Galeri: Brutalist, Teknolojik ve Biraz da Romantik – Sarı ve Yeşil’in Popüler Kültürdeki Tasvirleri

Bunu Paylaşın

Sıcak ve soğuk, teknolojik ve brutalist ve son olarak son derece canlı ama aynı zamanda da donuk bir renk kombinasyonu olarak sarı ve yeşili konu alıyoruz bugün. Mor ve fuşya gibi parlak veya teknolojik bir tınıya sahip olmayabilirler ancak mesajlarını ilgili materyale kesinlikle daha doğal şekillerde veren bu iki rengin dansına hiç vakit kaybetmeden geçiyoruz.

İlk tema olarak sarı rengin usta ve tutkulu kullanıcısı Vincent Van Gogh‘u seçtik sizin için. Paris’teki bu yalnız Hollandalı deha sarı olanı zaten sarı olarak resmeden diğer büyük ressamlardan çok da farklıydı diyemesek de, belki de hayata sarı filtre uygulayan ilk ressam olarak burada olmayı kesinlikle hak ediyor.

Café Terrace at Night (1888)Işığın o sapsarı şiiri
The Night Café (1888) Daha yakından bakın.

Maceramıza Fransa’da başladık, Fransa’dan devam edelim; Jeunet ve Caro ile. Evet, Jean-Pierre Jeunet ve Marc Caro; bir önceki milenyumun son ve bir sonraki milenyumun ilk yıllarına damgasını vuran bu iki dahi, ortak yapımlarında gerek seçtikleri konular ve gerekse renk paletleri ile absürd, anlamsız, masalsı ama hayatın aynı zamanda en karanlık noktalarına gülerek değiniyolardı. Bir farkla ki gülümseyen izleyiciyi birden, karşılarındaki aslına korkunç manzaraya uyandırırak…

Şarküteri‘nin (1991) Kurbağa adamı filmin yeşil paletine olduğu kadar temasına dair de net bir temsildi.
Amelie (2001), iki yönetmenin bir aşk masalı olarak seyirciyi çok da üzmediği ancak tedirgin ettiği fantastik başlığıydı.
Kayıp Nişanlı / Un long dimanche de fiançailles (2004), İnsanlığın en gerçekçi ve en absürd anına bir yolculuk olarak büyük savaşın karanlığını konu edinirken ne yaptığını çok iyi biliyordu.

Sarı ve Yeşil’i birlikte kullanan yönetmenlerden, sarı ve yeşili birbirinin sebebi ve sonucu olarak kullanan bir başlığa geçiyoruz; Fallout. Bilgisayar oyunundan adapte edilen ve son derece başarılı temsili ile akıllarda kalan dizi, yeşili, alternatif teknoloji dünyasındaki teknoloji temsili ve nükleer karakteri anlatmak, sarıyı da nükleer felaket sonrasındaki yeni ilkelliği tanımlamak için kullanıyordu.

Yeşil; dijital ve nükleer alternatif teknoloji temsili.
Ve sarı; insan yapısı yeni ve kusurlu doğanın temsili.

Dijital teknolojinin görsel temsilinin neredeyse fiziksel dünyada vücut bulmuş hali olan bir materyale geçiyoruz; The Matrix. Wachowski kardeşlerin dünyayı yeni milenyuma taşıdıkları bu üçleme aslında farklı boyutlarda farklı paletler kullansa da, gerçek dünya için yeşil ve karanlık bir palet kullanarak misyonunu mükemmelen açıklıyordu.

Dijitalin en ilkel ve en ileri noktasının mükemmel temsili. Matrix’e hoş geldiniz…
Yapımın ikonik posteri, daha izlemeden, izleyiciye ne vaad ettiğini gösteriyordu.

O zaman geleceğe bir de tamamen sarı gözlerle bakalım ne dersiniz? Deus Ex: Human Revolution (2011), az tercih edilen bir renk paleti ile cyberpunk dünyayı temsil ederken bir risk almıştı kuşkusuz ancak mor ve fuşya dışında bir temsil olarak, bu riskin karşılığını kat kat aldı.

Adam Jensen; ajan, ünlü posterinde yepyeni bir cyberpunk dünyayı temsil ediyordu.
Detroit 2027; kendi paralel evrenindeki bu cyberpunk anıt şehir, oyunun sürekli vurguladığımız bağımsız siberpunk dünyasının manifestosuydu adeta.

Hem karma eserlere hem de günlük ve evrensel temalara dönüyoruz, Wong Kar-wai‘nin In The Mood For Love / Aşk Zamanı (2000). Büyülü şehir Hong Kong’da geçen trajik bir aşkın hikayesi olarak; bitmeyen, karanlık ancak sıcak ve tanıdık bir gece halinde sinema tarihinde yerini alırken, paleti dönemin trademark paletlerinden biri olmuştu. Bu arada serinin devam filmi olmasa da, yönetnmenin aynı evrene dair aynı kökten filizlenen filmi 2046‘yı da, diğer bir renkler galerimizde ele almıştık. Dilerseniz tekrar ziyatret edebilirsiniz.

1962 Hong Kong’unda geçen bu gece masalı;
Bugün kaybettiğimiz bir öz, bir özgünlük ve saygıyı, kelimelerden çok daha derin bir şekilde iletiyordu izleyicilerine…

Finalimizi Denis Villeneuve ile yapacağız. Quebec kültürü yani hem Fransız hem de Anglo-Sakson kültürünü alan yönetmen, iki farklı bilim kurgu eserinde iki farklı stili eserlerin önüne geçmeden iletirken zaten adını sinema tarihine yazdırmış oluyordu. Blade Runner 2049‘da mor ve fuşya boldu ama sarı ve yeşil de bağımsız bir karakter olarak nükleer kışın ötesinde bir farklılık katıyordu esere.

Cyberpunk’ın tüm paletleri yeşil bir filtre içinde ve bambaşka bir karakterle karşınızda…
Brutalist mimari, ışık ve akışkanlığın tek karede birleştiği, yabancı, tedirgin eden ve olağanüstü güzel bir görsel başyapıt.

Ve yine aynı yönetmenden Dune ile veda ediyoruz sizlere. Çöl Gezegeni‘nin sarısını, çölden kaynağını alan ancak brutalist mimari ile harmanlayan bir başka özgün görsel portreye çeviren yönetmen, rengi hem doğal hem de kendine özgü bir yücelikle sunuyordu bizlere.

Çok güçlü, çok uzak, çok yabancı… Çöl Gezegeni’ne hoş geldiniz. Ya da belki hiç gelmemeliydiniz!
Atreides! Atreides! Atreides! – Brutalizmin resmini çizebilir misin Abidin?

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 5 / 5. Oylama sayısı: 1

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir