kelimelerin gucu, kısa hikaye, fantastik, bilim kurgu, sinema, oyun, short story, fantasy, sci-fi, cinema, game, kurgusal.net
Ahorii’nin ölüm çukurları sadece en iyi dövüşçüleri belirlemez. Aynı zamanda en acımasızlarının da ilan edildiği yerlerdir. Yüzbinlerin seyrettiği dövüşler bir gün döngüsü boyunca devam eder. Tetta Prime kıtasının yağmur mevsimine denk gelen dövüşlerde, ölümün kara lekesini topraktan silmek istercesine durmadan yağan yağmur dövüşçülerin işini zorlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Bu zorlu şartlarda dövüşçülerin sadece marifetleri değil, dayanıklılık ve psikolojik sağlamlıkları da hayati önem taşır. Konforlu koltuklarında oturmuş ve dövüşün sadece bir gününü seyretmek için binlerce […]
Devamını Oku »
Vücudunu hissetmiyordu; ama sürükleniyordu, birisi ya da bir şey sürüklüyordu. Aklına ilk gelen ejderha oldu ama ensesinden tutulduğu için bu ihtimali yok saydı. Kalkmaya çalıştı, direnmek istedi fakat tüm gücü vücudunu terk etmişti. Kafasını kaldırıp etrafına baktı. Bir yerlerden güneş ışığı sızıyordu; ama etrafı seçebileceği kadar değil. Karanlık bir köşeye doğru çekildi. Kendinde bağıracak gücü bulup tam ‘Neler oluyor?’ diye bağıracaktı ki bir el ağzını sıkıca kapattı. Karanlığın içinden Tibor Magneff eğildi ve burnunun dibine […]
Devamını Oku »
Tibor Magneff, iştahla yanan ateşin başında az pişmiş bifteğin tadına baktığını hayal ediyordu. Aslında kırsalda at sürdükleri iki gün süresince bu düşünce aklından hiç çıkmamıştı. Adi bir düzenbaz yüzünden buralara kadar gelmiş olmasının sıkıntısı her geçen an daha da artıyordu. Huysuz bir tavırla sordu; ‘Daha ne kadar var onbaşı?’ Onbaşı Chadsun komisyonerin sesindeki sabırsızlığı fark etmişti. ‘Az kaldı efendim.’ ‘Tahminen?’ ‘Yarım fersahtan biraz fazladır.’ İstikametleri ejderha saldırısına uğramış komşu kasaba Saadberg’di. Sabahın yeni olduğu anlarda […]
Devamını Oku »
Eğer tek başına yolculuk yapsaydı ölü kralların vadisini fark etmeden yoluna devam ederdi; fark etse bile yolunu değiştirip bu ürpertici yere girer miydi, cevaptan emin değildi. Vadi çok sessizdi, Kyal için fazla sessiz… Göz alabildiğine uzanan düzlüğün ortasında, yaratıcının sanki kudretli yumruğu ile açtığı çukurun dibine doğru ilerleyen grup; şaşkınlık içinde etrafı seyrediyordu. Birkaç büyük kayanın arasından tatlı bir meyille inen yolu görmek bu toprakların yabancısı olanlara çok zordu. Markus mağrur bir tavırla konuşuyor, buranın […]
Devamını Oku »
Tundra… Her yer göz alabildiğine kırmızı renkli bodur otlarla kaplıydı. Ufukta uzanan, adını bilmediği tepelerin karlı doruklarına bakarken esen soğuk rüzgâr yüzünü donduruyordu. İleride görünen küçük göl, kendisini de üşüten kuzey rüzgârının tacizi altında titriyordu. Yola çıkalı yarım gün olmuştu ve Kyal daha şimdiden pişman olmuştu. Pişmanlığının nedeni bu insanları aldatmak üzere olmasının verdiği suçluluk ve beraberinde gelen; onlara karşı duyduğu bağlılık hissi değildi. Bu duygulardan sıyrılalı çok zaman olmuştu. Vicdanı artık kendisiyle konuşmuyordu. Aptal […]
Devamını Oku »
Merak etmekten kendimi alamıyorum, her şeye rağmen, genel anlamda, sonuç nedir? Bedel nedir, değeri, kazanç? Obould yüzlerce belki binlercesinin ölmesine değecek bir şey başaracak mıdır? Kalıcı bir şey kazanacak mıdır? Yüksek yamaçta cücelerin yaptığı direniş Bruenor’un halkına değecek bir şey getirecek midir? Savunulması çok daha kolay olan Mithral konağına, tünellere çekilemez miydiler? Bundan yüzyıl sonra; geriye sadece kemikler ve taşlar kaldığında, kimse umursayacak mı? Sezgisi olan ırkların pek çoğunun kalplerinde şanlı savaş hayallerinin ateşini (benimki […]
Devamını Oku »