Galeri: Popüler Kültürde Neon’un Görkemi – Mor, Fuşya ve Kırmızı

Bunu Paylaşın

Merhaba, bugün, teknolojinin sınırlarını zorlayan alemlerde insanı yabancılığı ile saran neon görkemine dair bir görsel galeri hazırladık sizlere. Bir görsel materyalin tamamen neon sahnelerden oluşmayacağı gerçeği ortada olsa da, sadece bir iki sekans ile neonu gördüğümüz materyalleri galerimize dahil etmedik. İyi yapıp yapmadığımızı değerlendirecek olan sizler olduğunuza göre galerimize hızlıca geçebiliriz sanıyoruz.

İlk olarak cyberpunk / siberpunk dünyasının kült ve standart belirleyen eseri Blade Runner‘a (1982) uzanacağız. Henüz neon kullanımı çok keskin olmasa da, bir ilk örnek olarak kendini gösteriyor.

Deckard (Harrison Ford) kağıttan bir gazete okuyor olabilir ancak arka planı yabancı bir geleceğin mükemmel tasviri…

İkinci örneğimiz ise gerçekten üzücü bir sahneden geliyor. Retiring Zhora / Zhora’nın emekli edilmesi; tek başına bile türe dair bir standart uyandıran tüm sekansın Ridley Scott imzalı aşağıdaki finali, 1980’li yıllarda bir sinema salonuna götürüyor izleyiciyi.

Oyuncu Rutger Hauer‘in kendisinin yazdığı Tears in Rain / Yağmurdaki Gözyaşları sekansı sadece türün değil tüm sinema sanatının klasikleri arasına girmiştir.

I’ve seen things, you people wouldn’t believe! / Öyle şeyler görüm ki inanamazsınız!

Evet yapıma veda ederken, türün en önemli öğelerinden Japonya’ya dair ilk görsel öğeye gidiyoruz, reklamdaki geyşa ve onun önünde uçan bir araba…

Japon öğesinden hareketle farklı bir yapıma geçiyoruz şimdi de; Ghost in the Shell (2017), Scarlett Johansson‘un siber polis Motoko‘yu canlandırdığı film her ne kadar 1995 tarihli anime orijinalinin yerini tutmasa da görsel olarak galerimiz için daha uygun. Holografik ara yüzlere dikkat!

1982’nin Led Geyşaları 2017’de hologram olarak boy gösteriyorlar.

Daha yakından bakmak ister misiniz? Yabancı bir karakter ve yabancı bir dünya.

Peki ya şehrin içinde olmak ister misiniz?

Motoko (Scarlett Johansson) insanlığını yanlış yerde arıyor.

Cyberpunk’ın büyülü dünyasına dair son Japon öğeleri ise oyun dünyasından geliyor; Cyberpunk 2077. Night City‘nin görkemi ile tanışın.

Bu, cyberpunk’un ve neon ışıklarının cisim bulmuş hali gelmiş materyalde sokaklar da türün tüm özelliklerini taşımıyor mu sizce de?

Yine de hatırlatmamız gerekir ki, bu galeri bir cyberpunk galerisi değil, bir neon galerisi dolayısıyla cyberpunk’a türün alamet-i farikası bir görsel ile veda ediyoruz. Bayrağı devralan Denis Villeneuve‘ün Blade Runner 2049‘undan (2017) Joi (Ana De Armas) ve ‘K’ (Ryan Gossling) karşınızda.

“Sen tam bir Joe’ya benziyorsun”: Bir aşkın başlangıcı ve sonu!

Cyberpunk’a veda ettik ancak Japon teması bizi henüz bırakmış değil. Kült aşk filmi In The Mood For Love / Sevmek Zamanı‘nın yönetmeni Wong Kar-Wai‘nin bilim kurgu tınıları da taşıyan devam filmi 2046‘dan geliyor görselimiz.

Wang Jing-wen • Android (Faye Wong)

Dilerseniz biz de Japon temasından, kırmızı renge de yavaş yavaş geçelim.

Tak (Takuya Kimura) için gerçek bir aşk temsili.

Hong Kong’lu yönetmenin Çin ve Hong Kong’lu oyuncularla yaptığı bir filmi Japon temasına dahil etmemiz yanlış gelmiş olabilir, ancak filmin bu ütopik rüya kısmı, Tak yani Japon bir karakterin bitmeyen tren yolculuğuna dairdir. Wang Jing Wen ise onun hem aşkı hem de gardiyanlığını yapar bu yolculukta.

Sevmek Zamanı’nın sarı yeşil dünyası 2046’nın tren sekanslarında yerini kırmızı ve kızıla bırakıyor.

Nicolas Winding Refn‘in The Neon Demon (2016) filmi adı üstüne neon bir dünyanın tasviriydi. Ama biz geçişi yine kırmızının görkemi ile ypacağız.

Kızıl ve transparan ışıklar; moda dünyası dışarıdan göründüğü kadar zarif ve narin olmayabilir!

Elle Fanning‘in harika tasviri ile iyi ve kötüyü de temsil eden neon ışıkları filmin posterlerinde bize ne olup bittiğini anlatıyordu.

Işık, renk ve yansıma gerçeğin yerini aldığında…

Sıradaki yapım Mute (2018) olacak. Gişede pek umduğunu bulamasa da, Moon (2009) ve Warcraft‘ın (2018) yönetmeni Duncan Jones‘un neon ışıkları ile kurduğu dünyanın, neon standardının tam merkezinde olduğu görülebiliyordu.

Bununla birlikte yönetmenin neonun kullanımında ışığı önceleyen yapısının manifestosu aslında aşağıdaki görseldi.

Neon kullanımında daha doğal olan son materyale geçmeden önce, biraz plastik de olsa kişisel bir favori için oyun dünyasına döneceğiz; Mass Effect 2‘nin, neon mücevheri Illium’a gidiyoruz.

Illium’a, bir oyunda üç boyutu en iyi hissettiren ve plastik manzarayı gerçeğe çeviren bir oyun içi görselle veda ediyoruz. Uçan arabayla yolculuk sekansı.

Sıra geldi son başlığımıza, vizyoner ve cesur olmakla birlikte, sansasyon peşinde ve dolayısıyla biraz sığ bulduğumuz Gaspar Noe ve Enter The Void‘dan (2009) bahsediyoruz. Filmin görsel dünyasından bir örnekle başlayalım.

Ve bir ilk dönem Noe filmi olarak daha sade bir senaryo yapısına sahip filmin ruhuna dair bir görselle de hem yapıma hem de sizlere veda edelim. Yeni görsel ziyafetlerde görüşmek dileğiyle.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 0 / 5. Oylama sayısı: 0

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir