Bugün gerçekten de uçuk ancak vibe açısından birbirini tamamlayan iki harika karaktere dair bir deneme hazırladık sizler için; Turist Ömer ve Deadpool. Birbirinden, en azından organik anlamda herhangi bir şekilde etkilenmeyen bu iki karakterden birinin sonradan ve istenmeyen şekilde süper güçlere sahip olan bir öteki, diğerinin ise sıradan bir insan olsa da bu dünyada bir “turist” olan bir öteki olmasının enteresan bir şekilde mizahta ifadesini bulan trajedilerine dair sözlerimize, iki karakterin tarihçelerini kısaca anlatarak başlayalım.
Turist Ömer, ilk olarak 1963 yılında, yönetmen Hulki Saner‘in “Helal Olsun Ali Abi” filminde karşımıza çıkar. Ali karakterini canlandıran Ayhan Işık‘ın yancısı oalrak tanımlanabilecek bu küçük rolde karakter ve Sadri Alışık, izleyiciden büyük bir beğeni alınca, karakterin başrolde olduğu bir film yapılmasına karar verilir.
Çeşitli ilham kaynaklarından geliştirilen karakterin son ilhamı Sadri Alışık’ın bir dolmuşta yaşadığı olay olur. Dilerseniz olayı veya bu “olay karakteri” Sadri Alışık’ın kendisinden dinleyelim.
Böylece, bizim bildiğimiz anlamda Turist Ömer karakteri doğmuş olur. Karakter, 1964’den 1973’e kadar on sene boyunca kimi zaman da konuk oyuncu olarak boy gösterdiği dokuz filmle Yeşilçam‘ın unutulmazları arasında yerini alır.
Serinin özellikle ilk filmi olan Turist Ömer (1964), Turist Ömer Yamyamlar Arasında (1970), Turist Ömer Boğa Güreşçisi (1971) ve tartışmasız serinin en popüler filmi Turist Ömer Uzay Yolunda (1973) zamanın sınavını başarıyla veren yapımlar olarak izleyicinin hafızasında silinmez bir yer kazanır.
Turist Ömer ve aktör Sadri Alışık’ın maceralarının modern dönem Türk komedisine yansımalarını özellikle milenyumun iki başat isminde de görmek mümkündür. Cem Yılmaz‘ın Arif karakterindeki etkilerinden, stand up showlarına kadar farklı şekillerde andığı karakter, Arif ve 216‘da direkt bir konu ve karakter olarak kendini gösterecektir.
Daha az dikkat çeken iki örnek de Şahan Gökbakar‘dan gelecektir. Recep İvedik serinin ilk filminde kayıp bir cüzdan bularak macerasına başlayan karakterin bu başlangıç noktası Turist Ömer Boğa Güreşçisi‘nin motivasyonuyla aynıdır. Keza serinin altıncı filmi Kenya’daki macerası ile tıpa tıp değilse de önemli ölçüde Turist Ömer Yamyamlar Arasında‘nın manevi mirasına bir saygı duruşudur.

Turist Ömer karakterinin adını yazımızın başında da geçirmiştik. Gerçekten de bu bitirim ve oldukça da zeki karakter, hayata karşı neredeyse ilgisiz ama aynı ölçüde yaşamayı seven, akıllı ama kurnazlıktan uzak, kadınlarla ilişkisinde daimi flörtöz ancak bağımsızlığını tehdit edebilecek yakınlığa hiç varmayan bir rotada yaşamaktadır. Son derece erotik öykülerin ve manzaraların karşısında “evladım” tanımı ile mesafesini koyan karakter, radyodaki bir futbol maçını sokaklarda kendisi de oynarken dayak yiyecek kadar kendini kaybedebilmekte, kavgadan kesinlikle kaçmamakta, kaçtığında da bunu takmamaktadır.
Konumuzun bir diğer öğesi Deadpool olduğu için rahatlıkla İngilizce de ifade edilebilir ki Turist Ömer “Larger than life” bir karakterdir. Gönüllü sürünür, hayatı doyasıya yaşar. Bir tür mutlu Bukowski de denilebilir kendisi için. Bu tarz karakterlerin ana sorunu olan – ve Deadpool ile en net benzerlikleri de olan- sorumsuzluk ise, kimsenin başını yakmamayı bilinçli olarak seçen bu karaktere sadece sevimlilik katmamakta aslında izleyici biraz da üzmektedir, buraya döneceğiz.
Gelelim Deadpool’a, 1990’da Marvel X-Men evreninde hayat bulan karakter, aslında yayınevinin ezeli rakibi DC Comics‘in karakteri Deathstroke yani eski bir asker olan Slade Joseph Wilson’un parodisi olarak tasarlanmıştır.
Gerçekten de Wade Wilson yani Deadpool, Deadstroke’un neredeyse tüm özelliklerini aynıyla taşıyor olmakla kalmıyordu aynı zamanda isimleri bile net bir intihali ama bilinçli bir intihali işaret ediyordu. Fakat bir farkla;
Deadstroke düpedüz kötü iken Deadpool sakalamaya çalışsa da aslında oldukça iyi bir karakterdi. Üstüne üstlük zaten de bir parodi olarak tasarlandığı için ortaya çıkan sonuç, sadece son derece eğlenceli, kıvrak zekalı ve sarkastik bir kahraman değil, bilinçli olarak yaptığı kötülüklerin veya umursamazlığın bir kurgu karakteri olması ile ilgili olduğunu izleyiciye ifade eden, bir başka deyişle dördüncü duvarı net şekilde yıkan bir anti kahraman oldu. Karakter doğası gereği hiçbir şeyi ciddiye alamıyordu ve okuyucular buna bayıldılar.
Ancak Deadpool sadece bu ilginç doğadan veya yok edilemezlik boyutundaki iyileşme gücünden ibaret değildi. Dövüş stili geleneksel bir silah olan iki katanayı mükemmel kullanmakla, mertliği bozan iki pistolün ortaklığında tasarlanmıştı ve karakterin ne zaman onurla ne zaman hileyle dövüşeceğine dair kararın anlık duygu durumundan kaynaklanıyor oluşu, onun gri anti kahraman sıfatını perçinliyordu.
Üstelik, katana kullanımındaki beceri ve hız büyüleyiciydi. Çünkü karakter efsane bir G.I.Joe karakterinden de esinlenmişti; Snake Eyes. Bununla birlikte Snake Eyes’ın onur duygusuna sahip ve dingin kişiliği ile Deadpool’un bunların tam tersi kişiliği düşünüldüğünde, karakterin doğasının ne kadar sarkastik olduğu bir kez daha görülebiliyordu. Dilerseniz 2009 yapımı X-Men Origins‘e uzanalım ve son iki paragrafı, kelimelerden daha iyi temsil eden bir sahne izleyelim.
Evet, sadece fiziksel anlamda moleküler yapısı sürekli yenilenmeyen, nöronları da aynı hızla yenilenen bir karakter olan eski asker Wade Wilson/ Deadpool’un kendi adını taşıyan hikayesi ise 2016 yılında aktör Ryan Reynolds‘un yorumuyla beyazperdeye taşındı. Daha sonra 2018’de Deadpool 2 ve 2024’de gelen Deadpool & Wolverine ile de franchise statüsünü sağlamlaştırdı.
Larger than Life dediğimiz bu iki karakterin benzer ve yakınlıklarını madde madde karşılaştırmayacaksak da – ki tanıtımları sırasında aslında bunlardan önemli ölçüde bahsetmiş de olduk- birkaç noktadaki keyifli ve bir noktadaki üzücü bazı başlıklara değineceğiz.
Öncelikle Deadpool bir genetik deney ürünü olabilir ancak Turist Ömer’in de Turist Ömer Yamyamlar Arasında (1970) filminde maymun sütü içip kafası -ve şapkası…- dışında maymuna dönüştüğünü bilmek sizleri neşelendirebilir.
Veya Deadpool’un Colossus ile olan ilişkisini -bir tür sensei/çekirge ilişkisi- Turist Ömer Boğa Güreşçisi (1971) filminde Turist Ömer -ya da filmdeki sahte kimliği ile büyük matador El Cordobeslerin Beşincisi- ile şarkıcı Rodrigez (Erol Büyükburç) arasında görmemek imkansızdır. İkisinde de net bir şımarık küçük kardeş havası vardır.
Deadpool boyutlar arasında mı dolaşıyor?… Ziyanı yoktur, Turist Ömer de galakside dolaşmaktadır. 1973 yılı yapımı Turist Ömer Uzay Yolunda‘da, karakter, dizinin orijinal senaryosunun tıpa tıp aynısı bir öyküye – ve her yönüyle aynı düzeyde bir yapım kalitesine…- günah keçisi olarak ışınlandığında macerasını uzaya taşımakla kalmaz, tıpkı Deadpool’un tüm çevresine yaşattığı gibi müthiş eğlenceli ve ofansif mizahla süslenmiş bir sorun olarak çevresini tabiri caizse zehirlemeyi başarır.
O kadar ki, “kabakulak” olarak seslendiği Mr.Spock tarafından canavar vasfına sahip bir yaratık olarak tanımlanır. Bununla birlikte Mister Turist‘in cevabı gecikmez; “Yok Canavar Vasfi vardı, arkadan vurdular, çok delikanlı adamdı, anadın mı?!”
İki karakterin de temelde hiçbir yere varmayan ve zaten varmaması da planlanan flörtözlükleri bile benzer birbirine. Ancak burada önemli bir farklılığın da altını çizmek gerekir; Wade Wilson aşıktır ve göstermemeye çalışsa da bir sorumluluk duygusuna sahiptir. Turist ise… Adı üstünde bir turisttir o, bilemeyiz ama sezebiliriz…
Bununla birlikte işin üzücü kısmı aslında iki karakterin organik olmayan benzerliklerinin de kaynağıdır. Her iki karakter de birer öteki ve birer uyumsuzdur. 1960’lar ve 70’lerin ortasına kadar izleyeicin karşısına çıkmış ve tam manasıyla bir komedi karakteri olarak tasarlanmış Turist Ömer’in bu tarz bir derinlik taşıyıp taşımadığını bilemesek de Deadpool örneğinde gördüğümüz, derindeki hassaslık ve acı, kameralar kapandığında kendini gösteriyor olmalıdır. Deadpool aşıktır ve evrenini kurtarmak için bir yolculuğa çıkmaktan geri kalmaz. Burada karakter tanımı nettir. En azından manik v edeprsefi olarak ayrılabilecek iki faza sahip bir karakterdir Deadpool.
Peki Turist’de buna dair bir ışık göremez miyiz? Belki görmek istediğimizden, belki de zaten satır aralarındaki mesajlardan bir şey görürüz gerçekten de. Kimsenin sorumluluğunu almayan bir adam görürüz, ancak kimseye de yaklaşmayan bir adamdır bu, narayla başlayan bir bir şarkı duyarız; “Turist Ömer derler benim adıma…” der kahraman orada ve bir selam verir. Herkesten farklı bir selamdır bu, adeta şöyle diyen bir selam:
“Olamıyorum sizler gibi sizin düzeninizde, ancak seviyorum ve sayıyorum sizi kendimce, hadi kalın hepiniz sağlıcakla.“
Evet, böylece biz de bir başka uçuk denememizin sonuna geldik, sağlıcakla kalın efendim. Tekrar görüşmek dileğiyle.
İlginizi Çekebilir
2022 Vedası 3 ve Final- Avatar: The Way of Wa...
Assassin's Creed Shadows'dan Shogun'a... Bir ...
Değişen Jenerasyonlar ve Planlı Şekilde İlerl...

Merhaba, ben Murat B.Sarı. Eğer sitemizi ilk döneminde takip ettiyseniz beni “Yarıaydın” olarak hatırlayabilirsiniz. Aslında bu rumuz hakkımda oldukça açıklayıcı denilebilir. Yani şu evrendeki bilginin ne kadarına hakim olabilir ki insan? Günümüz dünyasında “T” insan olmak makbul ve ben uzmanlığımın sanata dair herşey hakkında olmasını yeğliyorum. Umarım bunu birlikte başarırız. Yeni maceralarda görüşmek dileğiyle…





