“Yığınların üstünde gezinen tavşanları gördü. Kelebeklerle barış yapmışlardı. Kelebekler Güneş ışığından aydınlıklar sunarken tavşanlar da sevimli varlıklarını melankoliye borçlu olamayacaklarını anlatıyorlardı. Yığınların üzerinde tavşan sürüleri vardı. Oynaşıyordu tavşanlar, kelebeklerle beraber. Sonra sevimli tavşanların karnı acıktı. Dişleri sivrildi. Ağızlarını hırsla gömdükleri ayaklarının altındaki yığınlar leşe dönüştü. İrinli ve kaba etleri iştahla parçalarken yüzleri kana bulanmıştı. Gözleri irileşmiş, gökyüzü kararmıştı. Sabırsızca soluyor, burunlarını titretiyorlardı. Kelebekler uçuştu, mükemmel kanatlarının altına gizlenmiş ürkütücü gövdeleri göründü. Gökyüzü karardı, artık hiçbir […]
Devamını Oku »
