Distopyan ve Ütopik; Modern Sanatta Postmodern Tasvirler 6

Bunu Paylaşın

Bugün, hem bizim hem de bilim kurgu dünyasının defalarca işlediği bir klasiği konu alıp, kendi arşivlerimizde indekslemiş olacağız. Distopya deyince akla gelen belki de ilk tür olan bir cyberpunk klasiği Blade Runner‘dan bahsediyoruz.

Karşılaştırmalı galerimiz hem 1982 yapımı Ridley Scott filmi Bade Runner’ı hem de 2017 yapımı Denis Villeneuve‘ün Blade Runner 2049‘unu işleyecek.

Önce kahramanlarımızı tanıyalım, Deckard ve “K”.

Blade Runner’dan bir sahne: Dönemin hologramı neonların önünde Deckard (Harrison Ford)
Blade Runner 2049’daki “K” ise (Ryan Gosling) bu kadar yalnız görünmüyor. Bununla birlikte bu resimdeki herkes birer android ve amaçları “K”yi tuzağa düşürmek...

Kahramanlarımızın içinde bulundukları ortam ise… İşte bu distopyanın tanımı!

Blade Runner…
Blade Runner 2049…

Kahramanlarımızın uğruna yaşadıkları şey ise bu distopyanın yaşanılır olmasını sağlıyor, veya materyal açısından deneyimlenmesini!

Blade Runner’ın çifti; Deckard ve Rachael (Sean Young)
Blade Runner 2049’un çifti; “K” ve Joey (Ana De Armas)

Peki bu distopyanın ara yüzünde etkileyici bir şeyler yok mu?

1982’nin neon ve led ekranları, bize uzak ve gelişmiş bir tedirginlik veriyordu.
2017’de ise bu duygu aynı hissin aynadaki hologramın yansımasından kaynaklanmaktaydı.

Her iki distopyanın da sonu ruhun yüceliğine dayanıyordu, android veya insan fark etmeden! Tekrar görüşmek dileğiyle…

Blade Runner’ın derin androidi Batty (Rutger Hauer) ve unutulmaz repliği: I’ve seen things you people wouldn’t believe…/Öyle şeyler gördüm ki inanamazsınız…
Fiziksel olduğu kadar ruhen de acı içindeki “K” de macerasının sonunda farklı bir durumda değildi.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 0 / 5. Oylama sayısı: 0

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir