Yeni Bir Bilim Kurgu Sagası: “Valkyrie Evreni Hikayeleri-1: Mavar’ın Gemisi”

Bunu Paylaşın

Sürekli olarak kahramanlarından, gizli teşkilatlarından, Valkyrie liderlerinden ve büyük çatışmalarından bahsettiğim o geniş ve çalkantılı evrende, elbette bunların dışında da milyonlarca şey yaşanıyordu. Belki hepsini inceleriz ve onların hissettiklerini hissetmeye çalışırız, hayatlarının bizimkilerden ne farkı olup olmadığını inceleriz, ya da bunların hiçbirini yapmadan, sadece bir şeyi okuyup geçebiliriz de.

Ben bu hikayede, o evrendeki en sıradan bireylerden birini anlatmak istiyorum sadece. Bu bireyin ismi Mavar. Kendisi bir Nerulu, muhtemelen nasıl bir görünüşü olduğunu biraz anlayabilir evrenimi bilenler, ancak yeniler için kendisini şöyle bir detaylandırayım: Tıpkı bizim dünyamızdaki böcekler gibi, Nerulu bireyler de dış iskelet sahibidirler. Fakat böceklerden farklı olarak, Neruluların dış iskeletlere her an ihtiyaçları yoktur. Tıpkı bir ahtapot gibi, iskelet olmadan da hayatlarını sürdürebilirler, ancak dış iskeletleri, onları koruyan ve tanımlayan yegane şeydir. Maddi durumunuz, aileniz, geldiğiniz yer, yaptığınız meslek, kısacası sizi Neru toplumu içerisinde tanımlayan bütün bu özellikler, giydiğiniz dış iskeletten belli eder kendini.

Bizim Mavar’ın dış iskeleti de, bildiğin kargocu pilot dış iskeletiydi: Karmaşık yapılı Neru gemilerini olabilecek en az eforla kullanması için, en az onun karmaşıklığı kadar rahat bir yapıya, ancak ucuz yapım bir dış iskelet olduğu için çok az ayrıntıya sahip, işlevsel bir şeydi. Bir ahtapotu, ekskavatör kullanması için ona özel imal edilmiş bir koltuğa oturttuğunuzu düşünün, işte Mavar’ın hali de böyleydi. Pilotluk dışında giydiği dış iskeleti ise, onun uzaktan bakıldığında fazla uzun boylu bir insan zannedilmesine neden olacak şekildeydi.

İşte bu bahsettiğimiz Mavar, babasının şirketi olan Mev’iri Evrensel Nakliyat’ta pilotluk yapıyordu. Maalesef diğer kardeşleri kadar güçlü veya akıllı olamadığı için, onlar gibi orduya alınamamış veya üniversite okuyup başka gezegenlerde hayat kuramamıştı. Babası Mev’iri, yanında sadece onun kalmış olmasına sinirliydi her zaman için. “Neden Shemiv Dünya denilen o iğrenç yeşil yere gitti sanki? Burada ne güzel beraber iş yapardık halbuki.” derdi hep kendi kendine. Büyük oğlunun Dünya’ya, SpaceX’te enerji sistemleri mühendisi olarak çalışmaya gidip, bir daha ne babasını, ne de kardeşlerini aramamış olması zaten babasına yetmezmiş gibi, bunun üzerinden daha bir yıl geçmeden ortanca oğlu Miniras’ın da Konfederasyon Donanması’na gidip, bir Elphine İmparatorluğu saldırısında şehit olması üzerine iyice yıkılmıştı baba Mev’iri.

Şimdi, tek yanında kalan oğlu, aralarında en yeteneksiz, en basiretsiz, en sağlıksız olanı Mavar’dı. O da başka işe eli yatkın olmadığı için, babası altına filodaki gemilerden birini vermiş, onu kullanıyordu. Babasının verdiği gemi, 2080 model bir Neruvian Cargo’ydu. Fazlasıyla eski bir model olmasına karşın, Mavar’ın hassas elleri sayesinde, rakiplerinin daha yeni model olan kargo gemilerinden daha seri ve daha verimli bir biçimde hareket edebiliyordu. Babasının onu işten kovmamış ve evlatlıktan reddetmemiş olmasının sebebi de buydu zaten, hiçbir teslimatını geciktirmiyordu bile. Hatta pek çok konfedere evrende konumlanan kargocuların aksine, İmparatorluk sınırından da iş alıyor, İmparatorluk da onlara bu konuda, kendilerine de çalışmaları karşılığında imtiyaz sağlıyordu. İşte o gün, Mavar Dünya’ya gönderdiği kargoları teslim edip de Dünya’dan aldığı kargoları geri getirirken, babası onu aradı:

“Mavar, Elphine tarafından iş geldi, bir oraya gitmen lazım.” Babasının sesi ona heyecanlı gelmişti.

“Baba şimdi Dünya’dan gelen kargolar var, onları getireyim de, gider ne gerekiyorsa yaparım. Şimdi bu-” Babası sözünü aniden kesti ve “Salak oğlum, teslimat isteği imparatordan geliyor! Adam bize beş gün zaman verdi, çabuk ol dallama” dedi. Mavar gemiyi hemen indirdi ve bütün malzemeyi boşalttırdı. Babası Mev’iri yanına geldi ve “Bak oğlum, sana pek çok konuda güvenmediğimi bilirsin. Hatta sen, belki de en sevmediğim oğlumsun, ancak eğer sana bir konuda güvenebilirsem, bu da bu kargo konusudur. Sakın beni bu konuda yanıltma, yoksa hem batarız, hem de kellemiz gider. Anladın mı?” Mavar babasına baktı ve “Rahat ol baba” dedi, “bu konuda asla başarısız olamam.”

Ertesi gün, bütün kargolar yüklenmişti. Mavar babasıyla vedalaştı ve gezegenden ayrıldı. Gideceği rota belliydi, zaten Neru, Elphine’e yakın bir sistemdendi. Bu yüzden dümdüz bir çizgide ilerleyerek rahatça ve hızlıca oraya varabilirdi. “Aldığım en kolay iş bu sanırım” diye düşünürken, kargo bölümünden bir uyarı sinyali aldı. Geminin otomatik pilot sistemini ayarladı, aktifleştirdi ve kargo bölümüne gitmek için diğer zırhını giydi.

Kargo bölümü, bu sefer normalin aksine karanlıktı. Oraya konan bütün kutular simsiyahtı, herhangi bir işaretleyiciden yoksundular ve üzerlerinde sadece Yeni Elphine İmparatorluğu damgası bulunuyordu. Kutuların birinden bir tıkırtı geldi önce, sanki içerisinde canlı bir şey varmış gibi. Mavar o kutunun yanına gitti ve kutuyu tıklattı. Kutunun içindeki her neyse, onun tıklatmasına birebir aynı şekilde bir tıklatmayla karşılık verdi.

“Beni duyabiliyor musun?” Kutudan gelen ses, bir yardım isteğiyle bunu söylüyordu, hayatı buna bağlıymış gibi. “Evet” dedi Mavar, “duyuyorum seni. Kimsin ve neden bu kutudasın?”

“Adım Skylar Grimes. Sınırda yakalandım ve buraya kondum. Bizi İmparatorluk’a denek olarak sattılar. Orada çok iğrenç deneyler yürütüldüğünü söylüyorlar. Ne olur bizi onlara tesllim etme.”

“Özür dilerim” dedi Mavar, “hayatımız sizi teslim edip etmememize bağlı.”

“Anlıyorum” dedi Skylar, “belki de sen farklı çıkarsın diye düşünmüştüm halbuki. Git şimdi.” Mavar bunun üzerine kargo bölümünden çıkıp, pilot kokpitine geri döndü. Pilot zırhını giydi, gemiyi otomatik pilottan çıkardı ve sürmeye devam etti. Sürerken de bu durumu düşünmeye başladı.

Elbette bu canlı ticareti meseleleri ona yabancı değildi, bu işi başka kargocuların da yaptığını duymuştu. Ancak bunlardan biri olacağına asla ihtimal vermezdi. Bir yandan babasını düşündü, eğer şimdi vazgeçerse, kendi elleriyle babasını öldürmüş olacaktı. Bir süre düşündü. Elphine İmparatorluğu sınırına girdiğinde kararını vermişti bile. Sürmeye devam etti ve arkasına bile bakmadı. Götürmesi gereken bir kargo vardı sonuçta. Ondan daha iyi kim yapabilirdi ki bu işleri?

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 4.5 / 5. Oylama sayısı: 2

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram
Kısa Öykü: Hafıza

Uyandı, ancak nerede uyandığını anlayamadı ilk başta. Her şey ona fazlasıyla yabancı gelmişti, uyandığı yatak bile. Fakat ilginç bir şekilde, » Devamını Oku...

Sebt Günü Batıya Doğru Yola Çıkanlara – Bir Yol Hikayesi Bölüm 4

Mişna’da bir terzinin Sebt gününde alacakaranlık çöktükten sonra elinde iğneyle sokağa çıkmaması gerektiği söylenir – Borges El Zahir Çölde miydim, » Devamını Oku...

Tarihin Kayıp Renkleri-2 Ölümsüz Bir Dalkavuk: Dalkavuk Hüseyin Efendi (Sallabaş Çelebi)

ÖNSÖZ “Dal” ya da “dala” kelimelerinin “sallamak” manasına geldiğini savunan kimselerce dalkavuk tabirinin kavuk sallayan, yani her şeye kafa sallayıp » Devamını Oku...

Kısa Öykü: Ateşi Aramak

İlk ne zaman başladı bu kabuslar, inanın bilmiyorum doktor hanım. Bir gece uyudum, beklenmedik bir şekilde bu kabuslardan ilkini gördüm » Devamını Oku...

Valkyrie Evreni Hikayeleri-2: Belki Üstümüzden Bir Gemi Geçer

Sabah alarmı çalmıştı ve onu içinden çıkmak istemediği muhteşem düşlerden uyandırmıştı. Sinirle gözlerini açtı ve alarma yumruk atmamak için kendini » Devamını Oku...

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir