Başat Bir Fantastik Eser Ve Onun İlk Tercüme Numunesi – Süleyman Volkan Gün’ün Çevirisiyle: Tigana 9

Duyduğu şey özlemdi ve içinde varlığından haberdar olmadığı bir boşluğa ulaştı. Bir süre sonra, sebepsiz yere Marra’yı ve döktüğü gözyaşlarını düşünerek, “Elimden geleni yapacağım,” dedi. Asoli’deki çiftlikte onun müzik konusunda yetenekli olduğunu çok önceden biliyorlardı ama orası izole bir yerdi ve hiçbirinin bu tür şeyleri doğru şekilde yargılayacak veya ölçecek bir referans çerçevesi yoktu. Devin ‘in babasıyla ilgili ilk anılarından biri (sert bir adamın yumuşak bir görüntüsü olduğu için sık […]

Devamını Oku »

Başat Bir Fantastik Eser Ve Onun İlk Tercüme Numunesi – Süleyman Volkan Gün’ün Çevirisiyle: Tigana 8

Devin güldü ve iki adam resmi olarak avuç içlerine dokundu. Rovigo barın köşesindeki yerlerini geri almak için geri döndü. Açık kahverengi saçlarından beline kadar kötü kokulu şarapla ıslandığının ve çoraplarının da lekelere bulandığının üzüntüyle fark eden Devin, elinde iki şişe Certandan kırmızısıyla dışarı çıktı. Güneş ışığına birkaç saniye baykuş gibi gözlerini kısarak baktıktan sonra sokağın diğer tarafında Catriana d’Astibar’ı gördü; kızıl saçları ışıkta parlıyordu, mendilini burnunun altına sıkıca bastırmıştı. Devin […]

Devamını Oku »

Başat Bir Fantastik Eser Ve Onun İlk Tercüme Numunesi – Süleyman Volkan Gün’ün Çevirisiyle: Tigana 6

Aslında bu kendisini uzatmaya son kez uzatmaya çalışması olmuştu. Aynı gece geç saatlerde horlayan ikizlerin yatak odasına süzüldü ve dikkatlice her birinin üzerine bir kova dolusu domuz pisliği döktü. İkizlerin kükremeleri başlamadan hemen önce, dağının üzerindeki Adaon kadar hızlı avluyu geçip, çiftlik kapısının üzerinden atlayarak kaçmıştı. İki gece dışarıda kaldı ve sonra babasının dayağına geri döndü. Çarşafları kendisinin yıkayacağını sanıyordu ama Povar o işi görmüştü ve ikizlerin her biri, umarsızlık […]

Devamını Oku »

Başat Bir Fantastik Eser Ve Onun İlk Tercüme Numunesi – Süleyman Volkan Gün’ün Çevirisiyle: Tigana 5

Bu sıradan kötü kokulu delik bile tamamen doluydu. Astibar, yarın başlayacak olan Şaraplar Festivali için taşma noktasında hınca hınç doluydu. Devin’in bildiği kadarıyla, hasat Certando haricinde her yerde iyi olmuştu ve astin ve chiarosları olan ve onları harcamak haleti ruhiyesinde olan pek çok insan vardı. Kuş’ta da elbette boş masa yoktu. Devin kendisini koyu, oyulmuş ahşabın siyah duvarla birleştiği bir köşeye sıkıştırdı, alışılmamış derecede sulandırılmadığına kanaat getirdiği şarabından makul bir […]

Devamını Oku »