kelimelerin gucu, kısa hikaye, fantastik, bilim kurgu, sinema, oyun, short story, fantasy, sci-fi, cinema, game, kurgusal.net
Aynı anda iki pehlivanla güreş tutacak kadar şahbaz, çaldığı kılıçla bir merkebi ortadan ikiye bölecek kadar pazısına kuvvetli, bir ok menzilindeki kargayı attığı mızrakla vuracak kadar şahin gözlü, iki yüz okkalık bir gürzü sallayacak kadar bileğine kuvvetli, âlemin sığınağı, Yaradanın gölgesi, sadece Müslümanların değil reaya ve keferenin de velinimeti olan padişah efendimiz; siyaset oduyla yanıp piştikten, yeniçeri ve sipahi ağalarıyla valide sultanın vesayetinden sıyrıldıktan ve açıklara sürüklenen devlet gemisinin dümenini eline aldıktan sonra kesilecek çokça […]
Devamını Oku »
“Kayıt alıyor mu bu cihaz? Merhabalar, bu kaydı bulabilecek potansiyel kişiler için, ismim Semra Asiedri M’alek. Malekoğulları soyundan gelme bir insan-Nerulu meleziyim. Yeni Valkyrie Teşkilatı’nın 16-IV-0045 numaralı üyesiyim, görev birimim 501’inci Kaşif Valkyrie Birliği. Dış halkadaki gezegenlerden biri olan Carssonia’nın yörüngesinde arızalanan bu gördüğünüz gemiyle, gezegene mecburi iniş yapmış bulunmaktayım. Buranın, resmi Valkyrie tarihine göre ilk liderlerimiz Mira ve Amelia’nın görüldüğü son yer olduğu söyleniyor, ancak bu konu uzun süredir tartışmalıydı. Size sunduğum belgeler, bu […]
Devamını Oku »
İlk ne zaman başladı bu kabuslar, inanın bilmiyorum doktor hanım. Bir gece uyudum, beklenmedik bir şekilde bu kabuslardan ilkini gördüm ve her şey o andan itibaren aşağıya inmeye başladı. Sanırım o kadar uzun süredir görüyorum ki bu kabusları, uykum artık bölünmüyor bile. Sadece her uyandığımda, bütün gün o kabusun bana gösterdiği gibi görüyorum dünyayı. Nasıl mı anlıyorum doktor hanım? Basit, hiçbir günüm aynı görünmüyor gözüme. Evimdeki eşyalar, aynadaki görüntüm, ağaçlar, kuşlar, insanlar, hiçbiri bir önceki […]
Devamını Oku »
Mişna’da bir terzinin Sebt gününde alacakaranlık çöktükten sonra elinde iğneyle sokağa çıkmaması gerektiği söylenir – Borges El Zahir Çölde miydim, gece miydi, ölmüş müydüm. Gözlerimi acı bir parlaklık alıyor. Güneşin kızarttığı kafamdan dumanlar ve et kokuları yükseliyor. Su kaynatmışım. Motoru yakmışım. Bujilerimden ses geliyor. Egzozum patlamış, ciğerlerim karbondioksit dolu. Hırlıyorum, öksürüyorum. Sileceklerim kırılmış, gözümden oluk oluk yaşlar akıyor. Kaput desen içeri göçmüş. İmkânı yok düzelmez bu iskelet. Zaten kaburga kemik sayım bile uğursuz. 13 çift. […]
Devamını Oku »
Her zaman ki yağmurlu ve kapalı havalardan birinde tırını kenara park etti. Bara girene kadar geçen sürede fırtınanın etkisiyle havalanan eski, deri ceketine inat purosunu içmeye de yürümeye de devam etti. Hemen barda yalnız takılan adamlardan birinin yanına gitti. Bira istedi. Kafaya dikerken yanındaki adamı pis pis süzdü. Adam rahatsız olmuştu. Yandaki iskemleye geçti. O da yanına gitti. Pes etmeye niyeti yoktu. Bunun üzerine diğer adam ürkek ürkek bir şeyler söylemeye hazırlanırcasına boğazını temizledi ve […]
Devamını Oku »
ÖNSÖZ “Dal” ya da “dala” kelimelerinin “sallamak” manasına geldiğini savunan kimselerce dalkavuk tabirinin kavuk sallayan, yani her şeye kafa sallayıp evet diyen anlamına geldiği iddia edilse de işin aslı farklıdır. “Dal” kelimesi aynı zamanda “yalın, çıplak” da demektir. Nitekim daltaban yalın ayak anlamına gelirken, evde sadece bir donla dolaşan erkek çocuklarına analarımızın “Yavrum kaç defa söylüyorum, evin içinde daltaşak dolaşma!” şeklindeki uyarılarında geçen daltaşak da çıplaklık anlamına gelmektedir. Osmanlı erkekleri Tanzimat’tan önce, başlarına ya […]
Devamını Oku »