Şub
12

Looper – Zaman Yolculuğu Arşivine Değerli Bir Katkı

Yazan YariAydin 0 Yorum / 1.003 Kez Görüntülendi

Bugün beyazperde sekmemizde, zamanda yolculuk temasını işleyen bir başka film olan Looper’ı konuk ediyoruz. Yönetmenliğini Rian Johnson’ın yaptığı, başrollerini ise Bruce Willis, Joseph Gordon-Lewitt ve Emily Blunt’ın paylaştığı 2012 yılı yapımı film, gösterildiği dönemde gerek gişede gerekse eleştirmenler bazında başarılı bir sınav vermişti. Eleştirimize başlamadan önce filmin fragmanını izleyelim ve yazımızın filmin içeriği ile ilgili kilit bilgiler içerdiğine dair geleneksel uyarımızı yapalım.

 

 

Film, izleyiciyinin 2044 yılında Looper/Tetikçi denilen bir tür suikastçi olan Joe (Joseph Gordon-Lewitt) ile ve dolayısıyla distopyan bir gelecekle tanıştırılmasıyla başlar. Joe, küçük yaşta ailesinden kopartılmış ve tetikçiler arasına kabul edilerek hayatı kurtulmuş; bununla birlikte katil, madde bağımlısı, yalnız ve mutsuz genç bir adamdır. Tetikçiler, yaşadıkları dönemden 30 yıl sonra keşfedilmiş zamanda yolculuk teknolojisini kullanan mafya örgütleri tarafından geçmişe gönderilen kişileri infaz eden katillerdir ve özel eğitimli falan da değildirler. Zira silahları bile 15 metre menzillidir, kurban kafasında bir torba ile önlerinde belirince tetiğe basar ve sırtındaki gümüşlerini alıp hayatlarına devam ederler. Bunun bir istisnası sırtında altın bulunan kurbanlardır ki bu, gelecekte kanıt bırakmak istemeyen mafyanın kurban olarak tetikçilere gönderdiği kendi gelecekleridir. Bu konsepte döngüyü kapatmak denilmektir. Burada bir noktayı açmak faydalı olabilir. Filmin asıl ismi olan “Looper” aslında döngücü, ilmekçi anlamına geliyor ve filmin konusunu mükemmelen özetliyorsa da Türkçe dublajında kullanılan “Tetikçiler” başlığı da filmin içeriğine dair başarılı bir tercüme olmuş denilebilir.

Joe her ne kadar ruhi pusulasını kaybetmiş görünse de, içinde bulunduğu durumu fark etmiyor değildir.  Fransızca öğrenmektedir ve döngüsünü kapattığında yeni bir yaşama başlamak için disiplinli bir şekilde gümüşlerinin yarısını biriktirmektedir.

Son dönemde tetikçilerin döngülerinin üstüste kapanması da Joe’nun aklını karıştırmaktadır. Günlerden bir gün telekinetik güçleri olan arkadaşı Seth’in kapısına dayanması, Joe’nın hayatının geri dönülemez şekilde değişmesine sebep olur.  Seth, kurbanının kendisi olduğunu anlayınca döngüsünü kapatamamıştır.  Seth öldürüleceğini bildiğinden Joe’ya sığınır ve Joe da önce onu saklasa da, sonra örgütün 2044 sorumlusu Abe (Jeff Daniels) tarafından biriktirdiği gümüşlerin elinden alınması ile tehdit edilince Seth’i ele verir. Bunun sonucu olarak da genç Seth ve 2044 yılında kaçak olan yaşlı Seth öldürülür. Bu Joe’nun hayatındaki değişimin ilk nüvesini oluşturur. Joe olduğu kişi olmak istemediğini iyice anlamıştır ama döngüden kurtulması pek de romantik veya epik bir şekilde gerçekleşmez. Çok kısa sonra mafya ona kendisini gönderir ve Joe döngüsünü kapatır.

Looper-1280x720-D

İşte filmin alameti farikası da burada devreye girer. Zamanın sonsuz kombinasyonları neticesinde Joe emekli olur, 30 yıl boyunca yaşar. İlk zamanlarda biriktirdiği para ile har vurur harman savurur, uyuşturucuya iyice saplanır. Sonra parası bitince de tekrar suç işlemeye başlar ancak işlediği suçlar artık “tetik” işi değildir. Zorlu işler yapar ve bu sırada iyice yetişir. Onu kurtaran bir olgu buysa diğeri ise aşık olduğu ve evlendiği Çinli kadındır (ismi filmde geçmez). Artık yaşlı Joe (Bruce Willis) hayatta kaybedecek birşeyleri olan, aşık, evli, sorumluluk sahibi ve yetişmiş bir savaşçıdır. Kapatılacak döngüsü ile de son derece barışıktır. Ta ki mafya onu öldürmek için geldiğinde istem dışı ancak umursamaz bir şekilde eşini öldürene kadar. Yaşlı Joe karısını kurtarmak için önce mafyanın elinden kurtulmak, sonra geçmişe dönmek ve kendisine de zarar vermeden genç Joe’yı atlatıp, gelecekteki mafya lideri “Yağmur Getiren”i çocukken tarih sahnesinden silmek zorundadır artık.

Aynı zamana gelmiş aynı insanın iki farklı suretinin, iki farklı amaca yönelik hareket etmeleri yetmiyormuş gibi genç Joe çocuk yağmur getirenin annesine aşık olunca işler geri dönülemez bir şekilde sarpa sarar. Artık açık döngüleri  kapatmak imkansız bir hal almış görünmektedir…

 

looper-picture04

Konusunu ve final sekansı hariç akışını detaylıca betimlediğimiz Looper hakkında genel bir değerlendirme yapalım şimdi de; Öncelikle Looper iki farklı kimliği olan bir film. Bir taraftan son derece tutarlı, dengeli ve hatta duygusalken; diğer taraftan ise ana senaryo dokusunun üzerinde hissedilen yabancı bir başka katman seziliyor.

Filmin zaman yolculuğu kısmının çok fazla speküle edilmesine gerek yok; zaman, teorik olarak sonsuz kombinasyonlar içeren bir olgu ve Looper kendi içinde bu kombinasyonlardan ikisine kendi içinde oldukça tutarlı bir şekilde değinmeyi başarmış. Yine Looper’ın 2044 betimlemesi de oldukça gerçekçi, 2044’de uzayda koloniler kuramayacağımızı baştan kabul eden bu tasvir, izleyicinin konuya odaklanmasına yardımcı oluyor.

 

Looper-1280x720-D loopah-bangkok

 

Bununla birlikte iş, yağmur getiren ve annesine geldiğinde sanki başka bir filmden sekansların filme zorla eklemlendiği duygusuna kapılınabiliyor. Sadece yağmur getirenin gelecekteki ani ve güçlü darbesini açıklamak için 2044’de telekinetik güçlere sahip insanlardan dem vurulması,  yağmur getirenin annesi Sarah’ın (Emily Blunt) da güçlü bir telekinetik olduğunun vurgulanması. Yaşlı Joe’nun, Abe’ın örgütünü oldukça gereksiz ve aksiyona hakaret eden sekanslar eşliğinde çökertmesi, son olarak da örgütün kendini kanıtlama peşindeki şamar oğlanı rolündeki Kid Blue’nun (Noah Segan) sadece final sahnesindeki geri sayımda zaman kazandırıcı rolünü oynayabilmesi için film boyunca kilit bir figür potansiyeline sahip olduğunun ima edilmesi şeklinde özetlenebilecek bu sekanslar temelde “Yağmur Getiren”in filmde neden  olmak zorunda olduğunu veya neden telekinezinin bu sürecin temeli olması gerektiğini sorgulatan bir ikiliği izleyiciye sunuyor.

Dramatik anlamda filmin gayet mahirce ve ahlaki bir duruşla resmettiği ve genç Joe’nun tüm döngüleri tek bir hareketle kapatmasında vücut bulan mütevazi ama güçlü finali, Yağmur Getiren’in pivotal rolünü açıklasa da formülasyon bazında yönetmen Rian Johnson’ın non-lineer bir zaman diliminde filmin esas aktörünü rolüne uygun bir zamanda devreye sokamamış olabileceğini akıllara getiriyor. Ya da daha kötüsü iyi bir fikri uzun metrajlı bir filme çevirmek için yapay olarak yan öğeler katmak yoluna gidilmiş olabileceğine dair şüpheler doğmasına neden oluyor. Bu iki sebepten ilki son derece normalken ikinci sebep Hollywood’un çok beğenilen ancak içi boş bazı yapımlarında görülen belirgin bir semptom olarak da tanımlanabilir doğrusu.

4Z8R5244.CR2

Bruce Willis’in projenin önüne geçmediğini, Joseph Gordon-Lewit’in taklitte de gayet başarılı olduğunu, İngiliz aktris Emily Blunt’ın güneyli bir amerikalıyı son derece başarılı canlandırdığını ve belki tüm zamanların en başarılı psikopat çocuk performanslarından birini sunan çocuk yağmur getiren rolündeki Pierce Gagnon’u değerlendirmeye kattığımızda filmin oyunculuk açısından sınıfı rahatlıkla geçtiğini de söyleyebiliriz.

Son tahlilde Looper, bir meselesi olan, tutarlı ve oldukça “yetişkin” bir zamanda yolculuk filmi olsa da, daha önce bahsettiğimiz o çift kimlikli/ritimli yapısı ile daha çok; güzel bir konusu olan ancak dekorları izleyicilerin algıda bütünlüğüne bırakılmış hoş bir tiyatro oyununu andırıyor. Bir klasik olmasa da en azından yeni ve özel birşeyler  ortaya koyma çabasından dolayı nezdimizde olumlu not alan filmle ilgili makalemizi burada nihayete erdiriyoruz, tekrar görüşmek dilekleriyle.

YarıAydın

Kategori: sinemaloji

Yorum Yaz