Beş Benzemez, Tek Ruh veya Kendimizi Sevelim: Thunderbolts*

Bunu Paylaşın

Thunderbolts*, filmin başlığının sonundaki”*” ile bile dikkat çeken yapıma dair incelememize başlamadan önce spoiler/sürprizbozan uyarımızı yapalım ve kendimize dair bir gelenek olarak fragmanı izleyelim.

Fragmanın bilinçli olarak verdiği duygusal havanın filme büyük oranda yansımadığını ve comic relief anlarının baskın olduğu bir yapımla karşı karşıya olduğumuzu belirterek başlayacağımız incelememizi yapımın ana teması ile devam ettirelim.

Marvel fazlarının beşincisinin final yapımı olan Thunderbolts*, birer kahraman olmak için yetiştirilmiş hatta geliştirilmiş -ve bu geliştirmenin trajik yanlarının çok ağır bastığı- beş karakter ve onlara eklenecek ama kendisinden habersiz en özel bir altıncısının psikolojik hikayesi olarak kurgulanmış. Çünkü yapım her şeyiyle bir insan filmi…

Bu sahnenin finali herkes için eğlenceliydi…

Dolayısıyla yapımın en incelenmeye değer kısmı karakterler ve oyunculukları. Filmin süper yıldız, Yelena rolündeki Florence Pugh. Marvel evreninden daha önce tanıdığımız karakterin trajedisisi her ne kadar yoğun olsa ve filmin ana açmazının anahtarı olarak tasarlansa da, belki bu rol ve evren Pugh’a bir boy küçük geldiği için bu trajediyi oyuncuda pek yaşayamıyoruz. İzlediğimiz Yelena, ne olursa olsun çok güçlü bir karakter ve yapım başarıyı psikolojik zayıflıkların etrafında döndürdüğü için filmin içine girmeyi zorlaştırıyor. Ancak yapımın bu durumu dengeleyen bir ana, bir de beklenmedik iki öğesi var.

Grubun diğer üyelerinden Ava ise (Hannah John-Kamen) bu dengede bu sefer biraz daha trajedi ve zayıflığa kaçıyor. Bir başka deyişle Yelena kadar vurdumduymaz olacak alanı varken daha hassas davranıyor. Laboratuvarda geliştirilen karakter yine de affedilebilir. Alexei Shostakov/Red Guardian ise maalesef Sovyet klişelerinin pek de dışına çıkamıyor. Karakteri canlandıran David Harbour’un yapabileceği de bir şey yok çünkü karakterin alanı çok dar. Yine de soğuk savaşın devam ettiği yıllarda çizgi roman okuyan biri olarak o fanzinlerdeki bir Sovyet süper kahramanını beyazperdede seyretmenin kişisel olarak keyifli olduğunu söyleyebilirim, tabi kendisine on kez, filmin ana teması olan içimizdeki ışık ve karanlıktan bahsettirilmese daha iyi olurdu şerhini düşerek.

Her şey işte böyle başladı.

Winter Soldier/Bucky karakteri, politikaya da atılan ve son derece ideal bir şahsiyet olarak bu kaybedenler takımında gerek karakter gerek aktör olarak biraz sırıtmış. Sebastian Stan‘in alışık olduğu karakter, bir tür Kaptan Amerika varyasyonu olduğu için başarısızlıktan bahsetmek zor ancak özellikle Valentina Allegra De Fontaine -karakterin soyadı “de” bağlacına kadar önemli!- karakterini adalete teslim etmek için kontak kurduğu Mel ile paylaştıkları sekanslar, her iki oyuncu ve karakter açısından da yetersiz. Valentina rolündeki veteran oyuncu Julia Louis Dreyfus işini başarıyla yapmış ancak karakteri plastik ve tek yönlü olduğu için özellikle bir yorum yapmak pek mümkün değil.

Yapımın kendi içinde dengeleyicileri olduğundan bahsetmiştik. Planlı olan karakter Bob yani aynı zamanda Sentry ve Void, zaten neredeyse ilahi güçlere sahip ve kişilik bölünmesi olan bir varlık olarak oyuncu Lewis Pullman‘a büyük bir hareket sahası sunuyor. Lewis Pullman da olağanüstü bir oyuncu, en azından saklı potansiyeli hissettirmek konusunda…

Sinemaseverler kendisini, yine Bob -Robert’ın kısaltması olan isim, ciddiye alınmayan ve saygı uyandırmayan bir tınıya sahip- rolünde başta dalga geçilen fakat sonra mükemmel bir yardımcı pilot olduğu anlaşılan Top Gun: Maverick filminden de hatırlayabilir. Hatta dilerseniz kendisini isim vererek övdüğümüz incelememize de göz atabilirsiniz. Sentry ve Void arasında gösterdiği fark kayda değer olan oyuncu, özellikle ama, Bob rolünde başarılı. Bu arada belirtelim ki, dünyayı her şeyden korumak için tasarlanan karaktere verilen sentry/nöbetçi ismi, güzel seçilmiş.

Sentry; olağanüstü güçlü ve kendi boyalı saçları ile dalga geçecek kadar da doğal.

Beklenmedik öğe ise Wyatt Russell‘ın canlandırdığı başarısız Kaptan Amerika denemesi John Walker oluyor. Bu cesur, tecrübeli ve tam manasıyla bir asker olup yaşadığı başarısızlıkla sadece ünvanını değil ailesini de kaybeden karakter, özellikle bombanın etkileri sahnesinde saygı duyulmadığını ama saygı duyulması gerektiğini hissettirdiği öfkeli sahnesinde ve ailesinin onu terkettiği öğrenildiğinde verdiği doğal tepkisiyle denilebilir ki, üç boyutlu bir karakter olmayı doğal olarak başaran neredeyse tek öğe oluyor yapımda. Sentry’nin ona “hediye ettiği”, Taco‘ya dönüşmüş kalkanı ile de aslında metaforik olarak kendi yolunu çizmiş oluyor.

Bu arada biz her ne kadar hepsini tek tek yazmasak da tüm karakterlerin isim ve soyadlarına sahip olduğunu ve yapımın özenli bir şekilde bir insan kahramanlar kulübünü vurguladığını da belirtmemiz gerekir.

Karakter ve oyunculuklardan bahsettikten sonra tretmanı bir cümle ile özetlemek gerekirse tüm karakterlerin trajedilerinden doğan yeni bir kolektif doğuş hikayesi denilebilir Thunderbolts* için. Doğan şey ise yeni Avengers’tır ki bu doğumun habercisi de birazdan değineceğimiz üzere “*” olarak kendini gösterir. Bu doğuşu simgeleyen film bazlı gösterimin de Yelena ve Bob’un trajedlerinin birleşmesi ve birbirlerine destek olup, en önemlisi de, oldukları halleriyle destek olup, içlerindeki boşluğu veya karanlığı arkalarında bırakmaları olduğunu söyleyebiliriz.

Comic relief’i bol, patlama çatlama diye tabir edebileceğimiz sekanslarının son derece sınırlı, light olarak da geçse kişinin kendini sevmesi ve kendi ile barışıp yeniden başlaması mesajını veren filmin keyifli ve hoş bir izlemelik olduğundan bahsedebiliriz.

Post credit sahnesinin boyutlararası gemisiyle atmosfere giren Fantastik Dörtlü‘yü içerdiğini belirterek Marvel sinematik dünyası MCU‘nun da altıncı fazını başlattığını söylemekte de fayda var. Buradan da başa dönerek “*” işaretini tam olarak açıklayalım. Kısaca ama kesin olarak “Yeni Avengers” doğana kadar éYeni Avengers” demek “Thunderbolts*”

Farklı yapımlarda tekrar görüşmek dileğiyle.

*, Henüz hazır değiller…

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 0 / 5. Oylama sayısı: 0

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir