Pozitif Bir Masal Güzel Bir Film – Dungeons & Dragons: Honor Among Thieves

Bunu Paylaşın

Fantastik evrenlerin meraklıları tarafından uzun süredir hevesle beklenen Dungeons & Dragons: Honor Among Thieves / Zindanlar ve Ejderhalar: Hırsızlar Arasındaki Onur filmini sizler için inceledik. İncelememize geçmeden önce geleneksel spoiler uyarımızı yapalım ve fragmanı izleyelim dilerseniz.

Filmin Led Zeppelin imzalı Whole Lotta Love parçası eşliğinde izlediğimiz fragmanı film hakkında geleneksel fragman mantığından daha açık davranıyor bizlere… Buna göre Harper yani Ozan loncasından Edgin (Chris Pine) içinde onu iten bir kontrol ve para hırsı içinde karşılıksız çalıştığı işinden sıkılır ve ufak çaplı suçlara karışır fakat bu suçların sonunda eşini kaybeder ve bebekleri Kira’yı (Chloe Coleman) büyük bir yokluk ve vidan azabı içinde yetiştirmek durumunda kalır.

Bu asla başaramayacağı görev önündeyken bu sefer şansı döner ve Holga (Michelle Rodriguez) ile tanışır. Savaşçı bir kavmin sürgünü olan Holga, Kira’nın bakımında önemli rol alır ve daha sonra aralarına katılan iki kişiyle de bir çete haline gelirler. Bunların biri deneyimli İngiliz oyuncu Hugh Grant‘in canlandırdığı bir dolandırıcı olan Forge diğeri de büyük bir büyücü ailesinin yeteneksiz ferdi olan büyücü Simon’dur (Justice Smith).

Çetenin yolu ne zaman büyücü Sofina (Daisy Head) ile kesişir, eşini geri getirmek için gerekli Diriltme Tableti işi yoluyla Edgin ve arkadaşları yakalanarak dağılırlar. Hapisten çıkan kafadarlar Edgin ve Holga, aile yaşamlarını düzeltmek için bir büyücü loncasını ve eski dostları Forge’u alt etmek zorunda kalırlar. Bu klasik anlamda bir “quest“‘tir. Bereket ki, çetenin iki kötü karakteri yerine kendilerine onlar kadar yetenekli ama “iyi” iki kişi katılır; çekil değiştirici druid Doric (Sophia lillis) ile kötücül hale getirilmiş ırkının kaderinden kaçmayı başaran ve önemli güçlere sahip savaşçı paladin Xenk (Rege-Jean Page).

Son derece başarılı efektler ve şehir temsilleri sizi bekliyor olacak…

Sinopsisi bu şekilde özetlenebilecek film hakkına söylenebilecek ilk şey, klasik ama çok keyifli olan bir “takım” macerasının olağanüstü örneklerinden biri olduğu. Özellikle sarkastik, komplekssiz ve güvenilir bir takımın espri dolu maceraları ve her bir karakterin kişisel hikayesinin kesişiminin son derece başarıyla kotarıldığı bir iş bu. Alameti farikası da mizahı.

Elbette Dungeons & Dragons bir konsept olarak başlı başına kendini gösteriyor ve bunu yaparken seyirciyi inandırmayı da başarıyor. Yapımda uğranılan her karakter, şehir, ortam, çatışma her bir öğe hem masalsı hem de gerçekçi olmayı başardığı kadar, kostümünden makyajına kadar da plastik kopyalar olma kaderini yeniyorlar. Buradan hareketle ifade etmek gerekir ki, sinematografik açıdan çok da başarılı bir iş çıkartıyor.

Bu, ince bir denge; bir başka deyişle yapım, Netflix Witcher veya Amazon Rings Of Power‘ın başaramadığı bir gerçek/masal dengesini yakalamayı başarıyor. Bu noktada filmin görece tecrübesiz ve esasen senarist olan ortak yönetmenleri John Francis Daley ve Jonathan Goldstein’i ekipleri ile birlikte kutlamak gerekiyor. Efektlerin de plastik olmaktan uzak ama tatmin edici ve özenli olduklarını yine ifade etmemiz bir gereklilik…

Takım ruhunun ve mizahi bir filmin ciddiyetinin temsili: Labirent Arena…

Yapımın güçlü olduğu bir başka nokta da Lorne Balfe soundtrack albümü. Elektronik, rock, klasik batı ortaçağı melodileri gibi farklı türlerden tatmin edici temalar son derece keyifli ve izleyiciyi yapımda tutarlarken, en azından bu satıralrın yazarı için devrimsel olabilecek bir konsept de kendisini ayrıca gösteriyor; bazı soundtrack temaları filmin ses efektlerinden oluşturularak, ortam sesleri ritmik melodiler haline getiriliyor. Örneğin labirent arenada labirentin duvarlarının yükseliş ve alçalışları sahneye eşlik eden temayı oluşturuyor.

Oyunculuklara gelelim; öncelikle yapım yıldızlarla, emektarları son derece başarıyla harmanlamayı başarıyor. Ayrıca bu film yıldızlar konusunda eksiklik de çekmiyor. Sırasıyla ünlü oyuncular Chris Pine, Hugh Grant ve Michelle Rodriguez rollerinde çok eğleniyorlar ve bunu izleyiciye geçirmeyi de başarıyorlar. İkincil kuşaktaki oyuncular da ilk kuşaktakiler gibi görevlerini son derece başarı ile yansıtıyorlar. Esasen işleri biraz da kolay çünkü yaımda oyunculardan beklenen zaten tek boyutlu performansları eğlenceli şekilde vermek. Doric rolündeki Sophia Lillis’in sevimliliği ve Xenk rolündeki Rege-Jean Page’in sinir bozucu doğruluğu eğlendirici olsa da bu kuşakta kendini tam olarak göstermeyi başaran Simon rolündeki Justice Smith oluyor. Oyuncu, yardımcı oyuncudan başrole geçmeyi başarıyor.

Petrol saçan ejderha ve savaş sahnesi; bir masalın içindeki gerçekçi sinematografi…

Bununla birlikte Kira rolündeki çocuk oyuncu Chloe Coleman’ı gergin ve rol yaptığı belli, kötü büyücü Sofina rolündeki Daisy Head’in de fazla abartılı performanslar sergilediğini söyleyebiliriz.

Dungeons & Dragons konseptinin nasıl yansıtıldığı konusunu materyale daha hakim olan kitlelere bırakılmalı ise de, yapımın bu anlamda aldığı eleştirilerin de son derece pozitif olduğu söylenebilir. Zaten 2000 yılı yapımı öncülü ile kıyaslandığında -ki o filmde de ünlü İngiliz aktör Jeremy Irons ve dönemin yükselen yıldızı Justin Whalin vardı- bu filmde en azından mikrofonun boom’unun görünmediğini söyleyebiliriz!

Filmin eleştirilecek bir yanı yok mu? Esasen filmin amacı hesaba katıldığında yok. Ancak senaryosunun biraz giriftlikten uzak ve hırsızlık planlamalarının ötesinde ikinci planda bir öze ve büyük resme sahip olduğu söylenebilir. Yine de metaforik bazı göndermeler de senaryoda kendine mizahi bazda yer bulmuyor değil. -Xenk’in dümdüz yürüyerek kayanın üzerinde geçmesi gibi…-

Keyifle izlenecek pozitif bir masal, güzel bir film ve materyale hakim kitlelerin tatmin olacağı filmi tavsiye ederek incelememize son veriyoruz.

Esen kalın.

Yazıyı beğendiniz mi?

Ortalama puan 0 / 5. Oylama sayısı: 0

Bunu oylayan ilk kişi olun

RSS
Follow by Email
Twitter
Visit Us
Follow Me
YouTube
YouTube
Instagram

Cevap Yaz

Oturum aç:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir