Oyun Dünyası’nın Klasikleri 4: Civilization

Bunu Paylaşın

Bugün strateji oyunlarının hem atası hem de kralına bir bakış atacağız; 1991’deki ilk piyasa sürümünden otuz yıl sonra ve kendisine rakip olan bir çok kaliteli yapıma rağmen hala popülerliğinden hiçbir şey kaybetmeyen Civilization‘a, daha doğrusu Sid Meier’s Civilization‘a…

Birçok versiyonu olan “Civ“i” daha ziyade orijinal oyunları ve kısa süreli Call To Power ikilemesine değinerek ele alacağımız yazımıza, bu sırayla başlayalım.

Civilization (1991):

Civ adını ilk kez alan ve seriyi başlatan oyunun, 1982’de kurulan Microprose‘un en önemli başlığı olacağı, yapımcılarca tahmin edilmiş miydi bilemiyoruz, ancak özellikle Pirates’dan sonra stüdyonun kendisine güveninin arttığı bir gerçek olsa gerek.

Civilization/Medeniyet, MÖ 4000 yılında yönetilmeye başlanan bir toplumun, bilim, diplomasi, askeriye ve siyaset alanında gelişmelerle 2100 yılına eriştirildiği bir başlık olarak oyun dünyasında devrimsel bir geniş vizyon sunsa da, aslında 1980 yılında yapılmış bir Board Game/Masa Oyunu’ndan -terime yabancı olanlar için Borsa’yı örnek gösterebiliriz.- ilham almış gibi görünüyordu. O kadar ki, Sid Meier konu hakkındaki spekülasyon uzayınca ilgili firmayı satın alarak konuyu çözmek zorunda kaldı.

İlk oyun her ne kadar bugünden bakıldığında artık ilkel de görünse, esasında insan uygarlığını konu edindiği için temellerini bu oyunda büyük oranda kurmuştu. Hatta Gandi glitchi bile o dönemden kalmaydı. -Çok barışçı bir lider olan Gandi’nin agresyonu da çok düşük olduğu için herhangi bir agresyon düşüşü eksiye dönemediği için başa, yani maksimum agresyon puanı olarak 255’e ulaşıyordu.

Bu da Nükleer Gandi’yi hediye etmiş oluyordu video oyunu dünyasına. Kısaca Gandi ile savaşıyorsanız ve nükleer teknoloji artık biliniyorsa, üzerinize düşecek atom bombası sayısını baştan hesaplamanızda fayda vardı…

Civilization II (1996):

1994’deki Colonization ve 1995’deki Civnet‘ten sonra 1996’da piyasaya sürülen Civilization II, izometrik görünüme geçilmesi, oyuncu ve birbiri ile interaktif olan konsül üyeleri -ki video feed’i olan bu karakterler sadece AI çapında değil görsel olarak da beş yılın ötesinde bir yatırımın ürünü olarak boy gösteriyorlardı.- dışında da tamamen yenilenmiş ara yüzü ile karşımıza çıkmıştı.

Oyunun ilgi çekici senaryoları ve genelde her Civilaziton’da gördüğümüz farklı üniteler ve farklı Dünya Harikaları dışında özellikle ticaretin oyundaki yeri ile ilk oyundan ayrışıyordu. Trade Route konsepti ciddi bir farkla kendini gösteriyordu kısacası.

Civilization III (2001):

1999’da, Civilization teknoloji ağacının tüm oyuncuların hayalini kurduğu şekilde geleceğe uzandığı Alpha Centauri‘den sonra orijinal oyuna dönüş olan 2001 yapımı Civilization III interaktif oyun ile oyuncuların beklentilerini fazlası ile karşılamakla beraber aslında tek değişiklik oyunun kendisi ile ilgili değildi. Alpha Centauri’yi de içeren başka bir olaylar silsilesi dikkat çekiciydi.

1997’de Sid Meier, Microprose’dan ayrılınca, Civilization markasını üzerine almayı başaramadı ve bu yüzden 1999’da Alpha Centauri’yi dizayn etti. Sid Meier için Firaxis dönemi başlamıştı. Microprose ise Activision ile ortak olarak aynı yıl -1999- Civilization: Call To Power‘ı piyasaya sürdü. Call To Power, 3000 yılına uzanan teknoloji ağacı, gökyüzü ve denizaltı şehirleri ve çok sayıda medeniyetiyle, daha karanlık temalı bir Civilization versiyonuydu. Ömrü uzun olabilecek bir yapıya sahip olmasına ek olarak interaktif anlamda da öncüydü. Ancak Firaxis ile Civilization başlığını geri alan Sid Meier 2001’de Civilization III’ü çıkartırken, Call To Power’ın “Civilization” adını taşımayan ikinci oyunu oyun tarihinin unutulmuş sayfalarına yazılmaktan kurtulamadı.

Civilization III, zamanının teknolojik ara yüzünü kullanıp, yine standart medeniyet öğeleri eklemenin ötesinde, insan faktörüne de eğildi. Bir şehirde farklı etnik gruplardan vatandaşların bulunduğu bu yeni versiyon, şehir işgallerinin, sınırları etkilemediği bir engel getirerek oyunu gerçek hayata bir adım daha yaklaştırdı.

Kültür henüz son versiyonlardaki anlayışla boy göstermese de, kültürel güç, sınırlar ve şehirlerin medeniyetler arası geçişlerine sebebiyet verecek bir etkiye kavuştu. Oyun, aynı zamanda medeniyetlerin kendilerine has ünitelerinin görüldüğü ilk versiyondu. Türkler ve yeniçeriler gibi…

Civilization IV (2005):

Firaxis ve Take-Two ortaklığındaki bu başlığın da, öncülleri gibi ara yüz ve animasyon yeniliklerine ek olarak üç konuda getirdiği yenilik ve geliştirmeler göze çarpıyordu.

Din; oyunda yedi din ve dini binanın yanı sıra, teknolojide ayrışmaya kadar giden bir dinsel patika vardı. Daha ötesi, oyuncunun komşuları ve AI ile ilişkisinde de önemli bir rolü vardı.

Civic; kültürel ve siyasi politikaları ifade eden bu terim, tarihteki, dönem ve …izm’lerin oyuna eklendiği ve daha sonraki versiyonlarda da oyunun temel özelliklerinden biri olacak bir konsept oldu.

Great Person/Büyük İnsan; insanlık tarihinde fark yaratan istisnai karakterlerin özellikle altın çağ açan etkileri, oyuna ilk kez bu versiyonda yansıtılmış oldu.

Oyunun bir başka gerçekçi özelliği de, özellikle deniz aşırı kolonilerin belirli bir gelişme düzeyine ulaştıklarında talep ettikleri özgürlükleri idi.

Civilization V (2010):

2010 yılında piyasaya çıkan oyun. Bu versiyon, özellikle ara yüzü ile bugüne kadar ki en gerçekçi ve modası geçmeyen grafikleri içeriyordu. Oyunun ara yüz bağlantılı getirdiği iki yenilik de ayrıca AI’ı tamamen farklı ve gelişmiş bir hale getirdi; Kare yerine altıgen mekan birimleri ile bu birimlerde sadece bir askeri birlik bulundurma kısıtı…

Oyunun expansion setlerinde civic olarak Order -Sosyalizm ve Komünizm-, Autocracy -Faşizm- ve Freedom -Demokrasi- temsili olan “tenet” yapılandırması ile de bu alanda mükemmelliğe ulaşıldı.

Kültürün geleneksel etkilerine, sanatın direkt katılımı -büyük eserler- ve bağlantılı turizmin de zafer koşulları arasına katılması ile Civilization, hedefi olduğu üzere hayatı simüle etmeye bir derece daha yaklaşmış oldu.

Ticaret yollarının uluslararası hale gelmesinin diplomasi ve ticarete getirdiği yeniliğe ek olarak, ayrıştırılmış lüks tüketim malları ile de oyun zenginleşmiş oldu.

Versiyonun bir başka ilki de şehir devletleri idi. Diplomasi başta olmak üzere, askeri ve ticari faydaları tek bir şehrin olabildiğinden çok daha fazla olan bu devletler, oyuncular tarafından kabul edilerek altıncı oyuna da taşınan özelliklerden biri oldu.

Oyunun, medeniyetlerin müziklerinin en güzel özellikleri ile bezenmiş soundtrack albümünü de es geçmemek gerekir.

Belirtmek gerekir ki oyun, bu satırların yazarı tarafından da en iyi Civilization oyunu olarak değerlendirilmektedir.

Civilization VI (2016):

2016 yılında piyasaya sürülen oyun, karikatürize veya bir mobil oyun benzeri grafikleri ile oyuncuları hayal kırıklığına uğratsa da kendi cazibesine sahip değil de denilemezdi.

Öncelikle bu son versiyon, komplikelik bakımından önceki başlıkları aşmakta idi.

Diplomasideki ittifak tür ve yapıları, istihbarat ve gizli operasyonların derece ve zenginliği, civiclerin daha uzun vadeli versiyonlara sahip ve daha detaylı olması, özellikle expansionlarla altın ve karanlık çağlara ulaşma çabası ve dolayısıyla rekabetic ile sonrasında çevresel felaketlerin insanlığa etkileri gibi birçok alanda gerçeğe çok daha yaklaşan oyun, sanatsal anlamda da gerçek sanat eserlerinin altın çağlara vs. değil, direkt etkilerinden faydalanıldığı bir zenginlik sundu oyuncularına.

Oyunun temel özelliği ise, her şeyin aynı anda en iyi olamaması olarak adlandırılabilecek bir konseptti. Mesela kültür politikanızın çok gelişmiş olması, her edinilen eserin efektif olarak kullanımı sonucunu doğurmuyordu. Bir eseri kullanmak için sergileneceği altyapıya da sahip olmalıydınız. Veya, bir büyük tüccarı kazanmak sadece dünya harikalarına değil, ülkenizdeki liman ve ticari merkezlerin çokluğuna bağlıydı.

Merkezlerden bahsederek başladığımız açıklamanın bizi getirdiği bir başka yenilik de, district/mahalle konseptiydi. Buna göre, normalde şehirlerin içlerinde olan binalar mahallelere transfer oluyor ve bunlar altyapı yatırımlarının yapıldığı mahaller ile aynı alanları paylaşıyordu. Sistemin iyi yanlarından biri de deniz kenarında olmayan şehirlerin liman vasıtasıyla denizden faydalanmasıydı.

İşçiler artık, bir altyapı işlemini bir turn/sırada yapıyor ancak eğer benzer bir bonusları yoksa sadece üç işlem yapabiliyorlardı.

Civilization V’de olup, bazı dünya harikalarının bazı coğrafyalarda olabileceğine dair intro, bu versiyonda tamamen bu mekaniğe geçiyor, böylece de özellikle medeniyetlerin gerçek topraklarında oynanan senaryolarda bu harikaların aynı medeniyetlerde inşa edilmesi sağlanıyordu. Daha açık bir anlatımla, Piramitler‘i Mısır’ın, Eiffel Kulesi‘ni Fransa’nın inşa etmesi ihtimali artıyordu.

Tam olarak bir yenilik olmasa da, medeniyetlerinin tarihçelerinin oyuna etkisi bu versiyonda çok daha etkindi.

Son olarak, askeri birliklerinin sınırsız değil ancak üç üniteye kadar büyüyebilen, yani ordu düzeninde tek bir alanda toplanmasının önü açılmıştı.

İşte bu komplikelik, grafikleri karikatürize tutma kararını da beraberinde getirdi. Bir de bilinmeyen alanların eski bir harita animasyonu olmasını… Ancak İkisi de oyuncular tarafından pek tutulmadı.

Bütün bu özetlemeden sonra dosyamızı kapatmak istersek belirtmemiz gerekir ki, Europa Universalis, Crusader Kings ve Anno serileri ile tehdit edilse de, din, kültür, sanat, turizm gibi ek öğeleri sayesinde Civilization serisi, siyasi ve askeri bir strateji oyunu olmanın ötesinde bir medeniyet oyunu olmaya devam edecektir. Sonuçta bir klasik, boşuna klasik statüsüne erişmez…

Esen kalın.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 0 / 5. Oylama sayısı: 0

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir