Tibor Magneff hanın kapısını açtığında kendisini neyin beklediğini aşağı yukarı biliyordu. Tütünün ve yanan şömine ateşinin göz yakan dumanına alkol ve soğuk bölge insanlarının özelliği olan az yıkanmaktan ileri gelen vücut kokularının karışımı eklenince ortaya çıkan şey mide bulandırıcı oluyordu. Bulduğu şey ise öyle olmadı. Han neredeyse boştu ve temizdi. Han sahibi olduğunu tahmin ettiği adamın maşrapaları dizdiği uzak köşedeki tezgâha yöneldi. Yardımcıları dışarıda atlarla ilgileniyorlardı. ‘İyi günler.’ İri adam kendisini tepeden tırnağa süzerken gülmemek […]
Devamını Oku »
