İnsanın kendi yüreğiyle olan çatışmasıyla ilgili metinler yazıyorum. Herhangi bir mesaj verme isteği ya da anlaşılma kaygısı taşımıyorum. Neo-noir ve yeraltını kasvetle harmanlayıp durmadan üretiyorum. Öykülerim Lagari Fanzin, bilimkurgukulübü, YBKY Dergi, Esrarengiz Hikâyeler, Kayıp Rıhtım gibi mecralarda yayınlandı. Sevdiğim bir yazarın dediği gibi; dersimiz kasvet, konumuz Ankara, alkol 215 promil, vaziyet bombok…
polikromhatiralar.blogspot.com
II Ertesi gün köy kahvesinde Neşet Ertaş çalıyor. Bilmem neden böyle soldun diyor üstat. Köşeye bir yere çekilip şöyle bir bakıyorum içeriye. Ahşap masalara dizilmiş dertli, efkârlı köylüler. Ufak sehpalar üstünde geçen senelerden kalma Posta sayıları, suntalara serili pötikare masa örtüleri. Zift gibi demli çaylar dağıtılıyor. Duvarlar Allah’ın kelâmıyla dolu. Farklı ajandaları var herkesin ama aynı temada muhabbetler dönüyor. Kaç para olacakmış bu kışın pancar? Kimin tarlasında çalışılacak, mevsimlik işçiler ne zaman gelip gidecekmiş? Çok […]
Devamını Oku »
GİRİŞ Hava kararmaya yakın ışıklar yanıyor, vagonun içinden sesler geliyor, birileri yürüyor. Buzlu camın ardında gölgeler. Telaşlı telaşlı dolanan kompartıman görevlisi. İki çocuk koşuyor. Kısık gülüşmeler. Donmuş, çelik raylar üzerinde gürültülü yolculuk. Tren camının ardında ise koskoca bir grilik var. Donmuş toprak kim bilir altında neler saklıyor. Hava çoktandır kapalı. Herkesin üstüne derin bir sessizlik çökmüş. Zaten köylerde çok konuşulmaz. Çok uzakta görünüyor Irmak İstasyonu. Kuzeyden gelen hattı ikiye ayırıp köyü arkasına alıyor. Yıllar sonra […]
Devamını Oku »