Valkyrie Evreni Hikayeleri-4: Kabul Edilemez Kişilerden Biri

Bunu Paylaşın

Yüzyıllardır sadece tek bir türün üzerinde gezindiği Dünya, şimdi, sadece iki asırlık bir sürede onlarca farklı akıllı canlı türünü içerisinde barındırabilecek hale gelmişti.

Hatta bu türlerin bazıları, birbirleriyle çeşitli etkileşimlere girmişlerdi bile. İnsanlarla elfler mesela, biyolojik benzerlikleri onları yüksek oranda birbirine çekmişti, hatta insan-elf melezi çocuklar sık görülen bir şeydi. Fakat daha farklı türlerin melezleri bu kadar sık yer alamıyordu yaşamın bu kucaklayıcı, fakat vahşi olan döngüsünde. İnsanların, özellikle de erkeklerinin cinsel doyumsuzlukları, pek çok uzaylı türü için yeni olduğundan, bunun önüne geçmek için sert önlemler alınmak zorunda kalınmıştı. Bu yüzden, galaksinin geri kalanına açılmalarından itibaren, insanlarla başka uzaylı türlerinin ilişkilerinden doğan çocuklar, çeşitli bozukluklar ve hastalıklar göstermişlerdi.

Bu acı durum, pek çok ailenin kötü durumlara ve muamelelere maruz kalmasına yol açmış, Midgaard Cumhuriyeti ve diğer sistem devletleri de bunlar el atmak zorunda kalarak, Melezleme Yasası adı verilen bir yasa ile pek çok türün birbiri arasında bir çocukla sonuçlanacak ilişkileri yasaklamıştı. Bu yasanın uygulanması, bilinen evrende yaşanan en vahşi şeylerden biri oldu. Özellikle Midgaard dışında yakalanan ve böyle ilişkilerle çocuk doğumuna sebep olan insanlar kısırlaştırılıyor, çocukları öldürülüyordu.

İşte bu vahşi günlerde, bu hikayemizin ana kişisi Mavi, insan bir baba ile Nerulu bir annenin çocuğu olarak doğdu. Nerulular ve insanlar için Melezleme Yasası geçerli olmadığından, kendisi de, ailesi de yasal olarak gayet rahattılar. Ancak bu yasal rahatlık, hayatının da rahat geçtiği yanılgısını yaratmasın sizde. Uzun boyu, mavi-yeşil saçları, bir insanınkinden çok bir Nerulununkine benzer yüzü ve vücudu, onu toplum içerisinde fazlasıyla itilen bir konuma sokuyordu. Çocukluğunu geçirdiği Dünya’da, çoğunluğu insanlardan oluşan bir çevrede, görünüşü ve davranışları nedeniyle fazlasıyla dışlanmıştı, bu yüzden fırsatını bulup Neru Güzel Sanatlar Akademisi’ne gitmeye hak kazandığında, kendini orası için hazırlamıştı, hayatında ilk defa ciddiyetle yaptığı bir şeydi yetenek sınavlarına hazırlanmak. Hatta kendisiyle beraber giren on milyon öğrenciyi geçip birinci olduğunda da şaşırmamıştı bunu yapmasına. “Bunun için çalıştım ve karşılığını aldım.” diyordu sadece.

Dünya’daki ortamının aksine, Neru’da beklenmedik bir ilgiyle karşılaşmıştı okul arkadaşları arasında. Dünya’nın nasıl bir yer olduğunu merak ediyorlardı çünkü. O da bu meraklarını kullanarak, yaşadığı, okuduğu ve gördüğü kadarıyla evini anlattı onlara. Akademide öğrenim gördüğü beş sene boyunca, hem öğretmenleri tarafından, hem de çevresi tarafından sevilen bir kişi olmuştu. Neru’nun derin kültürü, aşağı sokaklara indikçe daha da belli oluyor ve onu daha da çok etkiliyordu. Sürekli yeraltında yaşamak zorunda kalan bu gezegenin halkı, gelişim gösterdikleri yüzyıllar içerisinde, bu dezavantajı avantaja çevirmiş ve evrenin en belirgin kültürel birikimini doğal yollardan meydana getirmişlerdi.

Eski sokakların duvarları, sanatla ilgisi olanlara kitapların öğretemeyeceği bir tarihi anlatıyordu adeta. Mavi bunları incelemeyi çok severdi, hatta bu gidiş gelişleri sayesinde, Neru’nun sokaklarındaki birçok çete ve grup tarafından tanınır ve saygı duyulur oldu. Çetelerin pek çoğu, Dünya’nın kabul edemediği bu yabancıyı kabul edip bağrına basmıştı, zira içlerinde pek çok melez de barınıyordu. Özellikle Melezleme Yasası’nın yüzünden ailesinden uzak kalan pek çoğu, bu tarz ara sokaklarda yaşıyor, geleni geçeni soyuyor, dileniyor, tetikçilik yapıyor, uyuşturucu haricinde her türlü suça karışıyordu. Kimlikleri olmadığı için de tespit edilemiyorlardı. Bazılarının o kadar grotesk ve korkunç görünümleri vardı ki, onlar için şehir efsaneleri dahi uydurulmuştu üsttekiler tarafından. Her nasılsa, Mavi hiçbirinden korkmamıştı bile, keza pek çoğu da onun kendilerinden korkmadığını anlayınca ona yakınlık göstermişlerdi. Hatta aralarında ona “Maviş” bile diyorlardı.

Anlattıkları hikayeler, gösterdikleri şeyler, öğrettikleri değerler, diller ve şifreler, Mavi’nin ufkunu fazlasıyla genişletti. Bu çevrelerle geçirdiği seneler ve öğrendiği şeyler sayesinde, kendisine bir amaç buldu: Bu şehirdeki herkesin daha iyi bir yaşama kavuşmasını sağlamak.

Bunu sağlamak için, ilk olarak Neru’nun kültürü hakkında yazılar yazmaya başladı. Yazıları sayesinde sokaklar daha çok kişinin ilgisini çekmeye başladı. Bunu farkeden çetelerin birçoğu da, kendi sokaklarını gezmeye gelen turistleri karşılamaya, onları ağırlamaya ve onlardan para kazanmaya başlamıştı. Elbette bu, uzun süre boyunca barışçıl bir şekilde ilerlemedi. Fakat çıkan her çete savaşını durduran da yine Mavi oldu. Bu seneler içerisinde, onu ilk başta küçümseyen kişiler bile ona saygı duymaya, onu çeteler üstü bir barış elçisi olarak görmeye başlamıştı. Mavi ise, bundan faydalanarak, anonim bir yazar adıyla, Neru’nun kültürünü, tarihini, sokaklarını anlatan bir kitap yazdı. Kitap fazla ilgi görmemişti, ancak doğru kişilerin ilgisini çekmişti.

Bir gün, Mavi’nin telefonu çaldı. Arayan, Midgaard’da ünlü bir sanatçı ve aynı zamanda Midgaard Kültürel Gelişim Vakfı’nın başkanı olan Berdan Sarıgöl’dü. “Sana ulaşmam kolay olmadı, ancak yine de bütün çabalarıma değerdi. Seninle bu keşiflere devam etmek isterim, tabii sen de buna onay verirsen.” demişti ona. O da, bu teklifi seve seve kabul etmişti. Midgaard takvimine göre, bir hafta sonra, Midgaard-Neru arası seferler yapan bir gemi ile gelmişti. Ancak gelişi Mavi’ye sürpriz olmuştu, zira Berdan’ı tanımayan çete üyeleri, onu alıkoymuş, Mavi’nin ismini verince de Mavi’ye haber vermişlerdi. Mavi gelip bu yaşlı adamı gördüğünde olayı çetelere anlatmış, onun da kendisi gibi bir amaçla geldiğini ve kendisiyle olacağını söylemişti. Onun sayesinde, Neru’nun alt sokaklarını anlatan “Kabul Edilemeyenler” isimli kitap, evrensel bir fenomen haline gelmişti. Özellikle orada yaşayan kimliksiz melezlerin durumu, herkesi şaşkınlığa uğratmıştı. Birçok sistemde, Melezleme Yasası sorgulanmaya başlanmıştı, Bağımsız Sistemler Konfederasyonu, “Elphine İmparatorluğu gibi olmakla” suçlanıyordu artık. Başlayan savaş, bu konuda Konfederasyon’u savunmasız bir pozisyona getirmişti.

Mavi ve Berdan’ın kitabı, o kadar büyük bir etki yaratmıştı ki, kitabın yayınlanmasından sadece bir ay sonra Melezleme Yasası tamamen kaldırılmıştı. İkisi de, bu başarılarından gururluydular ve ikisi de, bu gizemli gezegenin daha da içerisinde kaybolmaya hazırdılar.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 5 / 5. Oylama sayısı: 1

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram
Bilim Kurgu Dizi Öykü: Sarius Nava’nın Soğuk Yüzü – 3

Nihayet Tozumb’lu kadının ısrarına dayanamayan makara sistemi, tekrar çalıştı ve bilincini kaybetmiş Şooju’yu taşıyan robotu çekmeye başladı. Üç saniye sonra » Devamını Oku...

Valkyrie Evreni Hikayeleri-3: Kültür Elçileri

"Nautilius-S Çok Amaçlı Uzay Gemisi’ne hoşgeldiniz. Şu an, burada bulunan mürettebat olarak, Midgaard Cumhuriyeti dışına çıkan ilk kültür elçileri olacaksınız. » Devamını Oku...

Bilim Kurgu Dizi Öykü: Sarius Nava’nın Soğuk Yüzü – 4.Bölüm Ve Final

‘Hayır, Nareed yalan söylemedik.’ Doktorun sesi titriyordu. ‘Evet, sizi işe aldığımızda gezegendeki yaşam formunu tespit etmiştik; ama başkasına rastlamamıştık ve » Devamını Oku...

Yeni Bir Bilim Kurgu Sagası: “Valkyrie Evreni Hikayeleri-1: Mavar’ın Gemisi”

Sürekli olarak kahramanlarından, gizli teşkilatlarından, Valkyrie liderlerinden ve büyük çatışmalarından bahsettiğim o geniş ve çalkantılı evrende, elbette bunların dışında da » Devamını Oku...

Valkyrie Evreni Hikayeleri-2: Belki Üstümüzden Bir Gemi Geçer

Sabah alarmı çalmıştı ve onu içinden çıkmak istemediği muhteşem düşlerden uyandırmıştı. Sinirle gözlerini açtı ve alarma yumruk atmamak için kendini » Devamını Oku...

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir