Dünya Kupası Geliyor: Dünya Kupası Afişleri Eşliği’nde Yüzyıllık Macera – 1

Bunu Paylaşın

Yarın A Milli Futbol Takımımız, Dünya Kupası elemeleri playoff ilk tur maçında Romanya karşısına çıkarken, biz de dünyanın en önemli spor organizasyonu olma yolunda Olimpiyatlarla çekişen FIFA Dünya Kupası‘na dair bir görsel galeri serisi hazırlamaya karar verdik. Böylece sadece o kupaları hatırlamakla kalmayacağız o dönemlere de gideceğiz.

Evet konumuz Dünya Kupası afişleri olacak ve bugün, kupanın fikir babası Jules Rimet‘in adını taşıyan ilk dokuz kupanın afişlerini sergileyeceğiz. Kural olarak üç kez kupayı kazanan bir milli takım çıkana kadar kullanılacak olan bu kupa, 1958, 1962 ve 1970 yıllarında Brezilya’nın ilgili şartı sağlaması sebebiyle 1974’de yerini, bugün bildiğimiz Dünya Kupasına bırakacaktır.

1- 1930 Dünya Kupası – Ev Sahibi: Uruguay, Kazanan: Uruguay

Birinci Dünya Savaşı sonrası Art Deco‘nun klasik bir temsili olan afiş, sanatçı Guillermo Laborde‘nin yeni modernist sadeliği ile savaş sonrası bir ümidi yansıtıyordu. Tıpkı kupanın kendisi gibi… Güney Amerika’nın bu küçük ülkesinde masraflara katılabilen sadece 13 ülkenin katıldığı bu kupa belki de birer aylık bir iki büyülü okyanus yolculuğu idi.

2- 1934 Dünya Kupası – Ev Sahibi: İtalya, Kazanan: İtalya

Gino Boccasile‘nin eseri ise maalesef dünyanın girdiği farklı bir yolu göstermektedir. İtalyan fütürizminin etkisindeki bu savaşçı duruş, bir önceki dünya kupasının geometrik kalecisini, şut çeken ve göğsünde İtalyan arması olan atak bir erkeğe çevirmiştir. Yeni insan sahaya inmiş, Duce‘nin takımı efsanevi teknik direktör Vittorio Pozzo önderliğinde -belki de maalesef- kupaya da uzanmıştır.

3- 1938 Dünya Kupası – Ev Sahibi: Fransa, Kazanan: İtalya

Fransız sanatının aslında çok da tarzı olmayan mesajını, afişi adeta bir heykele çeviriyor bir başka deyişle bir anıt ortaya koyuyordu. Yazılar hala Art Deco olsa da, afiş sert bir tutum ama güçlü bir evrensellik mesajı veriyordu. Eski dünya, dağ gibi duran Fransa tarafından hareketli İtalya’ya karşı korunmaya hazırdı ve dünya futbolla ya da anıtsal bir duruşla ama mutlaka bir şekilde birleşmeliydi. Ancak bir sene sonraki savaş durduramayacak ve Fransa ayakta duramayacaktır. Yine Fransız futbolcu Just Fontaine‘in 13 gollü gol krallığını kırılamayan bir rekor olarak anmak yerinde olur.

4- 1950 Dünya Kupası – Ev Sahibi: Brezilya, Kazanan: Uruguay

Yuvarlak hatlı, neşeli, eğlenceli ve bir amaç etrafında toplanmış bu samba afişi, her ne kadar finalde Uruguay’a kaybeden Brezilya’yı sekiz senelik bir futbol yasına soksa da -konu ülke için gerçekten travmatik bir deneyimdir- savaş sonrası yeniden birleşen barışçıl dünyayı olabilecek en neşeli ve yumuşak şekilde anlatır. Tıpkı ilk defa güneşin doğal ve canlı gerçekçiliği ile topa ışık tuttuğu gibi… Afiş artık bir grafik tasarım değil bir resim ve 1938’den farklı olarak futbolcunun ayağı bir siyasi simge değil sadece bir futbolcunun ayağı…

5- 1954 Dünya Kupası – Ev Sahibi: İsviçre, Kazanan: Batı Almanya

Bir başka deyişle Federal Almanya… Gruplarda 8-3 yenildiği Puskas‘lı Macaristan’ı 2-0’dan gelerek 3-2 yenen Almanya’nın uluslararası topluma yeniden kabulünü ilan eden turnuvanın afişi ise bir ana odaklanıyor; Gole! Kalecinin bir kedi gibi konsantre olduğu ancak neredeyse afişten çıkacak topun filelerle buluşma anına… O kadar, ki izleyici neredeyse topun içinde döndüğü filenin sesini duyuyor! Futbol artık sadece futbol; ne bir savaş mesajı ne de barış. Grafik de sadece bir mesaj anlamı taşımak zorunda değil…

6- 1958 Dünya Kupası – Ev Sahibi: İsveç, Kazanan: Brezilya

İsveç minimalizminin net ifadesi, IKEA‘nın ayak seslerini gözlemlediğimiz, topun gölgesindeki futbolcu afişi ne kadar soğuk ve oyunun oyuncudan önemli olduğunu vurgular olsa da, Sambacılar efsanesinin doğuşu da o kadar sıcak ve afişe tezattı. On yedi yaşındaki bir çocuk olan Pele‘nin gölgelere sığmayan performansıyla şenlenen kupa, Brezilya’ya hem de beş gollü bir zaferle gidiyordu.

7- 1962 Dünya Kupası – Ev Sahibi: Şili, Kazanan: Brezilya

Şili 1962, gerek yıl gerekse de ülke olarak bu beklenmedik yükü kaldıran ülkeye öncelikle şapka çıkartmak gerektiğini ifade ederek başlamak yerinde olacaktır. Futbol ve dünyayı birbirinin yörüngesinde gösteren bu sembolik kompozisyon, mavi ve kahverenginin uyumu ile yer yer bilim kurguya da göz kırpıyordu. Şahsi favorim olan afişe dair, yazı tipinin İsviçre Ekolü olarak bilinen ekole yakınlığını ve Şili’nin kırmızısı ile kendisini belli etmesine de bir şerh düşeceğiz.

8- 1966 Dünya Kupası – Ev Sahibi: İngiltere, Kazanan: İngiltere

İşte ilk modern afişle karşınızdayız. Willie yani İngiliz aslanı maskot olarak afişte yerini alırken savaş tehlikesi olmayan bir ev sahibi vurgusunu ve kupanın marka değerini vurguluyor. Artık 60’ların ortasındayız ve ciddiyet yerini pop arta bırakıyor. Futbol evine dönüyor ve İngiliz aslanı bu kupayı almadan durmayacak. Afiş bundan sonraki neredeyse tüm dünya kupası afişlerini etkilemiştir. Oyun ve oyuncu, marka ve ev sahibinin gölgesinde artık…

9- 1970 Dünya Kupası – Ev Sahibi: Meksika, Kazanan: Brezilya

Artık televizyonlar renkli ve bir afiş farklı renklerdeki birçok versiyona sahip. Ayrıca bir Op Art klasiği ile karşı karşıyayız, yani şaşı bak şaşır optik grafiği ile. Gerek topu oluşturan çizgiler gerekse de çizgilerden oluşan Mexico 70 yazısı bir ilüzyondur. Sadece bir top hem de TV’de iyi görünen Telstar topu; saf futbol Meksika pembesinde, çok Meksikalı, çok devrimsel, belki de çok Viva Zapata

Ancak şimdilik biz bu devrimi durduruyor, yarın iyi bir sonuçla playoff finaline çıkma umuduyla Ay Yıldızlı Onbir‘e başarılar dileyerek huzurunuzdan ayrılıyoruz. Hoşça kalın.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 0 / 5. Oylama sayısı: 0

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir