziyarete gelen zengin bir çifte söylediği kayda değerdir: “Bilirsiniz, insanlar bilmedikleri şeyden korkarlar.” Bu esnada Dr. Treves bir iç muhakeme yaşar. Merrick’in eski sahibi Byte’dan ne farkı olduğunu düşünür. Ona yeni hayat kazandıran bu adam popüler biri olmuş ve Merrick’in insanların ilgisini çekmesini sağlamış. Fakat onu görmek isteyen insanlar önceleri sirkten, şimdi ise sırça köşklerden gelmektedirler… Bu da filmde önemli bir an. Yıllarca kadınlardan soyutlanan bu adamın onlarla ilişkisi dikkat çekici. Oldukça kibar ve naif. Onu ziyaret gelen ve dönemin önemli tiyatro sanatçışarından biri olan Mrs. Kendal ile yaşadıkları diyalog bunun en güzel örneği diyebiliriz.

 Dr. Treves ve Mrs. Kendal
Dr. Treves ve Mrs. Kendal

Hikayenin sonlarına doğru geçmişi Merrick’i yine kovalamaktadır. Hastane bekçisinin kötü niyetini kullanan eski sahibi onu hastaneden kaçırır ve tekrar eski yaşantısına geri döner. Neyse ki bu durum uzun sürmez ve Merrick bir avuç iyi insanın yardımıyla kurtulmayı başarır. Dönüş esnasında tren istasyonunda yaşadıkları da tarihidir. İnsanlar yine o iğreti bakışlarıyla etrafını sarar ve Merrick’in o unutulmaz tepkisiyle karşılaşır:”Ben bir fil değilim! Ben bir hayvan değilim! Ben bir insanım! İnsanım!” Merrick hastanedeki yaşantısına geri dönmüştür ve huzura ermiş bir vaziyette son uykusuna dalar. Film ne kadar sarsıcı başlasa da, final bir o kadar hüzünlü ve mistik bitiyor… Yine usta işi bir son diyebiliriz.

Merrick'in Annesi
Merrick’in Annesi

Ve sonuç olarak… David Lynch ortaya sinema tarihi adına efsane bir fim çıkarmış. Filmin müziklerine de değinmeden geçmeyelim. Samuel Barber imzalı müziklerin yer yer insanı duygusal olarak zirvelere çıkardığını söyleyebiliriz.  Anthony Hopkins’i gençlik zamanlarında izlemek ayrı bir keyifli. Yer yer metod oyunculuğu da sergiliyor. Gerçekten bir usta. John Hurt’ta bu denli zor bir karakteri hakkıyla oynamış. Alkışı fazlasıyla hak eden bir performans. Ölmeden izlenmesi gereken bu şaheseri şiddetle tavsiye ediyoruz. İyi seyirler…

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 5 / 5. Oylama sayısı: 1

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram
Nostaljik Ve İlginç Bir Kadere Sahip Bilim Kurgu Dizisi: Firefly…

Firefly, yani Ateş Böceği... Yayınlandığı 2002-2003 yıllarında önemli bir hayran kitlesi edinen ancak düşük ratinglere yenik düşen bir diziydi diyerek » Devamını Oku...

Sebt Günü Batıya Doğru Yola Çıkanlara – Bir Yol Hikayesi Bölüm 3

* Batı cephesinde yeni bir şey yok  Bense, yeni bir sayfaya doğru çoktan yola çıkmıştım. Yol kenarında bağdaş kurmuş oturan kör » Devamını Oku...

Bilim Kurgu Dizi Öykü: Sarius Nava’nın Soğuk Yüzü – 4.Bölüm Ve Final

‘Hayır, Nareed yalan söylemedik.’ Doktorun sesi titriyordu. ‘Evet, sizi işe aldığımızda gezegendeki yaşam formunu tespit etmiştik; ama başkasına rastlamamıştık ve » Devamını Oku...

Bilimkurgu ve Punk 2 – Dieselpunk

Bugün, bir fırça/bir düğme kategorimizde bir başka punk türünü ağırlıyoruz; Dieselpunk. Dilimize "Dizel Çılgınlığı" olarak çevrilebilecek terim, temelde batı dünyasında » Devamını Oku...

Valkyrie Evreni Hikayeleri-2: Belki Üstümüzden Bir Gemi Geçer

Sabah alarmı çalmıştı ve onu içinden çıkmak istemediği muhteşem düşlerden uyandırmıştı. Sinirle gözlerini açtı ve alarma yumruk atmamak için kendini » Devamını Oku...

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir