Adam, apoletleri sökülmüş üniforması ile metalik bir masanın başındaki metalik sandalyede oturuyordu. Masanın yüzeyinden yansıyan lacivert rengin güzelliği, her ne kadar onu meşgul etse de, üniformasından sökülmüş altın düğmelerden kalan boşluklar bu manzarayı onun için alışılmışın dışında kılıyordu. Ama sadece o kadar… Artık bir değeri yoktu bunların. O bunları düşünürken, içeriye düzgün kesilmiş saçları ayrı, lacivert üniformasının üzerindeki altın apoletleri ve düğmeleri ayrı parlayan bir başka adam girdi. Bu adam bir “Koruyucu”ydu. Masayı sarmalayan dört […]
Devamını Oku »
