Bir Garip Kurgu Örneği: Cacık Veya Beyaz Kasların Efendisi

Her şey beş yaşımdayken başladı. Bir gün babam yemek masasında bana karpuz yedirirken ona herkesin duyabileceği bir sesle “Baba ben karpuzun çekirdeklerini de yiyorum” demiş, o da bana müşfik bir gülüşle karşılık vermişti. Zaten ben ne yaparsam kabul ederdi, hala da öyledir. Bununla birlikte annem ve babam işe gittiklerinde bana bakan anneannem, kendisini beni eğitmekle babamdan daha çok sorumlu hissettiğinden midir nedir bana; “Karpuz çekirdeğini yersen içinde karpuz ağacı çıkar” […]

Devamını Oku »

Fantastik Bir Dizi Öykü – Kutsal Bilge Bölüm 3

Her zaman ki yağmurlu ve kapalı havalardan birinde tırını kenara park etti. Bara girene kadar geçen sürede fırtınanın etkisiyle havalanan eski, deri ceketine inat purosunu içmeye de yürümeye de devam etti. Hemen barda yalnız takılan adamlardan birinin yanına gitti. Bira istedi. Kafaya dikerken yanındaki adamı pis pis süzdü. Adam rahatsız olmuştu. Yandaki iskemleye geçti. O da yanına gitti. Pes etmeye niyeti yoktu. Bunun üzerine diğer adam ürkek ürkek bir şeyler […]

Devamını Oku »

Kısa Öykü: Hafıza

Uyandı, ancak nerede uyandığını anlayamadı ilk başta. Her şey ona fazlasıyla yabancı gelmişti, uyandığı yatak bile. Fakat ilginç bir şekilde, daha önceki günlerde nerede uyandığını, evinin neresi olduğunu hatırlayamıyordu. Gerçi hatırlayamadığı pek çok şey vardı aslında. Örneğin yüzünün nasıl olduğunu hatırlayamıyordu. Yataktan kalkıp aynaya doğru gitti ve karşısındaki yansımayı dikkatle inceledi. Yuvarlak hatlı, mükemmel bir yüzdü. Gerçekten mükemmeldi, herhangi bir eksiği, gediği, farklılığı yoktu diğer yüzlerden. Beyaz tenli, sarı saçlı, […]

Devamını Oku »

Fantastik Bir Dizi Öykü – Kutsal Bilge Bölüm 2

“Yığınların üstünde gezinen tavşanları gördü. Kelebeklerle barış yapmışlardı. Kelebekler Güneş ışığından aydınlıklar sunarken tavşanlar da sevimli varlıklarını melankoliye borçlu olamayacaklarını anlatıyorlardı. Yığınların üzerinde tavşan sürüleri vardı. Oynaşıyordu tavşanlar, kelebeklerle beraber. Sonra sevimli tavşanların karnı acıktı. Dişleri sivrildi. Ağızlarını hırsla gömdükleri ayaklarının altındaki yığınlar leşe dönüştü. İrinli ve kaba etleri iştahla parçalarken yüzleri kana bulanmıştı. Gözleri irileşmiş, gökyüzü kararmıştı. Sabırsızca soluyor, burunlarını titretiyorlardı. Kelebekler uçuştu, mükemmel kanatlarının altına gizlenmiş ürkütücü gövdeleri […]

Devamını Oku »

Epik Bir Fantastik Evrene Giriş: Tor Ann Günceleri 1.Bölüm

İhtişamlı günlerin sona erdiği yıllardı. Toprağın rengini yitirdiği, gün ışığının soğuduğu zamanlar. Talcari limanları artık yavaş yavaş zayıflıyordu, halkları ise mutsuzdu. Denize açılan gemiler boş dönüyordu ve bazıları fırtınalarda kayboluyordu. Bir tek Indolus şehri bu çürümeye karşı ayakta durmayı başarmıştı. Şehir hâlâ daha güçlüydü. Cilalanmış deniz kabuğu kulelerinin tıpkı eski günlerdeki gibi hâlâ parıl parıldı. Şarkı söyleyen perilerin sesleri hâlâ daha büyüleyici ve canlıydı. Avcı Beron bu şehirde doğmuştu. Soylu […]

Devamını Oku »

Karayiplerden Bir Korsan Öyküsü-2: Denizin Ruhu

7 Kasım 1718 İki hafta evvel Tortuga taraflarında, Calico Jack ve Anne Bonnie ile karşılaştım. Korsan Konseyi, acil toplanacakmış. Haberci olarak da onları göndermişler. Kısa sürede malları satarak bir deste gemiyle Havana ile Nassau arasında kalan,  küçük bir adadaki toplantıya doğru yelken açtık. Birkaç gün sonra oraya varmıştık ve neredeyse bütün korsanlar oradaydı. Samuel Bellamy, William Burke, John Cole, Francis Leslie, William Kidd ve Henry King, devasa masanın etrafına kurulmuş […]

Devamını Oku »
1 2 3