kelimelerin gucu, kısa hikaye, fantastik, bilim kurgu, sinema, oyun, short story, fantasy, sci-fi, cinema, game, kurgusal.net
Öne doğru eğildi ve önce sağa, sonra sola doğru yaylanarak darbelerden kaçmayı başardı. Saldıracak bir açıklık arıyordu; ama rakibi bir türlü o şansı vermiyordu. Elindeki sopayı kafasının üstünde döndüren adam bir adım geri çekilerek Nareed’in kafasına doğru sert bir vuruş yaptı. Saniyeden daha kısa bir sürede gösterdiği refleks sayesinde kurtulan Nareed geriye perendesini tamamlayarak sol dizinin üzerinde durdu. Babası görse gurur duyardı. Babasını ve ailesini düşünerek dikkatini dağıtması yenilgi demekti. Ana odaklanmaya çalıştı. Bir sonraki […]
Devamını Oku »
Atık öğütme alanına geldiğini ünitenin durmasından anladı. Çıkması gerekiyordu çünkü boşaltma süreci başladığında makinanın kapısı kapanacaktı. Yan kapağı araladı ve bir ara sokakta olduğunu gördü. Etrafta kimse görünmüyordu İşlemini yeni bitirmiş bir ünite yanından hızla geçti. Bir an önce görevine dönmek isteyen programlanmış makinalar. Kendi gezegeninde makinalara pek itibar edilmezdi. Annesinin sözleri geldi aklına. Küçük Nareed’in saçlarını tararken ‘Kendi işini yapamıyorsan kendi hayatını da yaşayamazsın.’ O zamanlar anlayamadığı pek çok şeyi geçen zaman Nareed’e öğretmişti, […]
Devamını Oku »
“Bir zamanlar,” dedi yaşlı kadın, “atalarımız bu evrenin hakimiydi. Ta ki kozmoslar gelene kadar.” Tr!k, kadının karşısında soluksuz oturan çocukları izlerken içinden devam etti. “Savaştılar onlarla ve yenildiler. Buraya kaçtılar. Alterna’ya… Yeşil taşlar enerjileri, tılsımları kalkanları oldu.” Tr!k kafasını kaldırıp, mavi parıldayan gökyüzünün ötesini düşündü. Ötesindeki o korkunç yaratıkları görmüştü. Ama kozmoslar?.. Onlar belki de sadece efsaneydi. Tr!k’ı aslında zaten bildiği tüm bu düşüncelerden uyandıran şey, paradoksal olarak yine bildiği şeyleri anlatan yaşlı kadının sesi […]
Devamını Oku »
Odasına vardığında kendisini daha iyi hissetmiyordu. Oysaki öyle olacağına dair bir ümidi vardı. İstasyondan çıktıktan sonra bir süre amaçsızca yürümüş, kendisini meyve satmaya çalışan yerel bir genci fena halde terslemiş, iki kez karşılaştığı yerel güvenlik güçlerinden yardım istemeyi düşünmüş; ama kendisini tehdit eden insan eğer iddia ettiği şeyse, ne yerel güvenliğin ne de askeri kuvvetlerin kendisini koruyamayacağını bildiği için bu fikrinden vazgeçmişti. İçinde kopan fırtınayı, karnındaki garip burulmayı, normalden daha büyük olan kalbinin hızlı atışını […]
Devamını Oku »
Ahorii’nin ölüm çukurları sadece en iyi dövüşçüleri belirlemez. Aynı zamanda en acımasızlarının da ilan edildiği yerlerdir. Yüzbinlerin seyrettiği dövüşler bir gün döngüsü boyunca devam eder. Tetta Prime kıtasının yağmur mevsimine denk gelen dövüşlerde, ölümün kara lekesini topraktan silmek istercesine durmadan yağan yağmur dövüşçülerin işini zorlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Bu zorlu şartlarda dövüşçülerin sadece marifetleri değil, dayanıklılık ve psikolojik sağlamlıkları da hayati önem taşır. Konforlu koltuklarında oturmuş ve dövüşün sadece bir gününü seyretmek için binlerce […]
Devamını Oku »
Vücudunu hissetmiyordu; ama sürükleniyordu, birisi ya da bir şey sürüklüyordu. Aklına ilk gelen ejderha oldu ama ensesinden tutulduğu için bu ihtimali yok saydı. Kalkmaya çalıştı, direnmek istedi fakat tüm gücü vücudunu terk etmişti. Kafasını kaldırıp etrafına baktı. Bir yerlerden güneş ışığı sızıyordu; ama etrafı seçebileceği kadar değil. Karanlık bir köşeye doğru çekildi. Kendinde bağıracak gücü bulup tam ‘Neler oluyor?’ diye bağıracaktı ki bir el ağzını sıkıca kapattı. Karanlığın içinden Tibor Magneff eğildi ve burnunun dibine […]
Devamını Oku »