Merhaba, ben Murat B.Sarı. Eğer sitemizi ilk döneminde takip ettiyseniz beni "Yarıaydın" olarak hatırlayabilirsiniz. Aslında bu rumuz hakkımda oldukça açıklayıcı denilebilir. Yani şu evrendeki bilginin ne kadarına hakim olabilir ki insan? Günümüz dünyasında "T" insan olmak makbul ve ben uzmanlığımın sanata dair herşey hakkında olmasını yeğliyorum. Umarım bunu birlikte başarırız. Yeni maceralarda görüşmek dileğiyle...
Bugün, biraz gecikmeyle de olsa Atatürk 1881-1919 filminin 2.bölümüne dair bir incelemeyle karşınızdayız. İncelememize geçmeden önce geleneğimiz olduğu üzere filmin fragmanını izleyelim. Fragmanın da açıklıkla ifade ettiği gibi serinin bu ikinci filmi büyük oranda Çanakkale Savaşı üzerinde duruyor. Yarbay Mustafa Kemal‘in askeri dehasının kendini gösterdiği öncelikle Conkbayırı ve Anafartalar Kahramanı payesine ulaştığı bu arena, gerçekten de Atatürk‘e generallik yolunu açmakla kalmayacak, onu, Enver Paşa‘nın direkt rakibi yapacak ve Padişah Vahdettin‘in de katıldığı büyük bir güç […]
Devamını Oku »
Oğlumu üç senedir görmedim. Üç sene önce bana attığı bu son mesajda görmüştüm onu, o zaman beş yaşındaydı. Tüm çocukluğunu kaçırmanın acısını içimde yaşarken acaba diyorum, Ay’a yerleşmekle iyi mi yaptım? Düşününce, elimde ona dair sadece birkaç hayalet var. Ama annesiyle görüşmeye devam edemezdim, yaptığından sonra olmazdı, olamazdı. Mahkeme de velayeti bir çöpçüye verecek değildi ya… “Güle güle babacığım, çabuk gel olur mu?” Bu hologramı her seyrettiğimde aynı acıyı yaşıyorken neden tekrar tekrar izliyorum bunu? […]
Devamını Oku »
Bugün müzik kutusunda, on yıl kadar önce hayata veda etmiş ama görece uzun kariyerinde unutulmaz melodilere imza atmış bir kompozitörü dinleyeceğiz; James Horner. Soundtrack albümlerini bestelediği filmlerin karakterine uygun melodileri duygusal bir açıdan yansıtmayı başaran sanatçıdan ilk seçimimiz 1995 yılından geliyor; Braveheart / Cesur Yürek. Mel Gibson’un hem yönetmenliğini hem de başrolünü üstelendiği bu epik tarihi filmin oscarlardaki performansı her ne kadar Horner’a aynı başarıyı getirmese de, melodisi sinema tarihinin unutulmazları arasına girmişti. İkinci parçamız […]
Devamını Oku »
Bugün, 1951 Belgrad doğumlu çizer Enki Bilal‘in 1980’de başladığı Nicopol üçlemesine ve üçlemenin ilk iki çizgi romanının 2004 tarihli live action versiyonuna dair karşılaştırmalı bir görsel galeri hazırladık sizlere. Bu bir görsel galeri olduğu için, materyalin oldukça karmaşık distopik yapısına dair söyleyeceklerimiz küçük açıklamaları geçmeyecek. Ancak distopik, siberpunk ve biopunk temalarının kesiştiği noktadaki materyalin görsellerinin bile yeterli olacağı kanaatindeyiz. İyi seyirler. İlk olarak sizleri Nicopol ve Horus ile tanıştırıyoruz. Üstte çizgi romandaki zoraki ikili, Ve […]
Devamını Oku »
Kenancık yerel gazetede kendisini çok ilgilendiren bir röportajı okuyordu… …Kulak estetiği genellikle kulak kepçesi arkasından iğ şeklinde bir deri parçasının çıkartılması ile başlar…. Kulak tabanı ile kafa kemik zarı arası dikişler… öne doğru dönük kaldığı gözlenir. …kulak ameliyatı tamamlanır. Pansuman yapılır. Lokal anestezi altında ameliyat olan hastalar aynı gün evlerine gidebilirler… Kaç lira acaba diye düşündü çocuk, haberde yazmıyordu. Polatlı, Ankara kadar pahalı değildi ama bu ameliyat her halükarda 9 yaşında bir çocuğun yaptırabileceği bir şey […]
Devamını Oku »
Bu pazar gününü Ridley Scott’un yeni tarihi filmi Napolyon’a ayıracağız. Kadrosunda Joaquin Phoenix gibi ağır bir top ile son dönemlerin büyük ihtimalle en iyi kadın oyuncusu olan Vanessa Kirby gibi iki ağır topu içeren filmin incelemesine geçmeden önce adetimiz olduğu üzere fragmanı izleyelim. Bununla birlikte bugün bir spoiler uyarısı yapmayacağız, zira filmde, tarihi bir figürün hayatından fazla bir drama öğesi bulunmuyor. Bu noktada kullandığımız “geçemiyor” tanımlamasını açmakta fayda var. Çünkü film, bir acemilik sebebiyle karakter […]
Devamını Oku »