Mar
06

The Avengers- Süper Kahramanlar İş Başında

Yazan Skywalker 3 Yorum / 2.398 Kez Görüntülendi

Öyle bir film düşünün ki; içinde aksiyon, macera,bilim-kurgu ve fantastik kurgu öğelerini barındırsın ve bu film günümüz teknolojisinin, sinema dünyasına sunduğu tüm imkanları en verimli biçimde kullansın.

Öyle bir film düşünün ki iyi yazılmış bir senaryoya çizgi roman dünyasının en gözde karakterlerini taşısın, biri öbüründen daha öne çıkmayacak biçimde harmanlasın ve bu karakterleri, teknolojinin oyunculuğu ikinci plana iten kolaylığını yok edecek yıldızlar canlandırsın.

Öyle bir film var ve o filmin adı The Avengers.

Marvel Stüdyoları’nın, elinde bulundurduğu müthiş hazine ‘Marvel Evreni’ni sinemaseverlerle buluşturmaya karar vermesiyle başlayan müthiş maceranın şimdilik son halkası olan ‘The Avengers’, sinema tutkunlarına gerçek anlamda görsel bir şölen sunarken bir yandan da sinema endüstrisinin geldiği noktayı gözler önüne seriyor.

Yıl 2005, Marvel Stüdyoları yetmiş yıldan fazla bir süredir çizgi roman olarak yüz milyonların takip ettiği kahramanlarını sihirli perdeye aktarmaya karar verir. Uzun planlar ve çalışmalar sonunda sahneyi ilk olarak Iron Man alır. Çoğumuzun çizgi film olarak seyrettiği ya da ülkemizde çizgi roman olarak yayınlandığı dönemlerden tanışıp çok sevdiği; uçuk kaçık, zeki milyoner Tony Stark öyle bir giriş yapıyor ki ilgili ilgisiz herkes bu karaktere âşık oluyor. Burada aslan payını Iron Man’i oynayan Robert Downey Jr. ‘ye vermek gerekiyor. Filmin görsel başarısını oyunculuğuyla zirveye çıkartıyor. Elde var bir.

Ardından aynı yıl ortaya inanılmaz bir yaratık çıkıyor. Gamma radyasyonunun aslında hücerlerini değil de öfkesini değiştirdiği Doktor Bruce Banner, Hulk olup ortalığı yıkıp döküyor. Edward Norton başarılı bir oyunculukla işin üstesinden gelirken, The Avengers için bu işi Mark Ruffalo üstleniyor. Hulk, daha önce dizi film olarak daima yapımcıların ilgilendiği bir karakterdir; ama teknoloji asabi devimizin yıkım gücünü daha önce hiç görülmemiş bir şekilde hayal sınırlarımızın ötesine taşıyor. Hulk gerçekten de inanılmazdır. Elde var iki.

Iron Man’ın ikinci filmi 2010 yılında ortalığı yine toza dumana ve demire katarken filmde ortaya, S.H.I.E.L.D adında bir organizasyon çıkıyor. Organizasyonun başında Nick Fury(Samuel L.Jackson) vardır ve Natasha Romanoff(Scarlett Johansson) ve Phil Coulson(Clark Gregg) bu organizasyonun işlerini çok iyi bilen iki ajanı olarak seyirciye sunulurlar. Açıkçası ilk seyrettiğimde ‘Ne gerek vardı?’ diye düşündüğüm bu yan karakterler gelecek olan fırtınanın habercileriymiş te haberimiz yokmuş. Bu arada filmin sonunda ajan Coulson New Mexico’da bir kraterin dibinde dev bir çekiç bulduklarını haber vererek bize yaklaşan fırtınanın bol yıldırımlı olacağını bildirir.   

 

 2011 yılında, Marvel karşımıza Nordik efsanelerinin yenilmez tanrısı Thor’u çıkarttı. Odin’in( Anthony Hopkins) oğlu, yıldırım tanrısı Thor; küstah, başına buyruk ve tek başına buz devlerine bile kafa tutacak kadar cesur bir prenstir. Babasına yaptığı küstahlık onu Asgard’ın gökkuşağı köprüsünden dünyanın tozlu çöllerine düşürür ve orada âşık olacağı gökbilimci Doktor Jane Foster(Natalie Portman) ve onunla beraber çalışan Doktor Erik Selvig’le(Stellan Skarsgård) karşılaştırır. Chris Hemsworth’ün sadece kaslarıyla değil oyunculuğuyla da hakkını fazlasıyla verdiği Thor karakteri, buz devlerinin arkasında kardeşi Loki’nin olduğunu öğrendiğinde, The Avengers’in kötü adamı da ortaya çıkmış olacaktır.

 

Loki’nin, güçleri babası tarafından elinden alınmış Thor’u öldürmesi için gönderdiği yok edici robot, bir Amerikan kasabasını yok edince, olayları yakından takip eden Nick Fury ve S.H.I.E.L.D. dünya dışı varlıklardan gelebilecek tehlikelere karşı ne kadar çaresiz kalındığını anlayacak ve plan halinde olan yeni bir savunma girişimini başlatacaklardır. Bu arada filmin içinde kısa bir süre görülen Jeremy Renner’in canlandırdığı Clint Burton(Hawkeye)karakteri The Avengers filminde önemli bir rol üstlenmektedir.

 

Filmin sonunda görünen sahne bize savaşın aracını da tanıtmış oluyor. Elde var üç.

 

 

Ve kırılmaz zincirin son halkası Thor’la aynı yıl içinde sinema seyircisiyle buluşur. Süper kahramanı oynamayı alışkanlık haline getiren Chris Evans’ın canlandırdığı Steve Rogers, namı diğer Captain America, bu filmde ‘The First Avenger’ olarak seyirciyle buluşur. Amerikalıların takıntılı oldukları süper-asker konusunu bir kez daha ve en milliyetçi haliyle ortaya çıkaran filmde, Marvel Evreni’nin baş kötülerinden birisi olan ‘Red Skull’(Hugo Weaving), Norveç’te, menşei belli olmayan ve inanılmaz bir gücü barındıran Tesseract adlı bir cismi buluyor. Eski bir Nazi olan Johann Schmidt(Red Skull)’i durdurabilecek tek isim Steve Rogers’tır. Tony Stark’ın babası olan Howard Stark’ın da yardımlarıyla süper asker halini alan cılız delikanlı efsane grubun ilk üyesi olarak II. Dünya Savaşı’nın seyrini değiştirecektir.       

 

Sınırsız güç kaynağı Tesseract filmin sonunda okyanusun dibini boylarken Kaptan Amerika’da buzullara düşen uçağın içinde donarak, bulunmak üzere elli yıldan fazla bekleyecektir. Bu arada esrarengiz Tesseract’ı bulan Howard Stark, farkında olmadan Dünya’nın istilasına açılan kapının anahtarını ortaya çıkarmış olur. Elde var dört.

 

THE AVENGERS

 

 

 

 

 

Prodüktörlüğünü Kevin Feige’in yaptığı, yönetmen koltuğunda ise adını Buffy The Vampire Slayer ve Angel adlı dizilerle duyurmuş, sonrasında da Serenity(2005) ve The Cabin In The Woods(2012) filmlerini yönetmiş Joss Whedon’ın olduğu film, gişe hâsılatı olarak göz kamaştırıcı bir başarıya sahip;

 

 Tüm zamanların en çok hâsılat getiren üçüncü filmi,

 

2012 yılının en çok hâsılat getiren filmi,

 

Tüm zamanların en çok hâsılat getiren çizgi-roman adaptasyonu,

 

Tüm zamanların en çok hâsılat getiren süper kahraman filmi ve

 

Walt Disney Stüdyolarının yayınladığı en büyük gişe hâsılatı yapan filmi,

 

unvanlarıyla The Avengers’in süper kahramanlarına yakışan bir başarıya imza atarak tarihe geçti. Bu başarının yakalanmasında ilk dört filminde büyük etkisi olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

 

Marvel Sinema evreninin ilk dört filminde hazırlanan oyun sahası artık hazırdır ve dünyanın süper kahramanları artık kendi güçlerini test etme fırsatı bulacaklardır. Nick Fury’i endişelendiren bir soru vardır; Tek başlarına savaşmaya alışmış bu adamlar bir takım halinde savaşmayı nasıl öğreneceklerdir? Bu sorunun cevabı filmin gelişiminde kendiliğinden çözülüyor ve ortaya muhteşem bir takım çıkıyor.

 

Daha önce bahsettiğimiz dört kahramanı bir araya müthiş bir dengeyle getiren film,  esrarengiz güç kaynağı Tesseract’ın, bulunduğu S.H.I.E.L.D. üssünden çalınmasıyla başlıyor. Açılan boyutlar arası kapıda beliren Loki(Tom Hiddleston) Hawkeye ve Doktor Selvig’i asasındaki tanımlanamayan enerji kaynağıyla beyinlerine girerek esir eder ve Teseract’ı alarak ortadan kaybolur.

 

 

Tesseract’ın çalınması Nick Fury(Samuel L.Jackson) için The Avengers projesini başlatmak için yeterli bir sebeptir. İlk iş olarak Ajan Natasha Romanoff(Scarlett Johansson) Kalküta’ya, Doktor Banner’ı bulmaya gider. Amaç gamma ışınları konusunda dünyanın en iyisi olan Banner sayesinde Tesseract’ın yerini tespit etmektir.

 

Nick Fury Tesseract konusunda en tecrübeli isim olan Steve Rogers’tan yardım ister. Kaptan Amerika’nın ilk tepkisi ‘O şeyi bulduğunuz yerde bırakmalıydınız’ olur.

 

Bu arada Doktor Selvig, Loki’nin kontrolü altında, Tesseract’ın gücünden yararlanarak bir boyut kapısı açmak için çalışmaktadır. Ama bu kapı sıradan bir kapı değildir. Kapının içinden bir ordu geçecek kadar büyük olması gerekmektedir. Loki sürgünde olduğu zamanlarda Chitauri adında dünya dışı bir ırkla anlaşmaya varmıştır. Anlaşmanın koşulu basittir. Tesseract’a karşı Dünya’yı dize getirecek bir ordu. Loki intikam ateşiyle bunu kabul etmiştir. Tesseract çok güçlüdür ama sabit değildir. Bu müthiş gücü sabit hale getirmek için iridyum gereklidir. Loki, Clint Barton’u gereken iridyum’u çalması için Stuttgart’a gönderir. Kendisi de ortalığı karıştırmak için oraya gider. Bu arada Ajan Coulson’dan bilgi dosyalarını almış olan Tony Stark için Demir Adam olma zamanı gelmiştir. Loki insanlara gücünü gösterip diz çökmelerini sağladığı sırada Rogers ve Stark ortaya çıkar ve Loki teslim olmak zorunda kalır.

 

 

S.H.I.E.L.D.’ın üs olarak kullandığı uçak gemisinden dönme dev helikopter’e götürülürken Loki’yi girdiği bu karanlık yoldan kurtarma azmiyle Thor ortaya çıkar. Stark ise Loki’yi üvey kardeşine teslim etmekte çok istekli değildir. Ufak çaplı bir güç gösterisinin ardından hep birlikte uçan üsse giderler.

 

 

Loki’nin asasından yayılan enerjinin etkisiyle birbirlerine karşı tavır almaya başlayan grup birbiriyle uğraşırken, Barton Loki’yi kurtarmak için üsse gelir ve bir pervanesini patlatır. Amacı karmaşadan yararlanarak Loki’yi kurtarmaktır. 

 

  

 

Karmaşa sırasında Banner öfkesine yenilerek Hulk’a dönüşür. Onu durdurmak ancak bir tanrının işidir ve Thor kavgadan asla kaçmaz. Rogers ve Stark pervaneyi tekrar çalıştırmakla uğraşırken Thor ve Hulk’ta geminin içinde birbirlerini hırpalamaktadır. İnsanüstü iki gücün kapışması görülmeye değerdir. Bu kavga sırasında aktör Mark Ruffalo bir ilke imza atar ve Hulk’u gerçek hayata taşır. Aktöre hareketlerini yakalayan bir elbise ve Hulk’un boyutlarına gelmesi için bir protez giydirilir. Sonrası… Gözleri, dişleri, hatta dili bile aktörden alınan yeşil dev gerçektir.

 

Gemiye daha fazla zarar vermesini istemeyen Fury, Hulk’un dikkatini çekmesi bir savaş uçağı gönderir ama kızgın dev bu sefer uçağa kızar ve uçağın üstüne atlayarak paramparça eder ve sonrasında kendisi de terkedilmiş bir fabrikaya düşer. Bu sahnede fabrikayı bekleyen yaşlı adamla Banner konuşması çok eğlencelidir. Kimseye zarar verip vermediğini merak eden Banner’a yaşlı adam; ‘Kimseye zarar vermedin ama güvercinlerin ödünü kopardın’. Sonrasında da ‘Evlat uzaylı değilsen ciddi problemlerin var’ der.

 

Dev helikopterde işler karışıktır. Natasha ve Clint bir yanda kozlarını paylaşırken diğer yanda Loki yanılsama yeteneğini kullanarak Thor’u kandırır ve tutulduğu hücreye girmesini sağlar. Aslen Hulk’u tutmak için tasarlanmış olan hücre gemiden atılabilme özelliğine sahiptir ve Loki üvey kardeşini gözünü bile kırpmadan uçan üsten atar. Bu arada Loki dışarıda Thor içeride birbirlerine gözdağı verirken ajan Coulson Loki’yi yakalamak için araya girer, ancak Loki teleport yeteneğini kullanır ve ajanı öldürür. Coulson ölürken Loki’ye kazanamayacağını söyler çünkü inancı eksiktir. Thor hücrenin içinde binlerce metreden aşağıya düşmeden hemen önce ajanın ölümünü üzüntü ve öfkeyle seyretmek zorunda kalır. Artık Loki’nin ne olduğu çok iyi bilmektedir.

 

Ajan Phil Coulson’un ölümü tüm ekip üzerinde derin bir üzüntüye neden olur. Fırsatı kaçırmayan Nick Fury, Coulson’un sakladığı kana bulanmış süper kahraman kartlarını göstererek süper kahramanların vicdanlarına sert bir yumruk indirir.

 

Kaçan Loki için planı mükemmel işlemektedir. Doktor Selvig Tesseract’ın gücünü sabitlemeyi başarmıştır ve ironik bir şekilde boyut kapısını açmak için Tony Stark’ın yeni yaptırdığı ‘Stark Tower’ binasının tepesini seçer. Kapı açılır ve diğer tarafta bekleyen Chitauri ordusu New York semalarına iner. İlk savunma Demir Adam’da gelir ancak işgal ordusu kalabalıktır ve tüm ateş gücüne rağmen süper kahraman şehrin içine girmelerine engel olamaz.

 

New York-Manhattan’da çekilen sahneler için iki gün süreyle bölge kapatılarak setler kurulmuş ve bölgenin üç gün süreyle havadan görüntüleri alınmış. Gökdelenlerin arasında uçan uzaylılar, personel taşıyıcısı görevi gören Leviathan isimli dev yaratıkların yıktığı binalar ve arasında dolaşarak insanlara korku salan Chitauri piyadelerinin Kaptan Amerika ve ajan Romanoff’un ölümcül kabiliyetlerinin tadına baktıkları sokaklar son derece iyi bir planlama ile film için hazırlanmış.

 

 

Fantastik kurgu ve bilim kurgu öğelerini birbirine çok iyi harmanlayan filmin yarım saate yakın süren savaş sahnesinin içinde kahramanlık, umutsuzluk, korku, kargaşa ve yıkım çok ustaca aktarılmış. Nihayetinde süper kahramanlarımızın galip geleceklerini bilerek seyrediyor olsak da çocukluk kahramanlarımızı iş başında görmek dudaklarımıza kocaman bir tebessüm olarak yansıyor.

 

Tüm aksiyonun ortasında aralara serpiştirilmiş mizahi öğeler de tebessümün filmin sonuna kadar dudaklarımızda kalmasını sağlıyor. Kendisine kafa tutan ve çekicinin tadına baktığı Thor’a, öldürdükleri bir leviathan’ın üstünde vurduğu yumruk asabi dev Hulk’a gülmemize neden oluyor.

 

Kaptan Amerika’nın filmin afişi olan sahnede toplanan ‘The Avengers’a savaş planını anlattığı bölümde Hulk’a verdiği talimat ve Hulk’un tepkisi yine görülmeye değer.

 

 

Son olarak ve içlerinde en iyisi olarak söyleyebileceğimiz Hulk-Loki kapışmasında Hulk’un Loki’yi bir kilim gibi yerden yere vurduktan sonra burun kıvırarak ‘Çelimsiz tanrı’ demesi ise gerçekten çok eğlenceli. Sinema tarihinde hiçbir iyi-kötü kapışması bu kadar kısa ve bu kadar tek taraflı bir üstünlükle sonuçlanmamıştır herhalde.

 

Filmin bitişinden sonra bir gelenek olarak Marvel, gelecek olan filmlere ortam hazırlamak için yine bir kısa bölüm koymuş. Bu bölümde Chitauri’lerin liderini efendisini karşısında görüyoruz. İnsanların başarılı direnişini anlatan liderin konuştuğu canlı Marvel Çizgi-roman dünyasını bilenlere tanıdık olan bir isim: gelmiş geçmiş en iyi ‘kötü’lerden birisi olarak adlandırılan Thanos.

 

The Avengers’ın(Türkçesini kullanmayı tercih etmedik) karşılaştığı en çetin düşman olan Thanos’u,  gösterime giriş tarihi 1 Mayıs 2015 olarak belirlenen ikinci filmde görüp görmeyeceğimiz tamamen Joss Whedon’a kalmış bir karar gibi görünüyor. İkinci bir sahnede ise kahramanlarımız oturmuş döner yiyor. Onlar için o kadar sıradan bir durumdur ki dünyayı kurtarmak…

 

Filmin müzikleri 80’li yılların pek çok dizisinin müziklerini yapan tecrübeli kompozitör Alan Silvestri yapmış. Özellikle filmin ana müziği, kahramanları ve filmin ruhunu oldukça yansıtıyor.

 

2200 görsel efektin kullanıldığı filmin görsel efektleri için tam 14 tane firma görev almış. 143 dakika süren filmin maliyeti 220 milyon dolar, toplam hâsılatı ise 1,5 milyar doları geçiyor. Gişe başarılarını veya sinema sitelerinin eleştirilerini çok dikkate almamama rağmen bu filmde herkesin ortak görüşü filmin başarılı olduğu yönünde. Filmi seyretmeyenler için fazla ‘spoiler’ vermediğimiz umuyoruz.

 

Kurgunun güçlü dünyasında başka film tanıtımlarında buluşmak dileğiyle…

 

 

 

 

Kategori: sinemaloji

3 Yorum

  1. Atwan diyor ki:

    şükran ya habibi!

  2. Anonim diyor ki:

    filmi sinemada izlediğim anlara geri döndüm.tşkler..

  3. leia diyor ki:

    filmi sinemada izlediğim anlara geri döndüm .tşkler..arada kaçan noktalar olmuş.tekrar izleyelim..

Yorum Yaz