Kas
11

Tigana

Yazan Skywalker 0 Yorum / 1.020 Kez Görüntülendi

Tigana

 

 

Kendisini birden, müzisyenin fikrine karşı çıkmasını umarken buldu. Bir mısra seçmişti bile hem de en iyilerinden…

Sanki düşüncesini duymuş gibi, adam oturduğu sandalyede iyice yaylanıp uzun parmağıyla şakağına dokunarak Adreano’ya döndü; ‘Bu öğleden sonrası bahisler yönünden benim öğleden sonram olacak gibi. Kazanmak üzere olduklarımın hepsini bu yeni durum üzerine riske edebilirim; Alberico bu durum yüzünden festivalin havasını bozmak istemeyecek kadar ihtiyatlıdır. Şu anda Astibar’da çok fazla insan var ve genel ruh hali, yarım ölçü verilen içkilere rağmen ki daha iyisini hak ediyorlar, çok iyi durumda.’

Son söylediklerinin keskinliğini azaltmak için sırıttı. ‘Merhametli davranması Tiran için çok daha iyi’ dedi. ‘Eski düşmanını törenle sonsuza dek gömmek ve denizaşırı İmparatoru Barbadian’lılara tapmaları için hangi tanrılar buyuruyorsa onlara şükranlarını sunmak için… Şükranlar ve adaklar, emin olabilir ki; Sandre’nin geride bıraktığı hadım beygirler, hadım edilmemiş Astibar için özgürlük peşinde koşan adamın yaptıklarını göz ardı etmesini sağlayacak kadar tatlı olacaklardır.’

Konuşmasının sonunda Adreano’dan kaçırdığı gri gözleri ve yüzü gülmüyordu.

Ve işte, ilk defa gerçekten tehlikeli sözler söylenmişti. Yumuşakça söylenmişti ama odacıkta herkes tarafından duyulmuştu ve Paelion’un o köşesinde mekânın olağan gürültüsü arasında olağan olmayan bir sessizlik hâkim oldu. Adreano’nun alelacele bulduğu önemsiz beyit, kendi kulaklarına bile ıvır zıvır ve uygunsuz geldi. Hiçbir şey söylemedi, kalbi anlamsızca hızlı atıyordu. Kendini zorlayarak bakışlarını müzisyenin üzerinde tuttu.

O ki, o garip gülüşünü tekrar göstererek ‘Bahse girdik mi dostum?’

Zaman kazanmaya çalışarak ve bir yandan da bazı arkadaşlarını köşeye sıkıştırarak kaç astin borç alabileceğini hesaplayarak Adreano sordu ‘Biz aydınlatır mısın; nasıl oluyor da bölgemizden bir çiftçi parasıyla fütursuzca davranıp, böyle bir konuda görüşlerini bildirmek konusunda da bu kadar özgür davranabiliyor.’

Diğerinin yüzündeki gülümseme dişlerini gösterecek kadar büyüdü.

‘Ben çiftçi değilim’ dedi neşeyle ‘Ya da sizin bölgenizden değilim. Ben Tregea dağlarının güneyinden bir çobanım ve sana bir iki sözüm var. Gri gözler etrafa baktı. Tüm odacığı buna dahil etmekten memnundu. ‘ Bir koyun sürüsü insanlar hakkında bazılarının sandığından çok daha fazlasını öğretir ve keçiler… Keçiler seni filozof yapmak için Morian’ın rahiplerinden çok daha iyisini yaparlar, özellikle de yağmurlu bir havada dağın üstünde akşam çökerken ve fırtına varken onları kovalıyorsan…’

Odacıkta gerilen havanın yumuşamasıyla kışkırtılan samimi gülüşmeler oldu. Adreano başarısız bir şekilde yüzündeki ifadeyi sert göstermeye çalışıyordu.

‘Bahse girdik mi?’ diye tekrar sordu çoban, ifadesi rahatlamış ve arkadaş canlısıydı.

Adreano cevap vermekten, birkaç arkadaşı da kaybedecekleri astinlerden dolayı duyacakları kederden, boyacı Nerone’nin varışıyla kurtulmuş oldular.

‘Alberico izin vermiş!’ diye gürledi Paelion’un gürültüsünün üstünden.

‘ Sandre’nin ölümüyle sürgün cezasının sona erdiğini az önce ilan etti. Dük yarın sabah eski Sandreni Sarayında katafalka konacak şerefine dokuz dinin ayini de yapılacak! Bir şartla’ dramatik bir duraksamada sonra Triad’ın rahiplerinin de kendi ayinlerini yapmalarına izin verilmesi şartıyla.’

Tüm bu olanların sonuçları, genç Adreano’nun üzerinde kapsamlı düşünüp kendi kayıpları için üzüleceğinden çok daha fazlaydı ki bu tarz olaylar tez canlı genç şairlerin başına arada sırada gelirdi. Bunlar büyük olaylardı! Bakışları her nedense çobana döndü. Adamın ifadesi ılımlı ve ilgiliydi ama kesinlikle zafer kazanmış bir edası yoktu.

‘Her neyse,’ dedi adam kafasını sallayarak ‘Sanırım haklı olmam fakir olmam gerçeğini dengelemek zorunda kalacak. Hayatımın hikâyesi budur.’

Adreano güldü. İri yarı ve nefes nefese olan Nerone’nin sırtına vurdu ve geçmesi için ona yol verdi. ‘Eanna her ikimizi de kutsasın,’ dedi. ‘Sahip olduğundan daha fazla astin’i az önce kurtarmış oldun. Az önce getirdiğin haberle kaybedeceğim bir bahis için senden borç alacaktım.’

Nerone cevap olarak Adreano’nun yarı dolu khav kupasını kaparak kafasına dikti ve bitirdi. Etrafına iyimser bir halle baktı; ama odacıkta olup ressamın huyunu bilen herkes içeceklerini korumaya aldı. Tregea’lı koyu renk saçlı çoban gülerek kendi kupasını uzattı. Kendi kendini yetiştirmiş ve yapılan cömertliği asla sorgulamayan Nerone bir seferde içti. Bitirdikten sonra da bir ‘teşekkür ’ü ağzının için geveledi.

Adreano ikilinin arasında olanları gördü ancak aklı çokta aşina olmadığı yollardan ilerleyerek beklenmedik bir sonuca varmıştı.

‘Sen ayrıca,’ dedi aniden, Nerone’ ye hitap ederek ama etraftakilerin duyabileceği bir tonda ‘Az önce bizi yöneten Barbadian’lı büyücünün ne kadar kurnaz olduğunu bir kez daha tasdiklemiş oldun. Alberico, bir buyrukla Triad’ın ruhban sınıfıyla bağlarını kuvvetlendirmiş oldu.

Dük’ ün son isteğini kabul ederken kusursuz bir şart koşmuş. Sandre’nin varisleri kabul etmek zorunda kalacaklar ki, kabul etmedikleri hiçbir şey olmuyor ve rahip ve rahibeleri yarın sabah San-dreni Sarayı’na girmeye ikna etmek için kaç astin’i gözden çıkaracaklarını tahmin bile edemiyorum. Alberico, bundan sonra asi Astibar Dük ’ünü ölümünde Triad’ın şükrüne mazhar eden adam olarak bilinecek.’

Odacığa, etrafına baktı; yaptığı çıkarımın kuvvetinden dolayı heyecanlıydı. ‘Adaon’un kanı adına; bu olay bana her şeyin kurnazlıkla halledildiği o eski zamanları çağrıştırdı. Birbirinin içinde dönen ve tüm yarımadanın kader çizgisini belirleyen çarklar gibi.’

‘ Evet,’ dedi Tregea’lı çoban birden ciddileşerek; ‘ Söylediklerin bu gürültülü gün boyunca duyduğumu en akıllıca iç görü olabilir. Ama lütfen bana söyle,’ diyerek devam etti yüzü zevkten al olmuş Adreano’ya ‘Eğer Alberico’nun yaptığı sana ve senin kadar hızlı olmasa da hiç şüphesiz diğerlerine de, buraları fethetmek için yelken açmasından, Brandin’in Chiara’yı ve batıdaki bölgeleri almasından önceki zamanları çağrıştırdıysa, acaba…’

Sesi alçaktı, odanın gürültüsünde sadece Adreano’nun kulaklarının duyacağı kadar alçaktı.

‘Günün sonunda bu oyunda yenilmiş olabilir mi? Ölü bir adam tarafından…’

Yorum Yaz