kelimelerin gucu, kısa hikaye, fantastik, bilim kurgu, sinema, oyun, short story, fantasy, sci-fi, cinema, game, kurgusal.net
Yüzüklerin Efendisi‘nin Amazon’da yayınlanacak dizisi yaklaşıyor. Biz de hazırlanıyoruz. Bugün sizlerle, başlıktan da anlaşılacağı üzere, fantastik edebiyatın simge eseri Yüzüklerin Efendisi serisinin sinemaya aktarılmamış veya isimsiz olarak aktarılmış önemli, ve bir o kadar da etkileyici karakterlerini paylaşmak istedik. Tıpkı seri gibi, biz de kronolojik olarak gideceğiz ve karakterleri kitap kitap değerlendireceğiz. Edebiyata saygı olarak yapmak zorunda olduğumuza inandığımız bu çalışmada yer yer eleştirel bir tavır takınacak olsak da, temelde Peter Jackson’un çabasını yeterli ve tatmin […]
Devamını Oku »
Uyandı, ancak nerede uyandığını anlayamadı ilk başta. Her şey ona fazlasıyla yabancı gelmişti, uyandığı yatak bile. Fakat ilginç bir şekilde, daha önceki günlerde nerede uyandığını, evinin neresi olduğunu hatırlayamıyordu. Gerçi hatırlayamadığı pek çok şey vardı aslında. Örneğin yüzünün nasıl olduğunu hatırlayamıyordu. Yataktan kalkıp aynaya doğru gitti ve karşısındaki yansımayı dikkatle inceledi. Yuvarlak hatlı, mükemmel bir yüzdü. Gerçekten mükemmeldi, herhangi bir eksiği, gediği, farklılığı yoktu diğer yüzlerden. Beyaz tenli, sarı saçlı, mavi gözlü bir adamı düşündüğünüzde […]
Devamını Oku »
“Yığınların üstünde gezinen tavşanları gördü. Kelebeklerle barış yapmışlardı. Kelebekler Güneş ışığından aydınlıklar sunarken tavşanlar da sevimli varlıklarını melankoliye borçlu olamayacaklarını anlatıyorlardı. Yığınların üzerinde tavşan sürüleri vardı. Oynaşıyordu tavşanlar, kelebeklerle beraber. Sonra sevimli tavşanların karnı acıktı. Dişleri sivrildi. Ağızlarını hırsla gömdükleri ayaklarının altındaki yığınlar leşe dönüştü. İrinli ve kaba etleri iştahla parçalarken yüzleri kana bulanmıştı. Gözleri irileşmiş, gökyüzü kararmıştı. Sabırsızca soluyor, burunlarını titretiyorlardı. Kelebekler uçuştu, mükemmel kanatlarının altına gizlenmiş ürkütücü gövdeleri göründü. Gökyüzü karardı, artık hiçbir […]
Devamını Oku »
Son zamanlarda işsizlerin, yolsuzların, çulsuzların, hastaların, sahipsizler ve kimsesizlerin, loto oynayanların, piyango bileti alanların, kısmet arayanların, sınava gireceklerin, kolay doğum yapmak isteyen hamilelerin, tuttuğu takımın şampiyon olmasını arzu edenlerin, kellerin, ev ve araba sahibi olmak isteyenlerin, evde kalmış kızların, evliliği kötü gidenlerin, yola çıkanların, iflas edenlerin, çocuğu olmayanların ve ümidini kaybedenlerin uğrak yeri haline gelen Hazreti Kerim Türbesi, hikâyesiyle merak konusu oldu. İçinde yatan mübarek zatın kim olduğu hakkında çeşitli menkıbevi ve abartılı hikâyeler dolaşmaya […]
Devamını Oku »
‘Hayır, Nareed yalan söylemedik.’ Doktorun sesi titriyordu. ‘Evet, sizi işe aldığımızda gezegendeki yaşam formunu tespit etmiştik; ama başkasına rastlamamıştık ve onu da kontrol altına alarak, Tortuma’daki labaratuvara nakletmiştik. ‘Belli ki yeteri kadar alamamışsınız.’ Dişlerini sıkıyordu. Bir hareketle adamın kafasını gövdesinden ayırabilirdi. Nareed’e tutan tek şey içindeki varlıktı. ‘Dinle beni Nareed. Bulduğumuzda ilkel bir yaşam formuydu. Gezegen yüzeyine düşen mikroskobik bir canlının, minerallerle birleşmesinden var olduğunu düşündüğümüz yeni bir yaşam formuydu. Bu koşullarda hayatta kalabilen bir […]
Devamını Oku »
* Batı cephesinde yeni bir şey yok Bense, yeni bir sayfaya doğru çoktan yola çıkmıştım. Yol kenarında bağdaş kurmuş oturan kör bir Kızılderili’yle her zaman karşılaşmazsınız. Kükreyen Aslan, adı buydu. Gözlerini kimin nerede oyduğundan bahsetmedi, ben de sormadım. “Yaklaş” dedi, yaklaştım. Tek hamlede boğazımdan yakaladı beni, oturttu aşağı. İşaret parmağını ufka doğru uzattı; ** “Aç gözlerini, aç da bak! Dünyanın ortasından geçen şu koskoca nehrin adı; sefalet, ıstırap ve yokluk. Her şeye sahip olduğunu sanan bir ahmaksın, […]
Devamını Oku »